Burdasiniz: NurForum.OrgİslâmKur'an-ı Kerim (Moderatör: Gul_Nur Buteyra)''Kuran-ı Kerim'' Anlamak ve Yaşamak için İnşaallah..,
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ''Kuran-ı Kerim'' Anlamak ve Yaşamak için İnşaallah..,  (Okunma Sayısı 390 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #15 : 20 Ocak 2009, 17:22:15 17:22* »

ASR SÛRESİ

Bismillahirrahmanirranim.


Mushaftaki sıralamada yüz üçüncü, iniş sırasına göre on üçüncü sûredir.
İnşirah sûresinden sonra, Âdiyât sûresinden önce Mekke'de inmiştir.
Medine'de indiğine dair rivayet de vardır.

Sûre adını birinci âyette geçen ve "zaman, çağ, ikindi vakti" gibi anlamlara gelen "asr" kelimesinden almıştır.

Sûrede insanı ebedî hüsrandan kurtaracak yollar bildirilmektedir.

Fazileti:Ashab-ı Kiram'dan iki kişinin karşılaştıkları zaman biri diğerine Asr sûresi*ni okumadan ve ardından selâm vermeden ayrılmadıkları rivayet edilir. 


Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla...

1. Asra yemin ederim ki,
2. İnsan gerçekten ziyandadır.
3. Ancak iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başkadır.




Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 231
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #16 : 21 Ocak 2009, 01:17:09 01:17* »

allah razı olsun kardeş...
Kayıtlı
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #17 : 21 Ocak 2009, 22:13:20 22:13* »

allah razı olsun kardeş...

Amın ecmaın olsun. Smiley

Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #18 : 21 Ocak 2009, 22:13:47 22:13* »

Insanın zıyanda oldugu Asra yemın edılerek belırtılmıs?

Acaba neden asra yemın edılmıs?

Zıyanlıktan kasıt nedır?

Zıyanda olanlar kımlerdır?

Fıkrı olan varmı?
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #19 : 22 Ocak 2009, 21:18:11 21:18* »

YOK MU?!!!
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #20 : 29 Mart 2009, 00:59:50 00:59* »

Maalesef yok demek!

O halde bulabıldıklerımızı aktaralım ınsaallah..,

1.CEVAP:

Bu surede "asr"a yemin edilmesi, insanın hüsranda olduğuna ve bu hüsrandan dört özellik taşıyan kimselerin kurtulacağına dikkat çekmek içindir. 1- İman, 2- Salih amel, 3- Birbirine hakkı tavsiye etmek, 4- Birbirine sabrı telkin etmek. Şimdi bunların her birini tek tek ele alarak iyice açıklamaya çalışalım.

Yemin hakkında bundan önce pek çok yerde açıkladığımız gibi, Allah, mahlukattan bir şeye yemin ettiğinde o şeyin büyüklüğü, kemali ve garabeti dolayısıyla değil, söz konusu meseleyi ispatlamak için yemin edilen şeyin delil olarak ileri sürüldüğünü anlamalıyız. Burada da zaman üzerine yemin edilmesinin anlamı, zamanın insanının, büyük hüsran içinde olduğuna ve ondan ancak dört özellik sahibinin kurtulacağı gerçeğine şahit olmasıdır.

"Zaman" kelime olarak, geçmiş zaman ve pek uzun olmayıp her an geçmişe dahil olan şimdiki zaman için de kullanılır. Çünkü her an, gelecek zaman şimdiki zamana, şimdiki zaman da geçmiş zamana dahil olmaktadır. Burada mutlak olarak zamana yemin edilmiştir. O halde burada iki tip zaman kastedilmiştir. Yani geçmiş zamana yemin edilmesinin anlamı, insanlık tarihinin, yukarıda adı geçen dört özellikten uzak olan kişilerin hüsrana uğradıklarına şahit olmasıdır. Geçmekte olan zamana edilen yemini anlamak için, geçmekte olan zamanın, her bir insana, her bir millete bu dünyada çalışmak için fırsat verildiği zaman olduğunu bilmek gerekir.


Bunun misali şöyledir: ....

(...ve ne guzel mısaldır ınsaallah...
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
Moderatör
*
Mesaj Sayısı: 919
Çevrimiçi Çevrimiçi
« Yanıtla #21 : 17 Kasım 2009, 23:48:42 23:48* »

keske devam etseydiniz...


Allah cc hepinizden razı olsun

İmâm Şafiî Hazretleri: «Kur'ân nâmına yalnız bu sûre nazil ol­saydı, insanlara elverirdi.

 İnsanlar yalnız bu sûreyi teemmül etmiş olsaydılar kâfi' gelirdi.

 Bu sûre ulûm ve makaasıd-ı Kur'âniyenin hepsini dâire-i şümulüne almıştır.»  buyurmuştur.


Bu hikmete binâendir ki Eshâb-ı kiramdan ikisi, bir yere ge­lince bu sûreyi biri diğerine okumadan, diğeri de ona selâm i yer­meden ayrılmazlardı


şimdi ne var bu surenin icersinde bakalım

zaman var önce bu kavrama tefsirlerden bakalım...alimlerimiz ne buyurdular..


Asr'a yemîn ederim, ki insanlar, muhakkak hüsran içindedir.

Ancak îmân edenlerle sâlih ameller işliyenler, bir de bir­birlerine hakkı tavsiye, birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyanda değildirler)                                                                           

Asr'la murâd; İkindi Namazı (Salât-i vustâ) veya Asr-i Şeâ-det, yâhûd, Dehr'dir, denilmiştir

..........mübarekler namazların icinde orta namazdır..bu namaz günün en yorgun saatlerine denk geliyor ve vakit de maun suresinde buyuruldugu gibi  mükellef icin zamanını  namaz gibi kudsi bir ibadete ayırıyorsa kıymetlidir yoksa gelip gecer cabuk zaman..hüsran ile benzetme de  yapılmıstır


aslında kemale erme yası ile ikindi arasında bir benzerlik var...
olgun adama düsen kamil mümin olabilmesidir salih amel ipi olmalıdır dayanagı olmalıdır

zaman burada an olarak da anlasılabilir her an...gafletten uyanmadır zamanı kullanma ve hakkın rızasına uygun bir şekilde..

devam edilecek inşallah

Kayıtlı

yakında....bekleyin...
Moderatör
*
Mesaj Sayısı: 919
Çevrimiçi Çevrimiçi
« Yanıtla #22 : 17 Kasım 2009, 23:54:25 23:54* »


Muhammed Esed hocaefendi de ne güzel meal vermiş Allah razı olsun mekanını cennet eylesin


DÜŞÜN zamanın akıp gidişini!

Gerçek şu ki, insan ziyandadır;  meğer ki imana erip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun,

ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenler-den...


DİPNOTLAR

 ‘Asr terimi, ölçülebilir, birbirini izleyen devrelerden oluşan “zaman”ı gösterir (dehr ise, başı ve sonu olmayan, “sınırsız zaman”ı, yani “mutlak zaman”ı anlatır). Bu nedenle ‘asr, zamanın akıp gidişini, yeniden, bir daha yakalanamayacak olan zaman kavramını içerir.

 Lafzen, “insan, şüphesiz ziyan [için]dedir, ... edenler hariç”.
Kayıtlı

yakında....bekleyin...
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #23 : 26 Şubat 2010, 19:51:30 19:51* »

İmam Fahrüddin er-Râzi, şöyle der:

"Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu; sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin!... Onun bu sözünü işitince, bu söz Asr suresinin anlamıdır' dedim. İnsana verilen ömür bir buz gibi hızla erimektedir. Eğer bunu ziyan eder veya yanlış yere harcarsa insanın hüsranına neden olur." Onun için geçen zamana yemin edilmesinin anlamı, hızla geçen zamanın, söz konusu dört özellikten yoksun insanın dünyada ne işle meşgul olursa olsun hayatını harcadığına ve hüsranda olduğuna şehadet etmesidir. Kârlı çıkanlar ancak bu dört özelliği taşıyanlar ve bu dünyada hayatlarını ona göre düzenleyenler olacaktır.

Surede "insan" kelimesi tekil olarak kullanılmıştır. Ama sonraki cümlede, insanlar arasında bu dört özelliği taşıyanlar istisna edilmiştir. Onun için burada "insan" kelimesi cins isim olarak kullanılmıştır. Bu durumda "insan" kelimesinin kapsamına, şahıslar, güruhlar, milletler ve bütün insanoğlu girer. Yani zikredilen dört sıfattan yoksun olanlar kimler olursa olsunlar hüsrandadırlar. Örneğin zehirin öldürücü özelliği vardır. Fert, toplum veya bütün insanlık zehir içmeye kalkışırsa sonuç değişmez. Zehir her ne olursa olsun öldürücüdür. Tıpkı bunun gibi, insanlar bu dört özellikten yoksunlarsa, küfür üzere ve kötü işler içinde bulunuyorlarsa, birbirlerini batıla teşvik ediyorlar ve nefislerine tapmayı telkin etme üzerinde birleşiyorlarsa hüsran içindedirler.

"Hüsrân" kelimesine gelince, "kâr"ın zıddıdır. Ticarette bu kelime genel olarak bir işte zarara uğramayı veya iş hayatında sürekli zarar etmeyi ifade etmek için kullanılmıştır. Kur'an-ı Kerîm "hüsran" kelimesini özel bir ıstılah olarak, "felah", yani kurtuluş kelimesinin zıddı olarak da kullanmıştır.
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #24 : 26 Şubat 2010, 19:51:57 19:51* »

Kur'an-ı Kerîm gerçek imanın ne olduğunu aşağıdaki ayetlerde açıklamıştır: "Müminler onlardır ki Allah'a ve Resulüne inandılar; sonra şüphe etmediler. " (el-Hucurât, 49/15), "Rabbimiz Allah'tır deyip sonra doğru yolda sebat edenler. " (Fussilet, 41/30), "Müminler o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir... " (el-Enfâl, 8/2), "İnananlar en çok Allah'ı severler. " (el-Bakara, 2/165), "Hayır, Rabb'in hakkı için, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar. " (en-Nisâ, 4/65)

İman etmekten maksat, Allah'a iman etmektir. Ancak, sadece varlığına değil, aynı zamanda tek ilâh olduğuna, ortağı bulunmadığına, insanların ibadet ve itaat edeceği yegane varlık olduğuna, insanların kısmetini düzenleyip bozanın ancak Allah olduğuna, dua ve tevekkül edilecek varlığın yalnız O olduğuna, ancak O'nun emirlerine uyulup, ancak O'nun yasaklarından kaçınılacağına, O'nun farzlarının yerine getirilip O'nun yasaklarından uzak durulacağına, herşeyi işiten ve görenin ancak O olduğuna, insanın sadece fiillerini değil, fiillerini harekete geçiren gizli niyetlerini de bildiğine inanmaktır. İmanın ikinci bölümü ise, Resulullah (s.a.s.)'a inanmaktır. O'nun Allah tarafından tayin edilmiş en büyük rehber ve lider olduğuna, getirdiği hükümlerin Allah tarafından ve Hakk olduğuna, O'na itaat etmenin zorunlu olduğuna inanmaktır. Risâlete iman etmek aynı zamanda meleklere, kitaplara, peygamberlere ve Kur'ân'a iman etmeyi kapsamaktadır. Çünkü bunlar, Allah Resulü'nün getirdiği talimatın unsurlarıdır. Üçüncüsü ahirete inanmaktır. İnsanın bu dünya hayatı ilk ve son değildir. İnsan ölümden sonra tekrar diriltilecektir. Bu dünyada yaptıklarının hesabını Allah'a verecek ve bunun sonunda salih amel işleyenler mükâfatlandırılacak; kötü olanlar ise cezaya çarptırılacaklardır.
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
*
Mesaj Sayısı: 530
Çevrimdışı Çevrimdışı
İMANIMLA YÜCELSEM!
« Yanıtla #25 : 26 Şubat 2010, 19:52:39 19:52* »

İnsanın hüsrandan kurtulması için gerekli olan; imandan sonra salih ameldir. "Salih" kelimesinin anlamı bütün iyiliği kapsar. Küçük ve büyük iyilik de buna dahildir. Ama Kur'an'a göre kökü imana dayanmayan hiçbir amel salih amel sayılmaz. Herhangi bir amel Allah ve Resulü'nün bildirdiği hidâyete uygun işlense de, iman olmaksızın salih amel sayılmaz. Onun için Kur'an-ı Kerîm'de nerede amelden söz edilmişse, orada iman da zikredilmiş ve salih amel imandan sonra anılmıştır.

Çünkü insan, iman iddiasına rağmen Allah ve Resulü'nün gösterdiği yoldan başka yol takip edebilmektedir. Onun için Kur'an'da verilen müjdeler, iman etmenin yanında salih amel işleyenler için geçerlidir. Bu surede de, insanın hüsrandan kurtulması için, imandan sonra, salih amel işlemesi gerektiği bildirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, salih amel olmadan sadece iman ile bir insan hüsrandan kurtulamaz. Bu surede daha sonra, hüsrandan kurtulmak için gerekli iki sıfat daha açıklanmıştır. Bunlar, iman ettikten ve salih amel işledikten sonra, birbirine Hakk'ı telkin ve sabrı tavsiye etmektir. Bunun anlamı, birincisi; iman edenler ve salih amel işleyenler bunu ferdî olarak yapmakla kalmamalı, aynı zamanda mümin ve salih bir toplum meydana getirmelidirler. İkincisi; bu toplumu bozulmaktan koruyabilmek için her fert kendi sorumluluğunu idrak etmelidir. Onun için toplumun bütün üyelerinin, birbirlerine hakkı ve sabrı telkin etmeleri farzdır.

İslâm'ı ve bütün hükümlerini kabul edip, yeryüzünde yaşanıp uygulanmasını tavsiye etmenin yanısıra; ehl-i iman ve onların toplumunun hüsrandan kurtulabilmesi için toplum üyelerinin birbirine sabrı telkin etmesi de şart koşulmuştur. Yani İslâm'ı, hakim kılmanın uğrunda karşılaştıkları bütün zorluk, musibet, meşakkat, zarar ve mahrumiyetler karşısında birbirlerine, sebat göstermeyi telkin etmelidirler. Her fert, bu şartlara karşı sebat göstermesi için diğerine cesaret vermelidir.

Abdulvehhab ÖZTÜRK
Kayıtlı

Rahatı huzuru bedenden soyduk!
Nice gözle dolu dolu yaş koyduk!
Bu yola nice can ile baş koyduk!
''Kanların hesabı sorulur bir gün!''
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: