Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #255 : 13 Nisan 2008, 18:04:26 18:04* » |
|
hissiyâtınla bu yanlışının tam tokatını yersin. Bir dakika gülmeye bedel, on saat ağlıyorsun.
3. Senin başına gelen zulümler ve musîbetlerin altında kaderin adâleti var. İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulüm ediyorlar; fakat, kader senin gizli hatâlarına binâen, o musîbet eliyle seni hem terbiye, hem hatâna keffâret ediyor.
4. Hem, yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim, katî kanaatin gelmiş ki, zâhirî musîbetler altında ve neticesinde, inâyet-i İlâhiyenin çok tatlı neticeleri var. -1- çok katî bir hakîkati ders veriyor. O dersi dâimâ hatıra getir. Hem, feleğin çarkını çeviren kânun-u İlâhî, senin hatırın için-o pek geniş kânun-u kaderî-değiştirilmez.
5. -2- kudsî düsturunu kendine rehber et; hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma.
-------------------------------------------------------------------
1- Belki sevmediğiniz şey, hakkınızda hayırlıdır. (Bakara Sûresi: 216.)
2- Kadere îman elemi ve hüznü giderir. (Hadis-i şerif: Râmûzü’l-Ehâdis:1:193.)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #256 : 13 Nisan 2008, 18:05:39 18:05* » |
|
Düşün ki, fânî zevkler saııa mânevî elemler, teessüfler bırakıyor; sıkıntılar, elemler ise, bilâkis mânevî lezzetler ve uhrevî sevaplar veriyor. Sen dîvâne olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zâten lezzetler şükür için verilmiş... Emirdağ Lâhikası, s. 195. Bu zamanda, Kur’ân’ın hıfzı ile beraber, Risâle-i Nur’larla hizmet etmek elzemdir Sizlerin ümidimin pek fevkınde gayret ve faaliyetiniz, beni âhir hayatıma kadar mesrur ve müteşekkir edecek bir mâhiyettedir. Bu defa mektubunuzda, "Hıfz-ı Kur’ân’a çalışmak ve Risâle-i Nur’u yazmak; bu zamanda hangisi takdim edilse daha iyidir?" diye suâlinizin cevabı bedihîdir. Çünkü, bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur’ân’ındır ve her harfinde, ondan, tâ binler sevap bulunan Kur’ân’ın hıfzı ve kıraati, her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat, Risâle-i Nur dahi, o Kur’ân-ı Azîmüşşânın hakâik-ı îmâniyesinin bürhanları, hüccetleri olduğundan ve Kur’ân’ın hıfz ve kıraatine vâsıta ve vesîle ve hakâikını tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur’ân hıfzıyla beraber ona çalışmak da elzemdir. Kastamonu Lâhikası, s. 43.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #257 : 13 Nisan 2008, 18:06:32 18:06* » |
|
Desîse ve hilelere metânet ve sebatla mukábele etmek gerektir Perde altındaki düşmanımız münâfıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyâset ve idâreyi zâhirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risâle-i Nur’un fütûhâtına menfaati olan eski plânlarıını bırakıp, daha münâfıkâne ve şeytanıda hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dâir buralarda emâreleri göründü. O plânların en mühim bir esâsı, has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkünse Risâle-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acîb yalanları ve desîseleri istimâl ediyorlarki, Isparta ve havâlisi gül ve nur fabrikasının kahraman şâkirtleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadâkat ve metânet lâzım ki,dayanabilsin. Bâzı da, dost sûretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. "Aman, aman, Said’e yanaşmayınız; hükûmet takip ediyor" diye zayıfları vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bâzı genç talebelere, hevesâtlarını tahrik için, bâzı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ, Risâle-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip, zâhiren dindar ehl-i bid’adan bâzı şöhretli zâtları gösterip, "Biz de Müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #258 : 13 Nisan 2008, 18:07:40 18:07* » |
|
mahsus değil" deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşîlik hesâbına o safdil ehl-i diyânet ve hocaları âlet edip, istimâl ediyorlar. İnşaallah bunların bu plânlarıda akîm kalacak.
Böyle heriflere dersiniz: "Biz, Risâle-i Nur’un şâkirtleriyiz. Said de, bizim gibi bir şâkirttir. Risâle-i Nıır’un menbâı, mâdeni, esâsıda Kur’ân’dır. Yirmi senedir emsâlsiz tetkîkât ve tâkibâtla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmana da ispat etmiştir. Onun tercümânı ve bir hizmetkârı olan Said ne halde olursa olsun, hattâ Said de-el-iyâzübillâh-Risâle-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadâkatimiz ve alâkamızı inşaallah sarsmayacak" deyip, o kapıyı kaparsınız. Fakat, mümkün olduğu kadar Risâle-i Nur’la meşgul olmak, elinden gelirse yazmak ve mübâlâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir. Emirdağ Lâhikası-I, s.122. Ehl-i ilim ve ehl-i takvâya dostâne tavır takınmak gerekir Size yazmıştık ki, muârızlara adâvetle mukâbele etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, ehl-i takvâ, ehl-i ilme karşı dostâne vaziyet alınız. Fakat, bu noktaya dikkat ediniz ki, Risâle-i Nur’un zararına ve şâkirtlerinin
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #259 : 13 Nisan 2008, 18:09:45 18:09* » |
|
salâbet ve metânetlerine ilişecek bir tarzda daireniz içine sokmayınız. Öyleler niyet-i hâlise ile girmezse, belki fütur verirler. Eğer enâniyetli ve hodfüruş ise, Risâle-i Nur şâkirtlerinin metânetlerini kırarlar, nazarlarını Risâle-i Nur’un haricine çekip dağıtırlar. Şimdi çok dikkat ve metânet lâzımdır. Kastamonu Lâhikası, s. 148. • • • -1- sırrıyla, ehl-i velâyet, gaybî olan şeyleri, bildirilmezse bilmezler. En büyük bir velî dahi hasmının hakîki hâlini bilmedikleri için, haksız olarak mübâreze etmesini, Aşere-i Mübeşşerenin mâbeynindeki muhârebe gösteriyor. Demek, iki velî, iki ehl-i hakîkat, birbirini inkâr etmekle, makamlarından sukut etmezler-meğer, bütün bütün zâhir-i şeriata muhâlif ve hatâsı zâhir bir içtihat ile hareket edilmiş ola. Bu sırra binâen
-2- ’deki (·) ulüvv-ü cenâb düsturuna ittibâen; (.) ve avâm-ı
-----------------------------------------------------------------------
1- Gaybı ancak Allah bilir.
2- [O takvâ sahipleri...] öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenlerdir. (Âl-i İmrân Sûresi:134.)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #260 : 13 Nisan 2008, 18:12:21 18:12* » |
|
mü’minînin şeyhlerine karşı hüsn-ü zanlarını kırmamakla, îmanlarını sarsılmadan muhâfaza etmek; (.) ve Risâle-i Nur’un erkânlarının haksız îtirazlara karşı haklı, fakat zararlı hiddetlerinden kurtarmak lüzûmuna binâen; (.) ve ehl-i ilhâdın iki tâife-i ehl-i hakkın mâbeynindeki husûmetten istifade ederek, birinin silâhıyla, îtirazıyla ötekini cerh edip ve ötekinin delilleriyle berikini çürütüp, ikisini yere vurmak ve çürütmekten içtinâben, Risâle-i Nur şâkirtleri-bu mezkûr dört esâsa binâen-muârızlara hiddet ve tehevvürle ve mukâbele-i bilmisille karşılamamalı. Yalnız kendilerini müdâfaa için, musâlâhakârâne, medâr-ı îtiraz noktaları izah etmek ve cevap vermek gerektir.
Çünkü, bu zamanda enâniyet çok ileri gitmiş. Herkes, kameti miktarında bir buz parçası olan enâniyetini eritmeyip, bozmuyor, kendini mâzur biliyor; ondan nizâ çıkıyor. Ehl-i hak zarar eder; ehl-i dalâlet istifâde ediyor. İstanbul’da mâlûm îtiraz hâdisesi îmâ ediyor ki, ileride, meşrebini çok beğenen bâzı zâtlar ve hodgâm bâzı sofi-meşrepler ve nefs-i emmâresini tam öldürmeyen ve hubb-u câh vartasından kurtulmayan bâzı ehl-i irşad ve ehl-i hak, Risâle-i Nur’a ve şâkirtlerine karşı kendi meşreplerini ve mesleklerinin revâcını ve etbâlarının hüsn-ü teveccühlerini muhâfaza niyetiyle
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #261 : 13 Nisan 2008, 18:13:29 18:13* » |
|
îtiraz edecekler. Belki dehşetli mukâbele etmek ihtimâli var. Böyle hâdiselerin vukûunda bizlere îtidâl-i dem ve sarsılmamak ve adâvete girmemek ve o muârız tâifenin de rüesâlarını çürütmemek gerektir. Kastamoııu Lâhikası, s. 144. Maddî mânevî hava bozulunca hizmette fütûr getirmemeli, sabır ve metânetle şükredilmeli Bizimle alâkadar bir zât, pekçokların şekvâ ettikleri gibi, eskiden şiddetli bir tarîkatte okuduğu evrâdındaki zevk ve şevkini kaybettiğini ve sıkıntı ve uyku galebe ettiğini müteessifâne şekvâ etti. Ona dedik:
Maddî hava bozulduğu vakit nasıl ki sıkıntı veriyor, asabî sînelerde inkıbaz hali başlıyor; öyle de, bâzan mânevî hava bozuluyor. Husûsan mâneviyâttan yabânîleşmiş bu asırda ve bilhassa hevesât ve müştehiyât-ı nefsâniyeyi taammüm etmiş memleketlerde ve husûsan şuhûr-u muharreme ve şuhûr-u mübârekede mânevî havayı tasfiye eden âlem-i İslâmın intibah ve teveccüh-ü umûmisi, o mübârek şuhûrun gitmesiyle tevakkuf etmesinden fırsat bulup, havayı bozan dalâletlerin tesirleri zamanında ve bilhassa kış tazyikâtı altında bir derece hayat-ı dünyeviye ve hevesât-ı nefsâniyenin tasallutlarının noksâniyetinden, ehl-i
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #262 : 13 Nisan 2008, 18:14:53 18:14* » |
|
İslâm ve ehl-i îmanda, hayat-ı uhrevîye çalışmak iştiyâkı, baharın gelmesiyle hayat-ı dünyeviyenin ve hevesât-ı nefsâniyenin inkişâfıyla o iştiyâk-ı uhreviyeyi gizlemesi ânında, elbette böyle kudsî evradlarla zevk, şevk yerinde, esnemek ve fütur gelir.
Fakat mâdem * sırrıyla; meşakkatli, külfetli, zevksiz, sıkıntılı a’mâl-i sâliha ve umûr-u hayriye daha kıymetli, daha sevaplıdır. O sıkıntıda, o meşakkatteki ziyâde sevâbı ve makbuliyeti düşünüp, sabır içinde mesrurâne şükretmek gerektir. Kastamonu Lâhikası, s. 93. Nefsin kusurunu görmemek, tevbe istiğfar yolunu kapar Şeytanın mühim bir desîsesi, insana kusurunu îtiraf ettirmemektir; tâ ki, istiğfar ve istiâze yolunu kapasın. Hem, nefs-i insâniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdâfaa etsin, âdetâ taksirâttan takdîs etsin. Evet, şeytanı dinleyen bir nefis kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil
-----------------------------------------------------------------------
* İşlerin en hayırlısı, en zahmetli olanıdır.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #263 : 13 Nisan 2008, 18:18:16 18:18* » |
|
ettirir. -1- sırrıyla,nefsine nazar-ırızâ ile baktığıiçin ayıbını görmez.
Ayıbınıgörmediği için îtiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlişan,
-2- dediği halde, nasıl nefse îtimat edilebilir? Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu îtiraf eden, istiğfar eder. Istiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek,o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu îtiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse,o kusur kusurluktan çıkar. Îtiraf etse, affa müstehak olur. Lem’alar, s.83-84. Hırs hizmet ve gayrete mânidir İsraf, hırsı intâc eder. Hırs, üç neticeyi verir.
BİRİNCİSİ kanaatsizliktir. Kanaatsizlik ise sa’ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekvâ ettirir;
-----------------------------------------------------------------------
1- Tarafgirlikle bakan hiçbir kusuru göremez.
2- [Yûsuf dedi ki:] "Ben nefsimi temize de çıkarmam.Çünkü nefis dâimâ kötülüğe sevk eder-ancak Rabbim rahmet ederse,o başka.(Yûsut Sûresi: 53.)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #264 : 13 Nisan 2008, 18:20:56 18:20* » |
|
tenbelliğe atar. Ve meşrû helâl az malı Haşiye terk edip; gayr-i meşrû, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini fedâ eder.
HIRSIN İKİNCİ NETİCESİ haybet ve hasârettir. Maksûdunu kaçırmak ve istiskâle mâruz kalıp, teshîlât ve muâvenetten mahrum kalmak; hattâ yani, "Hırs, hasâret ve muvaffakıyetsizliğin sebebidir" olan darbımesele mâsadak olur.
Hırs ve kanaatin tesirâtı, zîhayat âleminde gâyet geniş bir düstur ile cereyan ediyor. Ezcümle, rızka muhtaç ağaçların fıtrî kanaatleri, onların rızkınıonlara koşturduğu gibi, hayvanâtın hırs ile meşakkat ve noksâniyet içinde rızka koşmaları, hırsın büyük zararını ve kanaatin azîm menfaatini gösterir...
ÜÇÜNCÜ NETİCE : Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. Çünkü bir ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister. Teveccüh-ü nâsı mürâât eden,
-----------------------------------------------------------------------
Haşiye: İktisatsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat-ı içtimâiyenin medârı olan "sanat,ticaret, ziraat" tenâkus eder. O millet de tedennî edip sukût eder. Fakir düşer.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #265 : 13 Nisan 2008, 18:23:37 18:23* » |
|
ihlâs-ı tâmmı bulamaz. Bu netice çok ehemmiyetli, çok cây-ı dikkattir.
Elhâsıl, kanaatsizliği intâc eder. Kanaatsizlik ise, çalışmanın şevkini kırar, tenbelliğe atar, hayatından şekvâ kapısını açar, mütemâdiyen şekvâ ettirir. Lem’alar, s.139-140. Adâvet ve tarafgirlikle ihtilâfa düşmemek lâzımdır Eğer denilse, "Hadîste, denilmiş. İhtilâf ise tarafgirliği iktizâ ediyor. Hem, tarafgirlik marazı, mazlum avâmı, zâlim havassın şerrinden kurtarıyor. Çünkü, bir kasabanın ve bir köyün havassı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa ilticâ eder, kendisini kurtarır.
"Hem tesâdüm-ü etkârdan ve tehâlüf-ü ukûlden hakîkat tamamıyla tezâhür eder."
Elcevap: Birinci suâle deriz ki: Hadîsteki ihtilâf ise, müsbet ihtilâftır. Yani, herbiri kendi mesleğinin
-----------------------------------------------------------------------
* Ümmetimin ihtilâfı rahmettir. (KeşfüI-Hafâ,1:66-68)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #266 : 13 Nisan 2008, 18:24:45 18:24* » |
|
tâmir ve revâcına sa’y eder. Başkasının tahrip ve iptâline değil, belki tekmil ve ıslâhına çalışır. Ammâ menfi ihtilâf ise-ki, garazkârâne, adâvetkârâne, birbirinin tahribine çalışmaktır-hadîsin nazarında merduttur. Çünkü, birbiriyle boğuşanlar, müsbet hareket edemezler.
İkinci suâle deriz ki: Tarafgirlik, eğer Hak nâmına olsa, haklılara melce olabilir. Fakat, şimdiki gibi garazkârâne, nefis hesâbına olan tarafgirlik, haksızlara melcedir ki, onlara nokta-i istinad teşkil eder. Çünkü, garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam, o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukâbil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona-hâşâ- lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek.
Üçüncü suâle deriz ki: Hak nâmına, hakîkat hesâbına olan tesâdümü efkâr ise, maksatta ve esasta ittifak ile beraber, vesâilde ihtilâf eder. Hakîkatin her köşesini izhâr edip, hakka ve hakîkate hizmet eder. Fakat, tarafgirâne ve garazkârâne firavunlaşmış nefs-i emmâre hesâbına hodfüruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesâdüm-ü efkârdan bârika-i hakîkat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü, maksatta ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkîsi bulunmaz. Hak nâmına olmadığı için,
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
|
 |
« Yanıtla #267 : 13 Nisan 2008, 18:26:41 18:26* » |
|
nihayetsiz müfritâne gider. Kábik-ı iltiyâm olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hâl-ı âlem buna şahittir. Mektûbât, s. 258-259. • • • Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâdavet et; onun ref’ine çalış. Hem, en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslâhına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü’minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur;onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır; öyle de, adâvet hasleti, herşeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır. Mektûbât, s.256.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
|
|
|
|