Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 18   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hizmet Rehberi  (Okunma Sayısı 2005 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« : 03 Ocak 2007, 05:33:08 05:33* »

Hizmet Rehberi Fihristesi

Yapim Asamasinda..!!
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #1 : 19 Şubat 2008, 00:55:00 00:55* »


BİRİNCİ BÖLÜM


RİSALE-İ NUR VE MESLEĞİ NEDİR?
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #2 : 19 Şubat 2008, 00:56:37 00:56* »

   
.
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #3 : 19 Şubat 2008, 01:00:56 01:00* »


Risâle-i Nur Nedir? 


Risâle-i Nur, Kur’ân’ın Î’câzını gösteren bir tefsirdir


Eski Harb-ı Umûmiden evvel ve evâilinde, bir vâkıâ-ı sâdıkada görüyorum ki, Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım. Birden o dağ müthiş infilak etti. Dağlar gibi parçaları, dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum vâlidem yanımdadır.

Dedim: "Ana korkma; Cenâb-i Hakkın emridir. O Râhim’dir ve Hâkim’dir."

Birden, o halette iken baktım ki, mühim bir zât bana âmirâne diyor ki: "Î’câz-ı Kur’ân’ı beyan et."

Uyandım, anladım ki bir büyük infilak olacak. O infilak ve inkılâptan sonra, Kur’an etrafındaki surlar kırılacak.Doğrudan doğruya Kur’an

kendi kendini müdâfaa edecek.Ve Kur’an’a hücum edilecek; î’câzı, onun çelik bir zırhı olacak.Ve şu î’câzın bir nevini şu zamanda

izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak.Ve namzet olduğumu anladım.


Barla Lâhikası, s.9.
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #4 : 19 Şubat 2008, 01:05:15 01:05* »

Risâle-i Nur, istikbâli de aydınlatan bir Kur'ân tefsiridir


Risâle-i Nur doğrudan doğruya Kur'ân'ın bâhir bir bürhânı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem'a-i i'câz-ı mânevîsi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuâı ve mâden-i ilm-i hakîkatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i mâneviyesidir.

Şuâlar, s. 577.

• • •


Lillâhilhamd, Risâle-i Nur, bu asn, belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mu'cize-i Kur'âniye olduğunu çok tecrübeler ve vâkıalar ile körlere de göstermiş.

Kastamonu Lâhikası, s. 6.

• • •


Risâle-i Nur'un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin, kendi makâmında riyâseti var ve bu zamanı tenvir eden bir mu'cize-i mâneviye-i Kur'âniyedir.

...........

Evet, bu asrın ehemmiyetli ve mânevî ve ilmî bir mürşidi olan Risâle-i Nur, heyet-i mecmuası, sâir şahsî büyük mürşidler gibi kendine muvâfık ve hakîkat-i ilmiyeye münâsip olarak, birkaç nevîde ve hakâik-ı îmâniyenin izhârında, intişârında azîm kerâmetleri olduğu gibi, üç kerâmet-i zâhiresi bulunan Mu'cizât-ı Ahmediye, Onuncu Söz ve Yirmi Dokuzuncu Söz ve Ayetü'l-Kübrâ gibi risâleleri dahi, herbiri kendine mahsus kerâmetleri bulunduğunu çok emâreler ve vâkıalar bana katî bir kanaat vermiş. Hattâ sekerâtta bulunan talebeleri, ne îmânını kurtarmak için bir mürşid gibi yetiştiğine ınüteaddit vâkıalar şüphe bırakmıyor Bir saat tefekkür, bir sene ibâdet-i nâfile hükmünde, bir misâli Nurun Hizb-i Ekberi'dir diye müşâhede ettim ve kanaat getirdim. 


Kastamonu Lâhikası, s. 9.

• • •


« Son Düzenleme: 22 Şubat 2008, 00:11:28 00:11* Gönderen: Hüdai » Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #5 : 19 Şubat 2008, 01:08:39 01:08* »


Risâle-i Nur tarîkat değil,doğrudan doğruya Kur’ ân’ ın feyzinden mülhem bir hakîkattir 


Risâle-i Nur, tarîkat değil, hakîkattir; âyât-ı Kur’âniyeden tereşşuh eden bir nurdur. Ne Şarkın ulûmundan ve ne de Garbın fünunundan alınmış değil, Kur’ân-ı Mu’cizü’1-Beyânın bu zamana mahsus bir i’câz-ı mânevîsidir; menfaat-i şahsiye yoktur.

Kastamonu Lâhikası, s.150.


• • •
 

Risâle-i Nur sâir telifât gibi, ulûm. ve fünûndan ve başka kitaplardan alınmamış. Kur'ân'dan başka me'hazı yok, Kur'ân'dan başka üstâdı yok, Kür'ân'dan başka mercîi yoktur. Telif olduğu vakit hiçbir kitap müellifın yanında bulunmuyordu. Doğrudan doğruya Kur'ân'ın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kur'ânîden ve âyâtının nücûmundan, yıldızlarından iniyor, nüzûl ediyor.

 
Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, s. 79.



« Son Düzenleme: 22 Şubat 2008, 00:13:02 00:13* Gönderen: Hüdai » Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #6 : 22 Şubat 2008, 00:15:01 00:15* »


Risâle-i Nur, şu zamanın ihtiyaçlarına uygun bir ilâçtır


Hem, yazılan eserler, risâleler (ekseriyet-i mutlakası) hariçten hiçbir sebep gelmeyerek, rûhumdan tevellüd eden bir hâcete binâen âni ve def'î olarak ihsan edilmiş. Sonra bâzı dostlarıma gösterdiğim vakit, demişler: "Şu zamanın yaralarına devâdır." İntişar ettikten sonra ekser kardeşlerimden .anladım ki, tam şu zamandaki ihtiyaca muvâfık ve derde lâyık bir ilâç hükmüne geçiyor.

Mektûbât, s. 363.


• • •


Esrâr-ı Kur'âniyeye âit yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münâsip bir ilâç, bir merhem ve zulümâtın tehâcümâtına mâruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu îtikâdındayım. Bilirsiniz ki; eğer dalâlet cehâletten gelse, izâlesi kolaydır. Fakat, dalâlet fenden ve ilimden gelse, izâlesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan, ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü öyleler kendilerini beğeniyorlar, hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i'câz-ı Kur'ân'ın mânevî lemeâtından olan mâlûm Sözler'i, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini; vermiş tasavvurundayım.

 
Mektûbât, s. 27.

Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #7 : 22 Şubat 2008, 00:16:15 00:16* »


Risâle-i Nur Kur'ân'ın tesiri büyük hakîki bir tefsiridir 


Kur'ân-ı Hakîmin sırr-ı i'câzıyla hakîki bir tefsiri olan Risâle-i Nur, bu dünyada bir mânevî Cehennemi, dalâlette gösterdiği gibi, îmanda dahi bu dünyada mânevî bir Cennet bulunduğunu ispat ediyor ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde mânevî elîm elemleri gösterip, hasenât ve güzel hasletlerde ve hakâik-i şeriatın amelinde Cennet lezâizi gibi mânevî lezzetler bulunduğunu ispat ediyor. Sefâhet ehlini ve dalâlete düşenleri o cihetle (aklı başında olanlarını) kurtarıyor.

Ayetü'l-Kübrâ, s.192.

Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #8 : 22 Şubat 2008, 00:17:12 00:17* »


"Neden, senin Kur'ân'dan yazdığın Sözler'de bir kuvvet, bir tesir var? Ki, müfessirlerin ve âriflerin sözlerinde nâdiren bulunur. Bâzan bir satırda, bir sayfa kadar kuvvet var; bir sayfada bir kitap kadar tesir bulunuyor."

Elcevap:Güzel bir cevaptır. Şeref, i'câz-ı Kur'ân'a âit olduğundan ve bana âit olmadığından, bilâpervâ derim: Ekseriyet îtibariyle öyledir. Çünkü, yazılan Sözler tasavvur değil, tasdiktir; teslim değil, îmandır; mârifet değil, şehâdettir, şuhundur; taklit değil, tahkîktir; iltizam değil, iz'andır;tasavvuf değil, hakîkattir; dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır.

Şu sırrın hikmeti budur ki:

Eski zamanda, esâsât-ı îmâniye mahfuzdu, teslim kavî idi.Teferruâttâ, âriflerin mârifetleri delilsiz de olsa, beyânatları makbul idi. Fakat, şu zamanda dalâlet-I fenniye elini esâsâta ve erkâna uzatmış olduğundan, her derde layık devâyı ihsan eden Hakîm-i Rahîm olan Zât-ı Zülcelâl, Kur'ân-ı Kerîm'in en parlak mazhar-ı i'câzından olan tcmsilâtından bir şûlesini, acz ve zaafıma, fakr ve ihtiyacıma merhameten, hizmet-i Kur'ân'a âit yazılarıma ihsan etti. Felillâhilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle en uzak hakîkatler gâyet yakın gösterildi. Hem, sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle en dağınık meseleler toplattınldı. Hem, sırr-ı temsil merdiveniyle en yüksek hakîkate kolaylıkla yetiştirildi. Hem, sırr-ı temsil penceresiyle hakâik-ı gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye şuhûda yakın bir yakîn-i îmâniye hâsıl oldu. Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu.
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #9 : 22 Şubat 2008, 00:18:55 00:18* »


Elhâsıl:   Yazılarımda ne kadar güzellik ve tesir bulunsa, ancak temsilât-ı Kur'âniyenin lemeâtındandır. Benim hissem yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gâyet aczimle tazarrûumdur. Dert benimdir, devâ Kur'ân'ındır.

Mektûbât, s. 365.


• • •

 
Risâle-i Nur'un mesleği sâir tarîkatler, meslekler gibi maâlûp olmayarak, belki galebe ederek, pekçok muannidleri îmâna getirmesi, pekçok hâdisâtın şehâdetiyle, bu asırda, bir mu'cize-i mâneviye-i Kur'âniye olduğunu ispat eder. O dairenin haricinde, ekseriyetle, bu memlekette, bu husûsi ve cüz'î ve yalnız şahsî bizmet veya mağlûbâne perde altında veya bid'alara müsâmaha sûretinde ve tevilât ile bir nevî tahrifât içinde hizmet-i dîniye tam olamaz diye, hâdisât, bize kanaat vermiş.

 
Emirdağ Lahikası-I, s.62.


Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #10 : 22 Şubat 2008, 00:23:15 00:23* »


Risâle-i Nur ispata dayanan bir Kur'ân tefsiridir


Risâle-i Nur, Kur'ân'dan çıkan bürhânî bir tefsir olduğundan Kur'ân'ın nükteli, hikmetli, lüzumlu, usandırmayan tekrarâtı gibi onunda lüzumlu, hikmetli, belki zarûri ve maslahatlı tekraratı vardır.Hem Risâle-i Nur, zevk ve şevk ile dillerde, usandırmayan, dâimâ tekrar edilen Kelime-i Tevhîdin olmasından, zarûri tekrarâtı kusur değil; usandırmaz ve usandırmamalı.

Şualar, s.65. 

Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #11 : 22 Şubat 2008, 18:31:23 18:31* »


Risâle-i Nur'un Husûsiyetleri 


Risâle-i Nur îmânî meseleleri aklî ve ilmî delillerle de ispat eder 


Müceddid-i Elf-i Sânî İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârukî ders verirken diyordu:

"Bütün tarîkarların en mühim neticesi hakáik-ı îmâniyenin inkişâfıdır. Ve birtek mesele-i îmâniyenin vuzuh ile inkişâfı, bin kerâmâta ve ezvâka müreccahtır."

Hem, diyordu: "Eski zamanda büyük zâtlar demişler ki,Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemâsından birisi gelecek, bütün hakáik-ı îmâniye ve İslamiyeyi delâil-i alkiye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek. Ben istiyorum ki, ben o olsam, belki Haşiye o adamım diye.

--------------------------------------------------------------------------------

Haşiye: Zaman ispat etti ki, o adam adam değil, Risâle-i Nur'dur. Belki, ehl-i keşif Risâle-i Nur'u ehemniyetsiz olan tercümanı ve nâşiri sûretinde, keşiflerinde müşâhede etmişler; "Bir adam" demişler.
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #12 : 22 Şubat 2008, 18:33:55 18:33* »


İman ve Tevhid, bütün kemâlât-ı insâniyenin esâsı, mâyesi, nûru, hayatı olduğunu ve düsturu, tefekkürât-ı îmâniyeye âit bulunması ve Nakşî tarîkatinde hati zikrin ehemmiyeti ise, bu çok kıymettar tefekkürün bir nevi olmasıdır" diye tâlim ederdi.

Mâdem bu kahraman imam böyle diyor ve mâdem bir zerre kuvvet-i îmâniyenin ziyâdeleşmesi bir batman mârifet ve kemâlâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvâkın balından daha tatlıdır; ve mâdem bin seneden beri îman ve Kur'ân aleyhinde terâküm eden Avrupa feylesoflarının îtirazları ve şüpheleri yol bulup ehl-i îmâna hücum ediyor ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i dâimenin anahtarı, medârı, esâsı olan erkân-ı îmâniyeyi sarsmak istiyorlar; elbette herşeyden evvel îmânımızı taklitten tahkîka çevirip, kuvvetlendirmeliyiz.


• • •


Kur'ân'dan gelen o Sözler ve o Nurlar, yalnız aklî mesâil-i ilmiye değil, belki kalbî, rûhî, halî mesâil-i îmâniyedir. Ve pek yüksek ve kıymettar maarif-i İlâhiye hükmündedirler.

Mektûbât, s. 340.


--------------------------------------------------------------------------------

Bir müddet tefekkür, bir senelik nâfile ibâdetten daha hayırlıdır.(Hadîs-i şerif: Keşfü'l-Hafâ, 1:1004.)


Ayetü'l-Kübrâ. s. 139-140.


Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #13 : 22 Şubat 2008, 18:34:45 18:34* »


Risâle-i Nur, ilimler içinde hakîkat ve Tevhîde yol açar 


İlm-i mantıkta "kaziye-i makbûle" tâbir ettikleri (yani büyük zâtların, delilsiz, sözlerini kabul etmektir). mantıkça yakîn ve katiyeti ifâde etmiyor. Belki, zann-ı gâliple kanaat verir. İlm-i mantıkta, "bürhân-ı yakînî" hüsn-ü zanna ve makbul şahıslara bakmıyor. Cerh edilmez delile bakar ki; bütün Risâle-i Nur hüccetleri, bu bürhân-ı yakînî kısmındandır. Çünkü ehl-i velâyetin amel ve ibâdet ve sülûk ve riyâzetle

gördüğü hakîkatler ve perdeler arkasında müşâhede ettikleri, hakâik-ı îmâniye. Aynen onlar gibi, Risâ/e-i Nur, ibâdet yerinde ilim içinde hakîkate bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî bürhanlarla ilmî hüccetler içinde hakîkatü'l-hakâika yol açmış; ve ilm-i tasavvuf ve tarîkat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-I akîde ve usûlü'd-din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki, bu asrın hakîkat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefi dalâletlere galebe ediyor; meydandadır.
Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Yönetim
*
Mesaj Sayısı: 8371
Çevrimdışı Çevrimdışı
islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.
Site
« Yanıtla #14 : 22 Şubat 2008, 18:38:50 18:38* »


Teşbihte hatâ olmasın; nasıl ki Kur'ân'ın gâyet kuvvetli ve mantıkî hâkîkati sâir dinleri felsefe-i tabiiyenin savletinden ve galebesinden kurtanp onlara bir nokta-i istinad oldu, taklidî ve aklın haricindeki usüllerini de bir derece muhâfaza etti; aynen öyle de, bu zamanda onun bir mu'cizesi ve nuru olan Risâle-i Nur dahi felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalâlet-i ilmiyeye karşı, avâm-ı ehl-i îmânın, taklidî olan îmanlarını, o dalâlet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp, umum ehl-i îmâna bir nokta-i istinad ve yakın ve uzaklarda olanlara dahi, zaptedilmez bir kale hükmüne geçmiştir ki; bu emsâlsiz dehşetli dalâletler içinde, yine avâm-ı mü'minînin îmânını şüphelerden ve İslâmiyetini hakîkatsizlik vesveselerinden muhâfaza ediyor. Evet, her tarafta, hattâ Hint ve Çin'de, ehl-i îman bu zamanın çok dehşetli dalâletinin galebesinden, "Acaba İslâmiyette bir hakîkatsizlik mi var ki, sarsılmış" diye şüpheye ve vesveseye düştüğü vakit, birden işitir ki, bir risâle çıkmış; îmânın bütün hakîkatlerini katî ispat eder, felsefeyi mağlûp edip zındıkayı susturuyor, diye anlar. Birden o şüphe ve vesvese zâil olup îmânı kurtulur ve kuvvet bulur.

Emirdağ Lâhikası-I, s. 90.

Kayıtlı

Hüdâyî'ye şefâat kıl eğer zâhir eğer bâtın
Kapuna intisâb etmiş gedâdır Yâ Rasûlallâh
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 18   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: