Sayfa: [1]   Aþaðý git
  Yazdýr  
Gönderen Konu: Genç Kalemlerden  (Okunma Sayýsý 4 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yönetim
*
Mesaj Sayýsý: 2931
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Uzaklarda...! Kayıp şehrim!
Site
« : 25 Aralýk 2007, 12:47:38 12:47* »

Çiçeði burnunda, taze,  genç kalemlerden reelde tanýdýðým Zeynep Yeter ARSLAN kareþimin yazýlarýný bundan sonra inþaallah paylaþacaðým...kendisi moral haber genç kalmelerde ve hicran dergisinde yazýyor... RABBÝM yolunu açýk etsin inþaallah... Sanýrým en kýsa zamanda o da üye olacak artýk kendisi paylaþacaktýr yazýlarýný... baþarýlar diliyorum


Hayat bir serüven. Bir roman sanki. Hepimiz bu romanýn kahramanlarýyýz. Uzun bir yol kimisi için, kimisi için kýsacýk. Her insan bir dünya. Ya da her insan ayrý bir roman, bir kitap.
Zamana tutunuyor ellerimiz, hiç býrakmamak üzere. Ötelerin hayalini kuran o kadar az insan var ki. Zamanýn hýzla akmasý ve ellerimizin her geçen gün zamanýn ipinden kaymasý çokta kaygýlandýrmýyor bizleri sanki. O kadar vazgeçilmez görüyoruz ki kendimizi, hiç bitmeyen rüyalarýn seyrine kapýlmýþ gidiyoruz. Ayaðýmýzýn takýlmasý bile uyandýrmýyor bizi ne yazýk ki.


Sanki hiç son bulmayacak hayatýmýz. Sanki nefeslerimiz hiç tükenmeyecek sanýrýz. O kadar kýsadýr ki oysa hayat, ne kimseyi kýrmaya, nede kimseyi küstürmeye deðmeyecek kadar.
Baktýðýmýz zaman insanlarýn hayatýna, rengârenk gibi gelir. Oysa herkesin içinde öylesine kaynayan bir volkan vardýr ki, ama çok azý bu kaynayan volkanýn sebeplerini bir imtihan olarak görür. Hemen isyanlar, hemen sýzlanmalar ve þükürsüzlükler, Sabýr, yoksun olduðumuz en büyük eksiðimiz. Sabýrla yaþamayý öðrenebilirsek belki de açabiliriz cennet kapýlarýný kim bilir. Cennetin hangi masumun gözlerinde, ya da hangi zalimin zulmün de gizli olduðunu bilemeyiz. Canýmýzý acýttýðýný düþündüðümüz çoðu þey aslýnda cennete bir davetiyedir. Bizde bile örnekleri yok mu? Ben yeðenimi kýzdýrýr dururum çoðu zaman. Onun masum aðlayýþý o kadar hoþuma gider ki. Bakýþlarýna ve gözyaþlarýna kýyamam sonra. Alýr kucaðýma baðrýma basarým. Öperim dakikalarca. Üstüne titrerim içimi yaktýðý için gözyaþlarýyla. Belki de Rabbim böyle düþünüyordur. Belki canýmýzýn acýmasýný, bizi baðrýna basmak için "gel kulum kýyamadým sana” demek için nasip ediyordur. Nasip diyorum. Çünkü her kuluna yapmaz belki de bunu. Dertsiz, tasasýz, o kadar çok insan var ki. Buraya bir mim koymak gerekmez mi?


Evet, nasýl ki her geceyi kadir, her geleni Hýzýr bilmemiz gerekiyorsa, her baþýmýza geleni de bir imtihan olarak görmeliyiz. Ve sabýr yumaðýna sarýlmalýyýz. Rabbimiz için. Bizi hoþ görmesi için, eski günahlarýmýzý bu vesile ile silmesi için. Zaten Rabbim kýyamýyor ki kullarýna. Öyle olmasaydý her zahmetin ardýndan bir rahmet gelirmiydi? Her sýkýntýnýn ardýndan bir ferah yaþanýr mýydý?
 

Zeynep Yeter ARSLAN
Kayýtlý

MEVLAM...
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat
Ve Aşkınla yandığım biranda al canımı
Al Ki... Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun
*
Mesaj Sayýsý: 1
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
« Yanýtla #1 : 25 Aralýk 2007, 12:56:21 12:56* »

caným arkadaþým böyle bir þeye vesile olduðun için Allah razý olsun  Smiley
Kayýtlý
*
Mesaj Sayýsý: 944
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Küllü atin karib
« Yanýtla #2 : 31 Ocak 2008, 10:14:38 10:14* »


Rabbim farkýndalýklarýmýzý arttýrsýn inþaAllah. Allah ulvi dava ile insaný yeryüzünde halife kýlmýþtýr. Öyle ise verilene icabet lazýmdýr.

Allah diyen diller ve gönüllerde yeþeren umutlar ile....
Kayýtlý

{  SIR DÜĞÜMÜ...}
Yönetim
*
Mesaj Sayýsý: 2931
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Uzaklarda...! Kayıp şehrim!
Site
« Yanýtla #3 : 31 Ocak 2008, 11:59:48 11:59* »


Sela sesi yükseliyor yine bir minareden. Yine hayallerine ve umutlarýna el sallayýp gitti bu diyardan birileri. "Zaman göçmek zamanadýr" dercesine.

 Ne anlatýr bize Sela sesleri, camilerin avlusunda ki musalla taþlarý, mezarlarýn mermerleri üzerine yazýlan doðum ve ölüm tarihleri, ne anlatýr bizlere? Benim aklýma gelen tek þey, "bir varmýþ bir yokmuþ" demek oluyor. Çünkü dünya hayatý bir kapýdan girip, öbür kapýdan çýkmak gibidir.

  Her insanda vardýr sonsuzluk arzusu, ölüm hiç olmasa, hiç ayýrmasa bizi dosttan, yardan, dünyadan. Hiç el sallamasak sevdiklerimizin ardýndan. Hep yaþasak, hep var olsak. Eminim ki her insan böyle olsun ister. Sonra aklýma geliyor can tanesi ayet-i kerime;
"Her nefis ölümü tadýcýdýr. Biz sizi, þerle de, hayýrla da deneyerek imtihan ediyoruz
ve siz Biz'e döndürüleceksiniz." (Enbiya Suresi,35)  Bu ilahi mesaj yeterli sanýrým, sonsuzluk arzusuyla tutuþan nefsanî isteklere bir son vermek için. Gerçeði kabullenmek ve ölümün er geç kapýmýzý çalacaðýný bilmek için. Öyleyse, bu gerçekten kaçmak yerine, yüzleþmek ve bu gerçekle dost olmak gerekmez mi?

 Büyük zatlarýn ölüme bakýþ açýlarý ve nasihatleri;

  Kimse kolay kolay düþlemez ölümü. Allah dostlarýndan baþka! Allah dostlarý ölümün baðrýný delmiþ ve bir an bile tereddüt etmemiþlerdir hakka yürümekten. Ölüm onlar için bir vuslattýr esasýnda,  hakka kavuþma ümididir. Kýsaca onlar hak aþýðýdýrlar. Ve hakka götüren yollarýn yolcusu olmuþlardýr. Ölümün davetini seve seve kabul etmiþ ve bu kutlu davete can-ý gönülden icabet etmiþlerdir.

 Peki, nedir onlara ölümü sevdiren? Nasýl bir hayat yaþamýþlar ki ölümü dört gözle beklemiþ, ölümün karþýsýnda dimdik durabilmiþlerdir? Bunu anlayabilmek için, hayatlarýný, karþýlaþtýklarý zorluklarý ve bu zorluklarla olan nefsi mücadelelerini bilmek gerekir. Dünyanýn geçici zevklerine aldanmayýþlarýný, akýllarýný ve ruhlarýný yalnýzca hak tealaya yönlendirmelerini ve bunu nasýl baþardýklarýný idrak etmek gerekir.
 
Mevlana Celalettin Rumi hazretlerinin ölüm hakkýnda ki þu düþüncelerine, hayran kalmamak mümkün deðildir;
"Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye baþladý mý, bende bu cihanýn gamý var, dünyadan ayrýlýðýma tasalanýyorum sanma; bu çeþit þüpheye düþme.
Bana aðlama, yazýk yazýk deme. Þeytanýn tuzaðýna düþersem iþte hayýflanmanýn sýrasý o zamandýr.
Cenazemi görünce ayrýlýk ayrýlýk deme. O vakit benim buluþma ve görüþme zamanýmdýr.
Beni kabre indirip býrakýnca, sakin elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluðunun perdesidir.
Batmayý gördün ya, doðmayý da seyret. Güneþe ve aya batmadan ne ziyan geliyor ki?
Sana batmak görünür, ama o, doðmaktýr. Mezar hapis gibi görünür ama o, canýn kurtuluþudur.
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda þüpheye düþüyorsun?
Hangi kova kuyu ya salýndý da dolu dolu çýkmadý? Can Yusuf'u ne diye kuyuda feryat etsin?
Bu tarafta aðzýný yumdun mu, o tarafta aç. Zira senin hayhuyun mekânsýzlýk âleminin fezasýndadýr." Çok fazla bir þey söylemeye gerek yok sanýrým. Ýþte, büyük bir evliyanýn ölüme bakýþ açýsý öylesine deruni ki ve hayatýna öylesine yansýmýþ ki, neredeyse ölüm gününü, düðün günü gibi tasvir etmiþ.

 Ýbrahim Bin Ethem hazretleri, kendisine nasihat etmesini istediði birine ölümle ilgili nasihatleri þöyle olmuþtur; "Can alýcý melek, ruhunu almaya geldiði zaman tövbe edinceye kadar izin iste. O meleði kovamazsýn. Þimdi kudretin var, güç kuvvetin yerinde iken tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandýr. Zira ölüm çok anî gelir.  "mezarda Münker ve Nekir isminde ki iki melek sual için geldiklerinde onlarý kov seni imtihan etmesinler. Soran kimse "buna imkân yoktur" dedi. Ýbrahim bin Ethem buyurdu ki, "öyle ise þimdiden onlara cevap hazýrla".
 
 Ýmam-ý Gazali hazretlerinin de ömür sermayesi ile ilgili nasihati þöyledir; "-Benim sermayem yalnýz ömrümdür. Çýkan nefesin geri gelmesi mümkün deðildir. Nefesler sayýlýdýr. Azalmaktadýr. O halde gününü istikamet üzere kullanmamaktan daha büyük zarar olur mu?""
"Uyanýk ol! "Sonra tövbe ederim, amel-i Salih iþlerim!" dersen, düþün ki, ölüm daha evvel gelebilir. Piþman olur, kalýrsýn. Yarýn tövbe etmeyi bugün tövbe etmekten daha kolay zannediyorsan, yanýlýyorsun"

Ölümü tanýmalý ve Sevmeli;

Bunun yaný sýra, üstat Necip Fazýl Kýsa Kürek'in ölümün güzelliðini anlatmakla ilgili yazdýðý ve tek geçtiðim þu mýsralarý da aklýma geliyor; "ölüm güzel þeydir, budur perde arkasýndan haber, hiç güzel olmasaydý ölür müydü peygamber". Ancak bu kadar güzel bir dille özetlenebilirdi ölümün hali.

 Evet, Resul-u Ekrem (s.av.) yaptýðý, yaþadýðý her þey güzeldir. Ölüm onunda kapýsýna gitmiþ, onu da baðrýna basmýþtýr. Öyleyse ölümde güzeldir.

 Bazen yaþlanmýþ, saçlarýna ak düþmüþ, beli bükülmüþ yaþlý insanlarý görüyorum. Onlar hayatý hiç býrakmamak için dört elle sarýlmýþ insanlarýn aksine, ölümün, bulunduklarý kapýdan içeri girmesini beklercesine bakýyorlar. Demek ki bazen o korktuðumuz ve istemediðimiz ölüme, özendiðimiz zamanlar da olabiliyor. Bedenin ve ruhun yaþlanmasý, yorulmasý, bu yüzden çalýþamamak, hareket edememek, bazen konuþmakta bile zorluk çekmek vb... elbette ki çok zor durumlardýr. Böyle bir insan için ise ölüm bir nimettir belki de, ýzdýraplarýn son bulmasý, tenin içinde sýkýþýp kalan ruhun özgür kalmasýdýr.

 Rabbe kavuþmak, ölümle mümkündür. Bunu unutmamalýyýz. Aslýnda bu düþünce yeterlidir, ölümü sevmemiz için. Fakat bizler sýyrýlýp çýkamýyoruz ten kafesimizden, yýrtýp atamýyoruz umarsýz düþlerimizi, kalp ve akýl eksenli yaþayamýyoruz. Akýl Allah der, öyleyse akýlla kalbi birleþtirmemiz lazým. Kalbimizi de Hak Tealaya baðlamalýyýz ki yollar çýkmaz ve karanlýk gözükmesin. Aksine hep aydýnlýk, hep umut dolu olsun.

 Ölümü sevmenin bir yolu da, ölümü tanýmaktan ve ona hazýrlýk yapmaktan geçer. Ölüme bakýþýmýz bulanýksa þayet, bakýþ açýmýzý acilen deðiþtirmemiz lazým. Ölümün korkusu kaçýnýlmazdýr, ama sevmekte ruhumuzu sakinleþtirir. Pozitif taraflarýna yöneltirsek bakýþlarýmýzý, sanýrým sevmekte zor olmaz. Belki hakka gönül vermiþ erler, evliyalar kadar olamayýz, ama onlarýn ölüme bakýþ açýlarýný idrak eder ve nasihatlerine kulak verirsek, bunun için yaptýklarý hazýrlýklarý örnek alýrsak, Allah'ü Teala'nýn sevdiði ve istediði hayat tarzýný þiar edinirsek, ölümün varlýðýný benliðimize kabul ettirir ve severek karþýlarýz geliþini. Ve belki de ölümün geliþine, "baharýn müjdeleyicisi" ismini veririz ne dersiniz?Sela sesi yükseliyor yine bir minareden. Yine hayallerine ve umutlarýna el sallayýp gitti bu diyardan birileri. "Zaman göçmek zamanadýr" dercesine.

 Ne anlatýr bize Sela sesleri, camilerin avlusunda ki musalla taþlarý, mezarlarýn mermerleri üzerine yazýlan doðum ve ölüm tarihleri, ne anlatýr bizlere? Benim aklýma gelen tek þey, "bir varmýþ bir yokmuþ" demek oluyor. Çünkü dünya hayatý bir kapýdan girip, öbür kapýdan çýkmak gibidir.

  Her insanda vardýr sonsuzluk arzusu, ölüm hiç olmasa, hiç ayýrmasa bizi dosttan, yardan, dünyadan. Hiç el sallamasak sevdiklerimizin ardýndan. Hep yaþasak, hep var olsak. Eminim ki her insan böyle olsun ister. Sonra aklýma geliyor can tanesi ayet-i kerime;
"Her nefis ölümü tadýcýdýr. Biz sizi, þerle de, hayýrla da deneyerek imtihan ediyoruz
ve siz Biz'e döndürüleceksiniz." (Enbiya Suresi,35)  Bu ilahi mesaj yeterli sanýrým, sonsuzluk arzusuyla tutuþan nefsanî isteklere bir son vermek için. Gerçeði kabullenmek ve ölümün er geç kapýmýzý çalacaðýný bilmek için. Öyleyse, bu gerçekten kaçmak yerine, yüzleþmek ve bu gerçekle dost olmak gerekmez mi?

 Büyük zatlarýn ölüme bakýþ açýlarý ve nasihatleri;

  Kimse kolay kolay düþlemez ölümü. Allah dostlarýndan baþka! Allah dostlarý ölümün baðrýný delmiþ ve bir an bile tereddüt etmemiþlerdir hakka yürümekten. Ölüm onlar için bir vuslattýr esasýnda,  hakka kavuþma ümididir. Kýsaca onlar hak aþýðýdýrlar. Ve hakka götüren yollarýn yolcusu olmuþlardýr. Ölümün davetini seve seve kabul etmiþ ve bu kutlu davete can-ý gönülden icabet etmiþlerdir.

 Peki, nedir onlara ölümü sevdiren? Nasýl bir hayat yaþamýþlar ki ölümü dört gözle beklemiþ, ölümün karþýsýnda dimdik durabilmiþlerdir? Bunu anlayabilmek için, hayatlarýný, karþýlaþtýklarý zorluklarý ve bu zorluklarla olan nefsi mücadelelerini bilmek gerekir. Dünyanýn geçici zevklerine aldanmayýþlarýný, akýllarýný ve ruhlarýný yalnýzca hak tealaya yönlendirmelerini ve bunu nasýl baþardýklarýný idrak etmek gerekir.
 
Mevlana Celalettin Rumi hazretlerinin ölüm hakkýnda ki þu düþüncelerine, hayran kalmamak mümkün deðildir;
"Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye baþladý mý, bende bu cihanýn gamý var, dünyadan ayrýlýðýma tasalanýyorum sanma; bu çeþit þüpheye düþme.
Bana aðlama, yazýk yazýk deme. Þeytanýn tuzaðýna düþersem iþte hayýflanmanýn sýrasý o zamandýr.
Cenazemi görünce ayrýlýk ayrýlýk deme. O vakit benim buluþma ve görüþme zamanýmdýr.
Beni kabre indirip býrakýnca, sakin elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluðunun perdesidir.
Batmayý gördün ya, doðmayý da seyret. Güneþe ve aya batmadan ne ziyan geliyor ki?
Sana batmak görünür, ama o, doðmaktýr. Mezar hapis gibi görünür ama o, canýn kurtuluþudur.
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda þüpheye düþüyorsun?
Hangi kova kuyu ya salýndý da dolu dolu çýkmadý? Can Yusuf'u ne diye kuyuda feryat etsin?
Bu tarafta aðzýný yumdun mu, o tarafta aç. Zira senin hayhuyun mekânsýzlýk âleminin fezasýndadýr." Çok fazla bir þey söylemeye gerek yok sanýrým. Ýþte, büyük bir evliyanýn ölüme bakýþ açýsý öylesine deruni ki ve hayatýna öylesine yansýmýþ ki, neredeyse ölüm gününü, düðün günü gibi tasvir etmiþ.

 Ýbrahim Bin Ethem hazretleri, kendisine nasihat etmesini istediði birine ölümle ilgili nasihatleri þöyle olmuþtur; "Can alýcý melek, ruhunu almaya geldiði zaman tövbe edinceye kadar izin iste. O meleði kovamazsýn. Þimdi kudretin var, güç kuvvetin yerinde iken tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandýr. Zira ölüm çok anî gelir.  "mezarda Münker ve Nekir isminde ki iki melek sual için geldiklerinde onlarý kov seni imtihan etmesinler. Soran kimse "buna imkân yoktur" dedi. Ýbrahim bin Ethem buyurdu ki, "öyle ise þimdiden onlara cevap hazýrla".
 
 Ýmam-ý Gazali hazretlerinin de ömür sermayesi ile ilgili nasihati þöyledir; "-Benim sermayem yalnýz ömrümdür. Çýkan nefesin geri gelmesi mümkün deðildir. Nefesler sayýlýdýr. Azalmaktadýr. O halde gününü istikamet üzere kullanmamaktan daha büyük zarar olur mu?""
"Uyanýk ol! "Sonra tövbe ederim, amel-i Salih iþlerim!" dersen, düþün ki, ölüm daha evvel gelebilir. Piþman olur, kalýrsýn. Yarýn tövbe etmeyi bugün tövbe etmekten daha kolay zannediyorsan, yanýlýyorsun"

Ölümü tanýmalý ve Sevmeli;

Bunun yaný sýra, üstat Necip Fazýl Kýsa Kürek'in ölümün güzelliðini anlatmakla ilgili yazdýðý ve tek geçtiðim þu mýsralarý da aklýma geliyor; "ölüm güzel þeydir, budur perde arkasýndan haber, hiç güzel olmasaydý ölür müydü peygamber". Ancak bu kadar güzel bir dille özetlenebilirdi ölümün hali.

 Evet, Resul-u Ekrem (s.av.) yaptýðý, yaþadýðý her þey güzeldir. Ölüm onunda kapýsýna gitmiþ, onu da baðrýna basmýþtýr. Öyleyse ölümde güzeldir.

 Bazen yaþlanmýþ, saçlarýna ak düþmüþ, beli bükülmüþ yaþlý insanlarý görüyorum. Onlar hayatý hiç býrakmamak için dört elle sarýlmýþ insanlarýn aksine, ölümün, bulunduklarý kapýdan içeri girmesini beklercesine bakýyorlar. Demek ki bazen o korktuðumuz ve istemediðimiz ölüme, özendiðimiz zamanlar da olabiliyor. Bedenin ve ruhun yaþlanmasý, yorulmasý, bu yüzden çalýþamamak, hareket edememek, bazen konuþmakta bile zorluk çekmek vb... elbette ki çok zor durumlardýr. Böyle bir insan için ise ölüm bir nimettir belki de, ýzdýraplarýn son bulmasý, tenin içinde sýkýþýp kalan ruhun özgür kalmasýdýr.

 Rabbe kavuþmak, ölümle mümkündür. Bunu unutmamalýyýz. Aslýnda bu düþünce yeterlidir, ölümü sevmemiz için. Fakat bizler sýyrýlýp çýkamýyoruz ten kafesimizden, yýrtýp atamýyoruz umarsýz düþlerimizi, kalp ve akýl eksenli yaþayamýyoruz. Akýl Allah der, öyleyse akýlla kalbi birleþtirmemiz lazým. Kalbimizi de Hak Tealaya baðlamalýyýz ki yollar çýkmaz ve karanlýk gözükmesin. Aksine hep aydýnlýk, hep umut dolu olsun.

 Ölümü sevmenin bir yolu da, ölümü tanýmaktan ve ona hazýrlýk yapmaktan geçer. Ölüme bakýþýmýz bulanýksa þayet, bakýþ açýmýzý acilen deðiþtirmemiz lazým. Ölümün korkusu kaçýnýlmazdýr, ama sevmekte ruhumuzu sakinleþtirir. Pozitif taraflarýna yöneltirsek bakýþlarýmýzý, sanýrým sevmekte zor olmaz. Belki hakka gönül vermiþ erler, evliyalar kadar olamayýz, ama onlarýn ölüme bakýþ açýlarýný idrak eder ve nasihatlerine kulak verirsek, bunun için yaptýklarý hazýrlýklarý örnek alýrsak, Allah'ü Teala'nýn sevdiði ve istediði hayat tarzýný þiar edinirsek, ölümün varlýðýný benliðimize kabul ettirir ve severek karþýlarýz geliþini. Ve belki de ölümün geliþine, "baharýn müjdeleyicisi" ismini veririz ne dersiniz?

ZEYNEP YETER ARSLAN
Kayýtlý

MEVLAM...
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat
Ve Aşkınla yandığım biranda al canımı
Al Ki... Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun
Yönetim
*
Mesaj Sayýsý: 2931
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Uzaklarda...! Kayıp şehrim!
Site
« Yanýtla #4 : 05 Kasým 2009, 09:37:56 09:37* »




YALNIZLIK KAPINI ÇALMADAN... 

Hep kaçtýðýn yalnýzlýk

Farz et ki artýk yalnýzsýn…
Aynaya her döndüðünde, ömrünün son demlerini yaþadýðýný hatýrlýyorsun. Kuru bir yaprak gibi günbegün sararýp soluyorsun. Ruhun ve bedenin nefes almakta zorlanýyor artýk…
 
“Bu kýrýþan yüz, bükülen bel benim mi?” Diye soruyorsun kendine. Þimdi, görmekten hoþlanmadýðýn bedenin haykýrýyor “Bitti, bitti!” Diye. Tükeniyorsun…

Esen yelle savrulup giden hazan yapraklarý gibi solgun bir yaprak olmayý tercih ediyorsun, insan olmak yerine. Öylesine aðýr geliyor ki zamanýn yükü, her geçen dakika daha çok telaþlanýyorsun. Korkuyorsun, her an hayatýn kayýp gidecek diye ellerinden…
Ýstemediðin yalnýzlýk kapýnda þimdi.

Farz etki artýk yalnýzsýn…
Bitmez sandýðýn gençliðinden eser kalmadýðýný görüyorsun. Delice harcadýðýn zamanlar aklýna her geliþinde, yere düþürüyorsun yüzünü. Saatler senin için ilerliyor, uçup giden ve seni hiç býrakmayacak sandýðýn gençliðine, güzelliðine söyleniyorsun. Ama faydasýz. Giden gitmiþtir, üstelik hiç acýmadan, vefasýzca, habersizce çekip gitmiþlerdir.

Oysa ne kadar da kýymetliydiler deðil mi senin için? Hiç düþünmezdin deðilmi, hayatýn mum misali erimeye mahkûm olduðunu ve yalnýzlýðýn bir gün kapýný çalacaðýný? Sen buyur etmesen de misafirin olacaðýný?

Farz et ki artýk yalnýzsýn…
Aynalar da artýk senden yana deðil. Küsüyorsun aynalara, seni yalnýz býrakan gençliðine ama kimsenin umurunda deðil. Geri istiyorsun kaybettiklerini, iç çekiyorsun sessizce, aðlýyorsun kimseler görmeden. Sonra… Aðlamaya bile geç kaldýðýný anlýyorsun.

Yitirdiðin vakitler aklýna her geliþinde, çaresizliðin verdiði piþmanlýkla kývranýyorsun. Hoyratça davranmýþtýn hani zamana, þimdi de zaman sana hoyratça davranýrsa ne yapacaksýn?

Yalnýzlýðýn duraklarý geliyor aklýna, korkuyorsun. Korkular çaresiz, sen çaresizsin. Oysa hep yalnýzdýn zaten. Kalabalýklarýn içindeyken bile yapayalnýzdýn...

Duymak istemeyen, kabullenmeyen sendin. Biliyordun, hazýrlanmalýydýn, seni yalnýz býrakmayacak olan Rabbi’ne kulluðunu eksiksiz yapmalýydýn. Ya þimdi, kim yanýnda olacak? Son nefesinde kim giderecek korkularýný?

Kim girecek seninle kabrin kuytusuna? Kimde teselli bulacaksýn, mahþer kalabalýðýnda?...

Hatýrla…
Bencilleþen dünyanýn bencillikle yoðrulan bir diþlisi de sen olmuþtun. Sadece sen vardýn hayatýnýn merkezinde. Sen de aciz bir varlýkken koymamalýydýn kendini hayatýn merkezine. Bu kadar önemsememeliydin kendini. Seni önemseyeni tercih etmeliydin.

Oysa þimdi… Vazgeçilmezlerin çoktan vazgeçmiþ senden!
   
Seni býrakmayan ve her daim elinden tutan Yaradan’a vefasýzlýðýn mahkûm etti seni yalnýzlýða. Yalnýz býrakmayacaðýnýn müjdesini de vermiþti üstelik, duymak istemeyen sendin. Ve sen yalnýz býraktýn, nefsinin arzularýný tercih ederek; O’na götüren yollarý, seccadeni yalnýz býraktýn, yetimin gülüþünde saklý olan rýzasýný yalnýz býraktýn, gecenin piþmanlýða çaðýran demlerini yalnýz býraktýn.

Ya þimdi?... Onlar seni yalnýz býrakýrsa ne yapacaksýn!

Bak! Varlýðýn önemsenmiyor artýk. Dost bildiklerin çoktan çekip gittiler. Oysa seni önemseyen, sana asýl dost olacak biri hep vardý. O Bir’e, o Tek’e sýrtýný dönen sendin…

Gün sayýyorsun þimdi, yalnýzlýðýn duraklarýna. Uçurumun eþiðine getirdi de seni unuttuklarýn, fark edemedin!

Kabir geliyor aklýna. Hayatýnda gördüðün birçok kiþi son yolculuðuna gelecek ama kimse girmeyecek seninle beraber kabre… Ürperiyorsun, hesap melekleri gelince yanýna, ne yapacaðýný düþünüyorsun, çaresizce...

Tekrar Rabbin geliyor aklýna.
Eyvahlar olsun! Yeni mi hatýrlýyorsun sonsuzluðun sahibini! Neden unuttun O’nu? Neden kabirde de yalnýzlýða mahkûm ettin kendini? Þimdide Rabbin seni yalnýz býrakýrsa ne olacak halin!

Mahþerin kalabalýðýnda da yalnýzlýða mahkûm olacaðýn geliyor aklýna. Kabir gibi orada da mý kimsesiz kalacaksýn? Öyle ya çok dostun, çok sevenin vardý. Peki, orada da olacaklar mý? Yalnýz geldin dünyaya. Yalnýz gideceðini neden unuttun?...

Uçurumlara sürükleyen nefsini dost mu sandýn kendine! Yalnýzlýðýn yokuþlarýnda, seni çoktan yalnýz býraktý oysa dost bildiklerin. Seni yalnýz býrakmamasý için niyazda bulunmadýn hiç deðil mi Rabbine...

Oysa bunu hep istemeliydin hem de hýçkýra hýçkýra. Gözyaþlarýn þahit olmalýydý, sadece Rabbine güvendiðine ve sadece O’nu istediðine.

Yalnýzlýðýný unutturacak iþlerle meþguldün hep. Unuttuðun güzellikleri görmeyecek kadar hýrslandýkça hýrslandýn, yozlaþmýþ dünyada. Oysa ibretin en büyüðüne þahit oluyordun, her gün yeniden. Ölüm’dü hani adý…
 
   Bir kefen parçasýndan baþka hiç bir þey götürmedi gidenler. Buna raðmen maddeyle sýnýrladýn hayat çizgini. Yazýk etmedin mi kendine?...

Kardeþlik neydi? Sýlai rahim neydi? Tövbe etmek neydi?... Unuttun bunun gibi daha nice güzellikleri.

Dur ve düþün! Bir soluklan, nereye koþuyorsun bir bak!...

Yüzleþ kendinle, dön içine. Ne kadar yararý var sana, peþinden koþturup durduðun hayatýn? Hazýr mýsýn yalnýzlýða? Bir sor kendine. Seni yalnýz býrakmayacak bir þeyler hazýrladýn mý öteye, bir düþün!

Þimdi bir muhasebe yap kendinle. Hesap vermeye gitmeden, hesapla artýlarýný ve eksilerini. Düþün ki ömrünün son demlerindesin ve yalnýzlýðý yaþýyorsun. Nasýl olmayý düþlerdin? Ardýna baktýðýnda nelerin olmasýný isterdin? Dürüstçe cevap ver kendine…

Bir de þöyle düþün

Þimdi dur! Bir de þöyle düþün…
Düþün ki Rabbinin rýzasýný gözeterek, ömrünün basamaklarýný birer birer geride býraktýn. O basamaklarý, seni yalnýz býrakmayacak olan güzelliklerle donattýn…

En önemlisi de her adýmýnda salih ameller iþleyerek arkanda sarýlacak birçok umut dalý býraktýn…

Anneni babaný duacý ettin kendine. Ailen ve eþin senden razý. Akraba ve komþularýn, senin müþfik elini bir ömür boyu hep hissetti üzerlerinde. Yetimi gözettin, fakiri doyurdun… Dinine her fýrsatta hizmet ettin, edemediðinde de edenlerin elinden tuttun, destekledin.

Ýnsanlardan uzak kaldýðýn anlarýnda, gözyaþlarý içinde yalvardýn durdun Rabbine…

O Yüceler Yücesini andýn saatler boyu. Tespihin döndü durdu, dilin ve kalbinle birlikte… Nefsinin arzularýna karþý bir nöbet ki bekledin ömür boyu… Þeytaný adeta çýldýrttýn takva ve irfanýnla…
   
Ne güzel deðil mi?...
“Ýyi ki de kul olmayý bilmiþim” diyorsun þimdi kendi kendine. “Ýyi ki de kul olmayý bildirmiþsin ey Rabbim!” diyorsun yeniden.

Umudun var þimdi. Kimseler yanýnda olmasa da mühim deðil, Rabbin var ya! Bu yeter sana. Unutmamanýn ve yalnýz býrakmamanýn sevincini ve huzurunu yaþýyorsun þimdi.

Ýyilikte kusur etmediðin, akraban, komþun, arkadaþýn da vefalý sana. Çocuklarýn, hatta torunlarýn bile üzerine titriyor. Güzellik eden güzellik buluyor…

Ölümü beklerken heyecan duyuyorsun artýk. Vuslat oluyor, Hz. Mevlana misali düðün oluyor ölüm senin için. Korkular yerini ümide býrakmýþ. Seccaden ve her günahýn ardýnda burkulan yüreðinin tövbeleri, yalnýz býrakmýyor seni, ne güzel…
Zamaný da hiç yalnýz býrakmadýðýný farz et. Ne mutlu sana! Dakikalarý saat, günleri yýllar hükmüne çevirmiþsin. Þimdi onlar da gelecek ardýndan ve kapýsýný her daim çaldýðýn Rabbin yalnýz býrakmayacak seni, müjdeler olsun!...

Yalnýz deðilsin. Tebessüm ediyorsun, kul olmayý tercih ettiðin için insan olmaktan öte…

 
ZEYNEP YETER ARSLAN
Kayýtlý

MEVLAM...
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat
Ve Aşkınla yandığım biranda al canımı
Al Ki... Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun
Moderatör
*
Mesaj Sayýsý: 3693
Çevrimiçi Çevrimiçi
« Yanýtla #5 : 05 Kasým 2009, 11:10:55 11:10* »

mübarek ne kadar güzel bir yazýdýr...


gönlünüze saglýk...

inanýn sesli okununca hüzün doluyor hissettim...o halde klavyenin tuslarýna basarken harfler de geride kalýyor düsündüklerim de ...dikkat etmeliyim iyilik yapmalýyým cömertce rabbime layýk davranýslarda bulunmalýyým..yeter ki  O SEVSÝN CC

SEVERSE kullarý da bizi sevecektir
Kayýtlý

Yönetim
*
Mesaj Sayýsý: 2931
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Uzaklarda...! Kayıp şehrim!
Site
« Yanýtla #6 : 22 Þubat 2010, 19:01:48 19:01* »

Sözler vardýr insaný anlatan, sultan yapan. sözler vardýr güzelliðe götüren, insana biçim veren. birde kelam vardýr sözden öte sözden güzel. sözler vardýr, bir yerlerde kelamýn sahibi Kemalullah'a götüren.


Sözler vardýr özü ele veren, bazen hafif, bazen aðýr. sözler vardýr insaný yoðuran, ve insanlýða insanlýk katan. birde kelam vardýr sözden öte, sözden güzel. sözler vardýr bir anda Kemalullah'a yaklaþtýran.


Sözün üstündedir Kelam, Kelam'la daha bir süslenir insan. bir adým daha yaklaþtýrýr cennete. Kelam vardýr cennetlerden güzel, sözlerden öte, insandan öte. Ve en önce söylenen, hiç silinmeyecek olan...
                 
   
HAYAT                             


Ben varken hayat hep vardý ve hep var olacaktý. Hayatý yormak, gözden düþürmek, ve çizmek isteyenlere inat. hep dimdik ayakta duracaktý. ve sahibi istemeden kýyamete hazýr olmayacak son bulmayacaktý. hayat hep vardý ve hep var olacaktý.


Kimisi çaldýrdý hayatýný, kimisi ödünç verdi sevgiye karþýlýk, kimisi özendi özenebildiði kadar. süsleyenler de oldu, çöpe atanlar da. kim nasýl davrandýysa karþýlýðýný öyle aldý. hayat bazen bizden yanaydý bazen acýmasýzdý. acýmasýz kýlanlar bizlerdik dünya varolalý beri. yani beyazda olsa karaya da çalsa hayat hep vardý ve hep var olacaktý.
Kayýtlý

MEVLAM...
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat
Ve Aşkınla yandığım biranda al canımı
Al Ki... Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun
Yönetim
*
Mesaj Sayýsý: 2931
Çevrimdýþý Çevrimdýþý
Uzaklarda...! Kayıp şehrim!
Site
« Yanýtla #7 : 22 Þubat 2010, 19:13:45 19:13* »

Dert bize de uðrar

Hayatýmýzýn seyri deðiþiyor bazen, dert bürüyor dört yanýmýzý. Küsüyoruz hayata ve kendimize…

Üst üste geliyor bazen hiç beklenmedik üzüntüler, hesapta olmayan saatler yaþýyoruz ansýzýn.
Þaþýrýyoruz...

Sudan çýkmýþ balýk misali çýrpýnýyor bedenimiz ve kalbimiz. Çekip yorganý baþýmýza unutmak istiyoruz her þeyi.

Sanki dert olan þey, hiç bize uðramamýþ gibi kapatmak istiyoruz gözlerimizi ve uyumak istiyoruz, saatlerce belki de günlerce. Uçup gider belki yaþadýðýmýz üzüntü, gözlerimizi açtýðýmýzda, kaldýðýmýz yerden devam ederiz diye.

Teselli arýyoruz yanýmýza gelen bir dostta, tutunacak bir dal arýyoruz, ayakta durabilmek için ya da yaslanacak bir duvar. Dün her þey yolundaydý diye, bugün de öyle olacak sanýyoruz, kendimizden emin ilerlerken adým adým; ertesi gün baþýmýza gelen bir dertle yýkýlýyoruz, daðýlýyoruz…

Her zaman dik duralamayacaðýný öðreniyoruz. Derdin anlamýný o an anlýyoruz. Tanýþmak istemesek de o an mecburen tanýþýyoruz. Oysa düne kadar dert yoktu hayatýmýzda…

Peki, dertsizliðimizin þükrünü eda edebilmiþ miydik?
Dert baþýmýza gelince, dertsizliðin kýymetini öðreniyoruz galiba.

Biçare zamanlarýmýz

Neþesi kaçýyor bazen dünyamýzýn, hiçbir þey yapmak gelmiyor içimizden. O çok sevdiðimiz yemeði yemek, yerine getirmiyor keyfimizi ya da bayýla bayýla izlediðimiz o pembe dizi, bir þey ifade etmiyor o anlarda…

Ýçimiz bunalýyor, “Birinden yardým istemeliyiz” diyoruz.
Yeniden nefes almak için, acýlaþan lezzetlerimizi yeniden tatlandýrabilmek için, gözyaþlarýmýzý rahatlýkla silebilmemiz için. Teselli etmeli biri bizi, “Üzülme ben varým” demeli ve ellerimizden tutup sýcaklýðýný hissettirmeli!

Hayatýmýzýn yolunda gittiði demlerde, unutuyoruz O’nu…
Bir hediye verene, dakikalarca ettiðimiz teþekkürü, O’na gelince akýl edemiyoruz.

Bize bahþedilen nefesin, ellerin, ayaklarýn, O’nun hediyesi olduðunu unutuyoruz. Sevdiklerimizin yanýmýzda oluþunun; her yeni güne kýyamet kopmadan ulaþmanýn; ölümün henüz bize uðramadýðýnýn farkýndalýðýný yapýþtýrmýyoruz üzerimize.

Dertler ve kederler yýkýlýnca üzerimize, acizliðimizi anlýyoruz. Hayatýmýzýn seyrinin her zaman bizim elimizde olmadýðý geliyor biçare aklýmýza. Hüznün rengi düþünce üzerimize, biz düþüyoruz bir anda yerden yere.

Acizlik ve fakirlik bize de uðrarmýþ meðer. Þýmarýk çocuk gibi salýna salýna yürüyen benliðimiz, kabuðuna çekilip baþýný eðiyor bir anda. Oyuncaðý elinden alýnmýþ bir çocuk masumiyetine bürünüyor.

Nasýl bürünmesin ki elimizden bir þeyin gelmediði demler de böyle oluyormuþ, bunu da öðreniyoruz.





O, varya…

Çalacak bir kapý, sýðýnacak bir liman arýyoruz. Derdimize derman olabilecek bir varlýðýn hasreti sarýyor yüreðimizi. Burkuluyoruz birden…

O kapýnýn varlýðýndan bihaber oluþumuz ve bugüne kadar ya hiç ya da çok az yöneliþimiz geliyor aklýmýza.

Baþýmýzý eðiyoruz, mahcup oluyoruz ister istemez. Tokmaðýný çalmayý unuttuðumuz kapýya, nasýl yöneleceðiz þimdi. Ama baþka çare var mý?
Kim deva olabilir derdimize, kim sarabilir yaralarýmýzý karþýlýksýz ve çýkarsýz?
Kim býkmadan usanmadan dinler bizi, kim siler gözyaþýmýzý?
Ve kim sabrý tavsiye eder, ardýndan da ferahlýðý?
Tabi ki O, Yaradan…

Ýþte, o kapý bize hep lazým. Bugün de yarýnda, burada da ahirette de…

Üzülme kalk ayaða, O var, hep var olduðu gibi.
Seni bekliyor ve ardýna kadar açýk kapýsý sana…

Gözyaþýn þahidin olsun üzüntülerine ve piþmanlýklarýna. Üzülme, aç ellerini açabildiðin kadar; dilenci ol, köle ol þimdi kapýsýnda. Anlat üzüntülerini, kalp kýrýklýklarýný ve hüzünlerini. Aðlamanýn sebeplerini, yüreðinin ateþini, içten içe duyduðun acýlarýný, teselli istemenin gerektiðini. Anlat anlatabildiðin kadar…

O (cc) seni dinlemeye hazýr, her zaman ve her yerde, hep hazýr… Korkma, usanmaz seni dinlemekten, kovmaz kapýsýndan, dermansýz býrakmaz. Anlat çekinmeden, O’nun azameti karþýsýnda anlattýkça küçülen derdini.

Üzülme.
Derdin ne olursa olsun, bir abdest al nefes alýr gibi ve bir seccade ser odanýn bir köþesine. Otur ve aðla, dilersen hiç konuþma. O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.

Hadi kapa gözlerini þimdi…
Seni dinliyor azim olan Allah.
Ve aðladýðýn için, dertli olduðun için, belki de hiç bu kadar sevimli gelmemiþtin O’na...

Çünkü O’nun kapýsýný çaldýn, acizliðini ve O’nsuzluðun yýkýmýný hatýrladýn.

O kimseye benzemez.
Sýkýlmaz, arkadaþýn, eþin dostun gibi seni dinlemekten. Kapýsýný her çalýþýnda memnuniyetle karþýlar seni.
“Yine mi sen!” demez.
Bir karþýlýk beklemez senden, seni sevdiði için ve sen O’nun kulu olduðun, kulluðunu bildiðin için.

Elinden tutar ayaða kaldýrýr. Teselli olur, avutur derde dalmýþ yüreðini. O demiyor mu; “Biz senin göðsünü açýp geniþletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldýrmadýk mý?” (Ýnþirah; 1-2)

O’na kulak ver ve hisset ferahladýðýný iliklerine kadar…





‘Güçlükle beraber kolaylýk…’

Üzülme, O’nun varlýðýndan haberdar olmanýn huzurunu yaþa. Ve þükret, kendisini sana haber verdiði için…
Seni derdinle baþ baþa býrakýp derde boðmadýðý için.
Ve ne olursa olsun, seni huzuruna aracýsýz kabul ettiði için. Dertlerini dinleyip derman sunduðu için.

O dememiþ miydi; “Þüphesiz güçlükle beraber bir kolaylýk vardýr. Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylýk vardýr” (Ýnþirah; 5-6)

Evet, sahibimiz Rabbimiz. Gazabýný geçen rahmeti, merhameti tülleniyor ruhumuzda ve daha çok aðlýyoruz, kendisini bize hissettirdiði ve ferahlattýðý için bizi...
Az önce bizi sarsan ve aðlatan derdimizi unuttuðumuzu fark ediyoruz sonra…

O’nun huzurunda iki büklüm oluþumuzun ve bizi her daim iþitmesinin heyecanýyla titriyoruz. Daha huzurundan kalkmadan yaþadýðýmýz ferahlýk tebessüm ettiriyor bizi.

“Ve yalnýz Rabbine raðbet et” (Ýnþirah; diye buyurmamýþ mýydý?
Öyleyse sen de ayaða kalk þimdi. O’nsuz kaldýðýný anladýðýnda, kederlen sadece, yönel rabbine þu ayeti dola diline; “Eðer onlar yüz çevirirlerse de ki; “Bana Allah yeter. O’ndan baþka ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim ve büyük arþýn Rabbi O’dur” (Yunus; 129)

Derdini sev

Þimdi unut dünyalýk sýkýntýlarýný, seni üzenleri; kalbini bine bölenleri, aðlatanlarý, itip kakanlarý, seni saymayanlarý, vefasýzlýðýný sende deneyenleri unut!
Derdini sevmeyi öðren, onlarý seni Rabbine yaklaþtýran aracýlar olarak gör. Dert dediðin ve tarafýndan hüzne düþürüldüðün þeyler, seni Rabbine yaklaþtýrdý, Rabbin onlarý sana aracý yaptý.

Düþün þimdi…

Kim deðerli O’nun için! Huzuruna davet ettiði derdin deðil.
Sensin!
Ve bir daha, binlerce kez daha þükret, dert bildiðin þeylerde O’nun lütufkârlýðýný gördüðün için ve unutma; O’nun verdiði her þeyde bir hayýr var.

Ve unutma yine; sana yolladýðý her neyse boþ deðil, ardýndan kocaman bir kolaylýk var.

Sil þimdi gözyaþlarýný, kalk ayaða.
Seni Rabbinin huzuruna getiren dertlerine de ki; “Beni benden iyi bilen, bana benden yakýn olan Allah var. Beni O’na getiren araçlar olduðunuz için siliyorum hepinizi. Gidebilirsiniz. Rabbim için bendensiniz.”


ZEYNEP YETER ASLAN  (Eyvallah arkadaþým gerçekten yüreðimi ferahlatan bir yazý...Yüreðime inþirah verdin...Ýyi ki varsýn ve iyi ki hayatýmdasýn)
Kayýtlý

MEVLAM...
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat
Ve Aşkınla yandığım biranda al canımı
Al Ki... Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun
Sayfa: [1]   Yukarý git
  Yazdýr  
 
Gitmek istediðiniz yer: