Moderator..
Mesaj Sayısı: 4981
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #30 : 09 Ekim 2008, 21:51:05 21:51* » |
|
Aziz, sıddık kardeşlerim,
Denizli’nin bir Hüsrev’i Hasan Feyzi’nin uzunca, tafsilâtlı bir mektubunu vasıtanızla aldım. Ve bildim ki, nasıl bir dane toprak altına konulur, tâ çok daneleri sümbül versin; aynen öyle de, şehid merhum Hafız Ali o tarlada, toprak altına girdi, otuz kırk Hafız Ali’leri sümbül verdi ve verecek, kanaatım geldi. Siz, benim tarafımdan ona ve Risale-i Nur’un hizmetine çalışanlara yazınız ki:
Bir iki sene zarfında Denizli kahramanları, yirmi sene kadar Risale-i Nur’a hizmet ettiklerinden, biz Risale-i Nur şakirtleri ebede kadar onların bu iyiliklerini unutmayız. Ve Denizli, nazarımızda ikinci bir Isparta hükmüne geçtiği gibi, hapishanesini dahi bir medrese-i Nuriye mânâsında biliyoruz.
Feyzi’nin mektubunda isimleri bulunan ve bilhassa hâkim-i âdil ile beraber hakikî adâlete çalışanlar (Ç.H.M.) ve Avukat Ziya gibi bütün o zatlar, değil yalnız bizi, belki Anadolu’yu ve âlem-i İslâmı mânen minnettar eylemişler. Onlar, bizim gibi Risale-i Nur’a sahiptirler. Eğer lüzum olsa, elime teslim edilen bir kısım mecmuaları da onlara emaneten okutmak için göndereceğim. Orada kalan kitaplar, lüzumu varsa, muattal kalmamak şartıyla kalabilirler. Büyük mecmua elinde bulunan, muattal bırakmamak ve okutmak ve mümkünse hapishaneyi teşrik etmek şartıyla onun elinde kalsın. Daha isterse, daha başkaları da ona ve oraya göndereyim.
Ben Denizli gibi, az bir zamanda, bize ve Risale-i Nur’a metin kahraman sahipleri ve kardeşleri verdiği için, elimden gelse, kemâl-i sürur ve sevinçle onların mübarek hapishanesinde bakiye-i ömrümü geçirmek istiyorum. Bizimle çok alâkadar ve hapishanede görüştüğümüz veya bana hizmet eden Beylerbeyli Süleyman ve Tavaslı Mehmed Çavuş gibi ne kadar dostlar varsa, hepsine çok selâm ediyorum ve her vakit mânevî kazançlarımıza ve dualarımıza dahildirler. Ve Feyzi’nin mektubunda isimleri bulunan zâtlara bilhassa birer birer selâm ve umumunun Ramazanlarını ve leyle-i Kadirlerini ruh u canımızla tebrik ediyoruz.
Milâslı Halil İbrahim, hakikaten Risale-i Nur’un demir gibi metin ve sarsılmaz bir şakirdidir. O kasaba onunla iftihar etmeli. Hem o zatın, hem Hasan Feyzi’nin haddimden yüz derece ziyade hüsn-ü zanları neticesinde yazdıkları parlak manzum iki parçayı, Risale-i Nur’a hitap ediyorlar ve benim ehemmiyetsiz şahsımı perde ve ârizî bir ünvan olarak yapmışlar diye kabul ediyorum. Yoksa benim ne haddim var ki o meziyetlere sahip olayım. Hem ona, hem Risale-i Nur’un avukatı Ahmed Feyzi’ye ve arkadaşlarına ve eski kahraman kardeşlerimizden Şefik’e çok selâm ve dua ediyoruz.
Kardeşlerim, Âyetü’l-Kübrâ Ramazan’da zuhur ettiği gibi, zannımca Ramazan’da da matbaadan çıktığını, Isparta’ya geldiğini ve Ramazan’da serbestiyetle okunması ve camilere okutmak için girmesi gibi, bu Ramazan-ı Şerifte Âyetü’l-Kübrâ’dan çıkan ve bir saat tefekkür bir sene ibadet mânâsını taşıyan Hizb-i Nuriye Âyetü’l-Kübrâ’dan çıktığı misillu, bizim tesbihatımızda otuzüç defa Lâ ilâhe illâllah Âyetü’l-Kübrâ’nın berekâtı ve feyziyle on dakikada aynı hakikat-ı tevhidi veren iki sahife kadar Ramazan’ın nuruyla kalbe ihtar edildi. Ben de on dakikada Âyetü’l-Kübrâ’nın tamamını okuyor gibi ve herbir mertebede, mukaddemesinde denildiği gibi küre-i arzın küllî dili benim hayalen lisanım olup Lâ ilâhe illâllah der; ve denizler ve dağlar, o unsurların ve insan tabakatlarının lisan-ı halleri benim dillerim olup Lâ ilâhe illâllah der diye, ben de herbir Lâ ilâhe illâllah dedikçe, ya bilisan-ı arz, ya bilisan-ı semâvât, ya bilisan-ı cev, ya bilisan-ı anâsır derim; gibi... İnşaallah, sonra size gönderilecek.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Emirdağ Lahikası
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
İmân ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saâdet...
|
|
|
Mesaj Sayısı: 1141
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #31 : 10 Ekim 2008, 09:26:42 09:26* » |
|
Kur’ân’a ait mesâille iştigal, bir nevi mânevî mütefekkirane Kur’ân okumak hükmündedir. Hem ibadet, hem ilim, hem marifet, hem tefekkür, hem kıraat-i Kur’ân mânâları risalelerin istinsah ve mütalâalarında vardır itikadındayız. Zaten bu ciheti siz takdir etmişsiniz. (Barla Lahikası)
Nurlarla ya okumak veya okutmak veya yazmak suretindeki meşguliyet, tecrübelerle kalbe ferah, ruha rahat, rızka bereket, vücuda sıhhat veriyor. (Şualar)
Nur Talebeleri, tek birşeyi gaye edinmiştir: "Îmanlarını kurtarmak niyetiyle Risale-i Nur’u okumak ve rıza-i İlahî için îman ve İslamiyete Risale-i Nur’la hizmet etmek." Bu gayelerinde muvaffak olmak için, herşeylerini bu hizmete hizmetkar yapmışlardır. (Tarihçe-i hayat)
Risale-i Nur’u okumak, on defa benimle görüşmekten daha kârlıdır. Zaten benimle görüşmek âhiret, iman, Kur’ân hesabınadır. Dünya ile alâkamı kestiğim için, dünya hesabına görüşmek mânâsızdır. Âhiret, iman, Kur’ân için ise, Risale-i Nur daha bana ihtiyaç bırakmamış. (Emirdağ Lahikası)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 3435
Çevrimdışı
Keçelilerin ANNESİ..
|
 |
« Yanıtla #32 : 07 Kasım 2008, 23:04:51 23:04* » |
|
Elhamdülillah, bu sene Isparta daki talebelerinizi
dünyevi meşağil daha çok gaflete sokmadı.
Hizmet-i Nuriyedeki gayretlerimiz ciddi bir surette devam ediyor.
Herbirimizin kalblerimizdeki Nura karşı incizap, simalarımızda okunuyor.
Sanki bu talebelerinizin kalbleri sevinçle doludur.
Evet sevgili Üstadımız, bütün talebeleriniz hep birden diyorlar:
Liyakatsizliğimiz, hiçliğimizle beraber safiyane istihdam edildiğimiz
bu hizmet-i Nuriyede bedi bir Üstada
hem talebe, hem katip, hem muhatap, hem naşir, hem mücahid, hem halka nasih, hem Hakka abid
olmak gibi cihandeğer güzelliklerin hepsini birden bize veren
Hazret-i Allah'a ne kadar şükretsek azdır.
Ve bu yapmak istediğimiz şükürler dahi,
Halıkımızın fazlıyla kalbimize gelen bir ihsan olduğunu tahattur eden
biz talebelerinizin kalblerini sürur ve sevinç dolduruyor.
Masum Nursluların Üstadımızın
küçüklüğünde geçirdikleri hayatın müteşekkirane bir tarzı,
hal ve etvarımızda okunuyor.
Hudutsuz şükürler, nihayetsiz senalar olsun o Zât-ı Zülcelâle ki,
bizleri cehl-i mutlak derelerinden,
isyan ve küfran bataklıklarından
lütuf ve keremiyle çıkarıp,
gözleri kamaştıran en parlak bir Nur'a talebe etmiştir.
Eğer sevgili Üstadımız "iktiran" tabir edilen iki nimetin beraber geldiğini
daha evvelden bize izah etmeseydi,
çok minnettarlıklarımızı kalblerimize tercüman olan kalemlerimizden okuyacaklardı.
Evet, sevgili Üstadımız, biz kendimize bakıyoruz,
Risale-i Nur'a muhatap olamıyoruz.
Buna rağmen, ihtiyaç şiddetlendikçe,
Halık-ı Rahimin merhametli tecellilerini müşahede ediyoruz.
Kalb-i Üstad, parlak bir ayna, bir mazhar, bir ma'kes;
lisân-ı Üstad; âli bir mübelliğ, bir muallim, bir mürşid;
hâl-i Üstad, tecessüm etmiş en güzel bir örnek, bir nümune, bir misâl oluyor.
Tavaif-i beşerin ihtiyaçları yazılıyor, gösteriliyor.
ilâ âhir..
Emirdağ Lâhikası | İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi | 60
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 07 Kasım 2008, 23:09:34 23:09* Gönderen: neolsun »
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 3435
Çevrimdışı
Keçelilerin ANNESİ..
|
 |
« Yanıtla #33 : 10 Kasım 2008, 16:40:53 16:40* » |
|
Risale-i Nur'un hizmet ettiği hakaik-i imaniye
herşeyin fevkinde olduğu gibi,
bu zamanda herşeyden ziyade onlara ihtiyaç var.
Fakat kalbini öldürmüş, nefsini hevesatla şımartmış mülhidler,
imandaki hakikatın derece-i ihtiyacını inkâr ettiklerinden,
"Ehl-i diyanet ve ehl-i ilmi sevk eden, tahrik eden makasıd-ı dünyeviye ve ihtiyacatıdır" diye itham ediyorlar.
O ithama göre de pek insafsızcasına onlara ilişiyorlar.
Bu bedbaht mülhidleri kat'î bir surette iskât etmek,
bilfiil, maddeten öyle fedakarlar lazım ki,
dünyanın en mühim meşgaleleri,
belki büyük zararları onların hakaik-i imaniye ihtiyaçlarını susturmuyor.
"Acaba öyleleri var mı?" diye hatırlarına geldi.
Evet, vardır: İşte Isparta Vilayeti ve havalisi.
İşte, Sandıklı tarafından üç dört ay zarfında
Risale-i Nur'u herşeye tercih eden efeleri ve mücahidleri diye dâvâ etmiştim.
İki saat sonra, hiç memul etmediğimiz bir tarzda, Rahmetullah namını alan Emin, iki sandıkla o dâvâya iki hüccet gösterdi.
Kardeşimiz Kâtip Osman'ın mektubu, ayrı ayrı çok meraklarıma bir merhem oldu.
Cenab-ı Hak, onun gibi Risale-i Nur'a binler şakirtleri o medrese-i nuranîde yetiştirsin. Amin.
Kastamonu Lâhikası | Tahlil | 178
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4981
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #34 : 06 Ocak 2009, 00:16:55 00:16* » |
|
Bugün okuduğum Emirdağ Lahikasından paylaşım yapalım inşaallah. Aziz, sıddık kardeşlerim, Evvelen: Cenab-ı Hakka yüz bin şükür ediyoruz ki, elli beş sene bir gaye-i hayalim ve hayatımın bir neticesi olan Medresetü'z-Zehranın mânevî hakikatini siz, Medresetü'z-Zehra erkânları tamamıyla gösteriyorsunuz. Saniyen: Şiddetli hastalık ve sair sebeplerin tesiriyle ben Nurcu kardeşlerimle konuşamadığımdan ve o musahabeden mahrum kaldığımdan, benim bedelime sizler ve Risale-i Nur'un Kur'ân medresesinde Yeni Said'e verdiği ders ve Eski Said'in de Hutbe-i Şâmiye ve zeyilleri gibi hayat-ı içtimaiye medresesinde aldığı dersleri ve konuşmaları, bu biçare kardeşiniz bedeline, müştak olduğum kardeşlerimle benim yerimde konuşmalarını tevkil ediyorum. Salisen: Bir küçük medrese-i Nuriyeyi kendi hanesinde tesis edip kahraman Tahirî gibi bir has, hâlis Nur nâşirini daire-i Nuriyeye veren Tahirî'nin merhum pederinin vefatını, hem onun akrabasını, hem Isparta'yı, hem Nur dairesini tâziye ediyorum. Cenab-ı Hak Nurun hurufları adedince ruhuna rahmet eylesin. Âmin. Rabian: İnebolu, Zühretü'n-Nur'dan üç yüzü benim hesabıma tahsis etmiş. Ben de dedim: Yüz elli Isparta'ya ve yüz elli bana gelsin. Bana gelmiş; size gelen ise, ileride bana vereceğiniz Mektubat mecmuasına mukabil ve size borcum varsa hesap edersiniz. Hâmisen: Irak tarafında, hususan Bağdat'taki Üstad-ı Âzamın türbedarına ve kardeşlerime selâmımı tebliğ ve hayatım müsaade ederse, bütün ruh u canımla o havaliye gitmek iştiyakımı bildirirsiniz.
Hasta Kardeşiniz Said Nursî
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
İmân ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saâdet...
|
|
|
Mesaj Sayısı: 436
Çevrimdışı
Ne olur bir tatlı huzur....işte risale-i nur.....
|
 |
« Yanıtla #35 : 03 Nisan 2009, 22:38:25 22:38* » |
|
Sözler sayesinde şu bir seneyi mütecaviz bir müddetten beri şevkle taallüm, inayetle tefeyyüz, tergible tenevvür, hâhişle telezzüz, işaretle tahallûk, tedriçle tekemmül tarikinde ilerlemeye sâî bulunduğum bu muayyen müddetin bir gününe, sabıkan geçirmiş olduğum umum hayatımın bile mukabil olamayacağı kanaatindeyim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Risale-i nurum.. Tatlı huzurum..
Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemâl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle
|
|
|
Mesaj Sayısı: 3435
Çevrimdışı
Keçelilerin ANNESİ..
|
 |
« Yanıtla #36 : 10 Temmuz 2009, 09:43:03 09:43* » |
|
Risale-i Nur'un telifi ve neşriyle beraber
bu lâhika mektuplarının zuhuru, devamı ve neşri,
bizzat Muhterem Müellifi tarafından yapılması ve tensip edilmesi
ve müteaddit mektuplarda da bu lâhikaların kıymetini ifâde buyurmaları ve nazara vermeleri,
herhalde bu lâhikaların ehemmiyetini tebârüze kâfidir.
Barla Lâhikası | Takdim | 8
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 3435
Çevrimdışı
Keçelilerin ANNESİ..
|
 |
« Yanıtla #37 : 15 Temmuz 2009, 13:54:59 13:54* » |
|
Aziz, sıddık kardeşlerim, Kat iyen şek ve şüphemiz kalmadı ki, bu hizmetimizin neticesi olan Risale-i Nur'un serbestiyetini
değil yalnız biz ve bu Anadolu ve alem-i İslam alkışlıyor, takdir ediyor;
belki kainat memnun olup cevv-i sema, feza-yı alem alkışlıyor ki,
üç dört ayda yağmura şiddet-i ihtiyaç varken gelmedi
ve Denizli de mahkemenin bilfiil teslimine karar vermesi,
yine leyle-i Miracda aynen Risale-i Nur'un bir rahmet olduğuna işareten leyle-i Regaibe tevafuk ederek
kesretli melek-i ra dın alkışlamasıyla
ve rahmetin Emirdağında gelmesi o teslim kararına tevafuk etmesi
ve bir hafta sonra, demek Denizli de vekillerin eliyle alınması hengamlarında
yine aynen leyle-i Miraca ve leyle-i Regaibe tevafuk ederek
aynen onlar gibi Cuma gecesinde kesretli rahmet ve yağmurun bu memlekette gelmesi,
o tevafuklarıyla kat i kanaat verdi ki:
Risale-i Nur'un müsâderesine ve hapsine dört zelzelelerin tevafuku küre-i arzca bir itiraz olduğu gibi,
bu Emirdağı memleketinde dört ay zarfında yalnız üç Cuma gecesinde
-biri leyle-i Regaip, biri leyle-i Mirac, biri de Şaban-ı Muazzamın birinci Cuma gecesinde-
rahmetin kesretli gelmesi ve Risale-i Nur'un da serbestiyetinin üç devresine tam tamına tevafuk etmesi,
küre-i havaiyenin bir tebriki, bir müjdesidir
ve Risale-i Nur'un da manevi bir rahmet ve yağmur olduğuna kuvvetli bir işarettir.
Emirdağ Lâhikası - 43
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 87
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #38 : 15 Temmuz 2009, 18:38:29 18:38* » |
|
Feyzi kardeşim, Sen Isparta vilayetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın. Hapishanede-Allah rahmet eylesin-mühim bir şeyh ve mürşid ve cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risale-i Nur'un elli altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği halde, yalnız birtek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebakisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nur'un yüksek, kıymettar hizmet-i imaniyesi onlara kâfi olarak kanaat veriyordu.
O şakirtlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nur'a hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velayet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mümine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velayet ise, müminin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir.
İşte bu dakik sırrı, senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler.
Bu hakikata binaen, bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, "Seni on günde velayet derecesine çıkaracağım" dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın. • • • kastamonu lahikası
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderatör
Mesaj Sayısı: 921
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #39 : 06 Aralık 2009, 07:23:37 07:23* » |
|
Hem bilirsin, meyus ve ümitsiz bir hastaya manevî bir tesellî, bazan bin ilâçtan daha ziyade nâfidir.
Halbuki, tabiat bataklığında boğulmuş bir tabip, o biçare marîzin elîm ye'sine bir zulmet daha katar.
İnşaallah bu intibahın seni öyle biçarelere medar-ı tesellî eder, nurlu bir tabip yapar.
Bilirsin ki, ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur.
Acaba benim gibi sen dahi kafanı teftiş etsen, malûmatın içinde ne kadar lüzumsuz,
faydasız, ehemmiyetsiz, odun yığınları gibi câmid şeyleri bulursun.
Çünkü ben teftiş ettim, çok lüzumsuz şeyleri buldum.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
yakında....bekleyin...
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4981
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #40 : 10 Ocak 2010, 15:00:39 15:00* » |
|
Sevgili Üstadım!
Bu hal karşısında kendimi düşünüyorum. Ve bir de, peşinde koştuğum bu kudsî hizmete bakıyorum. Cenab-ı Hakk’ın lütf-u ihsanlarına hamdeder ve şükrederken bir kardeşimizin dediği gibi, ben de kendime diyorum ki:
Evet Hüsrev, iyi olan sen değilsin; takib ettiğin yol iyidir, güzeldir, parlaktır. Ondan daha güzel ve ondan daha parlak ve onlardan daha nurlu, hiçbir şey olamaz diyorum. Sevgili Üstadım, size medyunuz, risalelere medyunuz. Bizi size ve risalelere ulaştıran Cenab-ı Hakk’a medyun u müteşekkiriz ve hâmidiz. Sevgili Üstadım, mektubunuzda yorgunluğumdan bahis buyuruyorsunuz. Evet bazan yoruluyorum, fakat yorgunluktan istirahatı arzu eden nefsimi, ruhum vazifeye davet ediyor ve belki bugünkü sa’yim, keffaret-üz zünub olur. Çünki Cenab-ı Hakk’ın rahmeti vâsi’dir, diyorum. İşte bu düşünce ile şevk ve sevince doğru ilerlerken, yazılarımın kıymetdar Üstadımı memnun etmesi, bu halimi kat kat tezyid ediyor.
اَلْحَمْدُ لِلَّهِ هَذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى
Ahmed Hüsrev
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
İmân ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saâdet...
|
|
|
Mesaj Sayısı: 48
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #41 : 10 Ocak 2010, 17:20:35 17:20* » |
|
Barla'da geçen ve "Gücendin mi?" sözünün neticesinde Hafız Ali ağabeyin mektubu.
14. Şua'da Üstad Hazretlerinin Afyon hapishanesinde iğne ile zehirlenmesinin ardından -mealen- "Benim durumum kötü, sizlerde nasıl?" dediği mektup.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4981
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #42 : 05 Şubat 2010, 01:05:50 01:05* » |
|
Muhterem Üstadım!
Birinci, İkinci Sözler çok ellerde dolaştıkları için, okunmaz bir halde idiler. Keza istinsah ettim. Kalbime geldi ki, “Acaba şu İslâm ve îman hücceti olan Sözler’de bir sırr-ı tevâfuk var mı?” diye baktım, gördüm, "Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsanıdır." dedim.
Anladım ki, risâlelerde umûmîyetle bir kitle-i i’caz ve Şems-i Sermedî’nin sönmez bir ziya-yı hakîkatı görünüyor. Nasılki Kur’ân-ı Hakîm bütün dünyaya, ins ve cine bin küsur seneden beri nida edip, düşmanlarını iskât ve dostlarını müferrah edip, hükmü kıyâmete kadar bâkidir. Öyle de, Kur’ân-ı Hakîm’in hakîki müfessiri olan Risâle-i Nur ve eczaları, bu zulümatlı perdelerin altında kendilerini gösterip, neşr-i envâr ettikleri gibi, inşâallah bir zaman olacak zulümat perdelerini yırtarak, bütün dünyaya hitab edip, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân’ın mu’cize-i bahiresini isbat edecektir. Cenâb-ı Hak ilâ yevmi’l-kıyam neşr-i envâra hizmet eden hâdimlerinin teksirini ihsân buyursun.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
İmân ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saâdet...
|
|
|
Mesaj Sayısı: 3435
Çevrimdışı
Keçelilerin ANNESİ..
|
 |
« Yanıtla #43 : 05 Mart 2010, 13:05:02 13:05* » |
|
Bu çok kıymettar manevi hediyeyi almazdan üç gün evvel, aynen hediyeniz Kastamonu'ya geleceği anında rüyada görüyorum ki,
terfi-i makam ve rütbe için bizlere bir ferman-ı şâhâne manevi bir cânipten geliyor, kemal-i hürmetle ellerinden tutup bize getiriyordular.
Biz baktık ki, o ferman-ı âli Kur'an-ı Azîmüşşân olarak çıktı. O halde bu mânâ kalbe geldi:
Demek Kur'an yüzünden Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi ve biz şakirtleri, bir terfi ve terakki fermanını âlem-i gayptan alacağız.
Kastamonu Lâhikası
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 668
Çevrimdışı
lezzet-i hizmet-i imaniye her kederi unutturur...
|
 |
« Yanıtla #44 : 14 Mart 2010, 04:35:55 04:35* » |
|
 VASİYETNAMEMDİR
Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim,
Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum.
Onlara bırakıyorum ki, emr-i Hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin.
Kardeşlerim, bu vasiyetten telaş etmeyiniz. Ben, teessürattan ve dokuz defa zehirlenmekten, pek çok zayıf olmakla beraber gizli münafıkların desiselerle müteaddit suikastları için bu vasiyeti yazdım. Merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye ve hıfz-ı İlahi devam ediyor.
(Baki olan yalnız Allah’tır)
Kardeşiniz
Said Nursi
Kardeşim Abdülmecid, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih. (Emirdağ Lahikası) 
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|