Moderatör
Mesaj Sayısı: 919
Çevrimiçi
|
 |
« Yanıtla #1 : 25 Mayıs 2007, 21:48:07 21:48* » |
|
ZEYD BIN ERKAM R:A
Zeyd b. Sabit r.a buyurur ki
- Gözlerim ağrıyordu. Hz. Peygamber beni ziyarete gelerek
“Ey Zeyd! Eğer gözün bu ağrıdan dolayı giderse, sen ne yapacaksın?” dedi. Ben de
“Sabredeceğim. Allah’tan sevap talep edeceğim” dedim. Hz. Peygamber
“Eğer gözün bu hastalıktan dolayı gittikten sonra sabreder; Allah’tan sevap talep edersen, senin sevabın cennet olacaktır” dedi.[1]
- Peygamber’le beraber, hasta olan Zeyd b. Erkam’ı ziyarete gittik. Zeyd iki güzünden şikâyetçiydi. Hz. Peygamber
“Ey Zeyd! Eğer senin gözün bu hastalıktan ötürü kör olursa, sen de sabır gösterir, Allah’tan ecir talep edersen, Allah’a kavuştuğunda üzerinde herhangi bir günah kalmadığını göreceksin” buyurdu.[2]
- Hz. Peygamber, kendisinde bulunan bir hastalık sebebiyle Zeyd’i ziyarete gelmişti. Hz. Peygamber Zeyd’e
“Bu hastalığından kurtulacaksın, Fakat benden sonra yaşlandığın ve gözlerin kör olduğunda ne yapacaksın?” dedi. Zeyd de
“O zaman sabır göstereceğim ve Allah’tan ecir talep edeceğim” dedim. Hz. Peygamber
“O zaman hesapsız olarak cennete girersin” buyurdu. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Zeyd b. Erkam’ın iki gözü de kör oldu.[3] [1] Buhari, Edeb, s. 78 (Zeyd b. Erkam’dan).
[2] Heysemi, II/308 (İmam Ahmed, Enes’den).
[3] Kenz, II/27 (Ebu Ya’la ve İbn Asakir, Zeyd b. Erkam’dan). Taberani’nin rivayetinde “Hz. Peygamber vefat ettikten sonra Zeyd’in gözleri kör oldu. Sonra Allah ona gözlerini geri verdi. Sonra Zeyd vefat etti” eki vardır.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/136.
------------
Hz. Peygamber’in “Haramdan oluşup gelişen vücutlar için en layık şey ateştir” bu hadisi de rivayet edenler arasindadir ------------- İbn Ömer , Usame b. Zeyd, Zeyd b. Erkam, Bera b. Azib gibi birkaç kişi daha gördüm ki onlar da baldırlarının yarısına kadar sarkan izar giyerlerdi Ebu Nuaym, Hilye, I/341 (Ebu İshak’dan). ------------------ Zeyd b. Erkam ve Bera b. Âzib’e, altın ve gümüş mübadelesini sordum. Hangisine sorduysam, bana “Ona gidip sorun. O benden daha hayırlı ve daha âlimdir” diyordu.[1]
- Artık her önüne gelen, en ağır meselelerde fetva veriyor. Halbuki böyle bir mesele Ömer’e sorulduğu zaman, Bedir ashâbını toplar onlara danışmadan fetva vermezdi.[2]
[1] İbn Abdilber, Câmi, II/166 (Ebu Minhâl’den).
[2] Kenz, V/241 (İbn Asakir, Ebu Husayn’dan).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/529.
Zeyd b. Erkam’ın Yaşlandığında Hadis Nakletmeden Kaçınması
- Zeyd b. Erkam’a geldiğimizde “Rasûlullah’tan bize hadis naklet!” derdik. O da
“Biz yaşlandık, unuttuk. Allah Rasûlünden hadis nakletmek mesuliyetli birşeydir” derdi.[1]
-------------------------------------------------------------------------------- [1] Kenz, V/239 (İbn Asakir, İbn Ebi Evfa’dan).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/518.
Hz. Ömer gelecek bir heyeti karşılamak üzere halkı toplamak istedi. Bunun, için de Zeyd b. Erkam’a
“Çık, herkesten önce Hz. Peygamber’in ashabından görebildiklerini buraya gönder. Onlardan sonra da kendilerini takip eden ikinci kuşaktan kimi görürsen buraya gelmelerini söyle” dedi. Bu şekilde insanlar Hz. Ömer’in huzurunda toplanarak saf bağladılar.[/color]
Hz. Peygamber’in Namazdan Sonraki Duasıyla İlgili Zeyd b. Erkâm ve Hz. Ali’nin Rivayetleri
- Hz. Peygamber namazı bitirince “Ey rabbimiz. Ey herşeyin rabbi! Ben şehadet ederim ki, ancak sensin rab! Biriciksin sen, ortağın yoktur. Ey Allah’ım! Ey rabbimiz! Ey herşeyin rabbi! Ben şehadet ederim ki, Muhammed senin kulun ve Rasûlündür. Ey Allah’ım! Ey herşeyin rabbi! Ben şehadet ederim ki, bütün kullar kardeştirler. Ey Allah’ım, ey rabbimiz, ey herşeyin rabbi! Beni kendim için ve ehlim için ihlaslı kıl ve her saatte, dünyada ve ahirette. Ey celal ve ikram sahibi! Dinle ve duamı kabul eyle. Allah yücelerin en yücesidir. Ey Allah’ım! Gökleri ve yeri nurlandır. Allah yücelerin en yücesidir. Allah bana kafidir. Ne güzel vekildir. Allah yücelerin yücesidir” diye dua ederdi. --------------------- Ben size ancak Rasûlullahın dediği gibi derim. Hz. Peygamber şunu söylüyordu: “Ey Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınıyorum. Ey Allah’ım! Nefsime takvasını ihsan eyle. Onu tertemiz kıl. Çünkü sen tertemiz kılanların en hayırlısısın. Onun velisi ve yardımcısı sensin. Ey Allah’ım! Yararlı olmayan bir ilimden, korkmayan bir kalbden, doymayan bir nefisten, kabul olunmayan bir duadan sana sığınıyorum.”zeyd bin erkam
- Hz. Peygamber namazdan selam verince “Yarabbi! Takdim ettiğimi ve tehir ettiğimi, gizlice yaptığımı, açıkça yaptığımı ve israf ettiğim her hususta beni affeyle. Senin benden daha iyi bildiğin hususta beni affeyle. Mukaddim, müehhir sensin, senden başka ilah yoktur” derdi.[2]
-------------------------------------------------------------------------------- [1] Ebu Davud, II/358 (Zeyd b. Erkâm’dan).
[2] Ebu Davud, II/358 (Hz. Ali’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/102.
------------------
Zeyd b. Erkâm şöyle anlatıyor: Ben Abdullah b. Revaha’nın elinde yetişen bir yetimdim. Mute seferinde beni terkisine alarak götürdü. Allah’a yemin ederim ki, o gece sabaha kadar şiirler okudu ve devesine hitaben de, “Beni günlerce uzaktan savaş meydanına götürünce, artık sana başka bir yolculuğu teklif etmeyeceğim. Çünkü benim arzum, Allah yolunda şehid olup ailemin yanına bir daha dönmemektir. Kardeşlerim dönerken, beni Şam ülkesinde toprağa verip kimsesiz ve yalnız bırakmaları tek dileğimdir. İşte o zaman, arkamda bahçe, servet ve saman kalmış umurumda değildir” diye bir şiir okudu. Ben bunu duyunca, ağladım. Beni kamçısıyla dürterek, “Neden ağlıyorsun? Sen sağ-sâlim evine döndükten sonra, Allah’ın bana şehidlik vermesinde senin ne zararın var?” dedi.[1]
-------------------------------------------------------------------------------- [1] Bidaye, IV/243; Hilye, I/119.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/514-515
---------
- Hz. Peygamber bir gün
“Kim “Lâilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözünü ihlasla söylerse cennete girer” buyurdular.
“Ey Allah’ın Rasûlü! İhlasla söylenmesinden kasıt nedir?” diye sorulduğunda da şöyle cevap verdiler:
“Söyleyen kimseyi haramlardan alıkoyduğunda bu, ihlasla söylenmiş demektir” zeyd bin erkam r.a
|