Burdasiniz: NurForum.OrgİslâmKur'an-ı Kerim Esma-ül Hüsna (Moderatör: m_ducane)(11) el-VEHHAB
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: (11) el-VEHHAB  (Okunma Sayısı 197 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« : 14 Ekim 2007, 22:35:17 22:35* »

el-VEHHAB

Yüce ALLAH cc ın yüce kitabının (bu isme yönelik) mana ve medlulünü bu üç imamdan  biri olan ebu’l-hamem berrecan el-endülüsi açıklamış diğer ikisi ona katılmamıştır. Güçlü kitabın bakara suresinin 47.ayetinde hak teala ‘ben sizi bütün alemlerden üstün kıldım’ buyurmaktadır.

Hiç şüphesiz bu ALLAH cc kelamının iştikakı (türeme) tafdile (bir şeyi diğerlerinden üstün kılma) dayanmaktadır. Tafdil ise manası malum olan, şüphe taşımayan bir adıdır ve gerçektir. Hazırlıkları değişiktir. Bir kimsenin hazırlığı yani (isti’dadı) diğer hazırlıklardan daha tam ise şüphe yok ki hak teala adildir kendisinden aşağı olana daha çok verir. Zira istihkakın kapısı hazırlıktır. Bir kimsenin hazırlığı diğer bir kimsenin hazırlığından üstün ise yukarıda geçen hak teala’nın icabı olarak yüce hak’dan daha bağış alır.
bunun için isti’dad demek yüce ALLAH cc dan faydalanmaktır. İsti’dadın esas nefsi mahiyet ve medlulü ise kemale erişmek için hazırlığını yapmış olan bir kimseye, hak teala’nın verdiği üstünlüktür.

(…………………)

Şunu bil ki, hak tela hiçbir şekilde insanlara zulm etmez. Bir kimsenin hazırlığı kemal ile tam olursa, o kimse tam temizliğe kavuşur. Temizliğini daha az yapanlar ya orta veya geç temizlenmiş olurlar. Hazırlığını orta derecede yapanlar, orta derecede temiz, geç yapanlar da geç temizlenmiş olurlar. Hak teala güçlü kitabının yunus suresinin 30.ayetinde ‘ALLAH cc ın kelimelerinde değişiklik yoktur ve bu en doğru dindir’ buyurmaktadır. Şimdi sen temiz olana bakmalısın. Temiz ve pak olanın, ancak hak subhanehu ve teala olduğunu öğrenirsin.

Kim temizlik yönünden daha üstün olursa, hak teala onu da üstün kılar.

(……………….)

Ey kadeşim! Ne vakit adaletinde aşırı gidersen zalimsin demek, zulmünde ne kadar zulmedersen o kadar ceza görürsün. Şayet birinci yolculukda gerçek vücud ehlinden olursan, her şeyi güzel görmüş olursun. İkinci yolculukda gerçeği görenler ehlinden olursan o vakit güzelliğine güzellik katılır. Çirkinde daha çirkin olur. Bu sebeble bulunduğun makamı öğren. Hükümlerini gerçekleştir. Çünkü bu makamda yiyor ve içiyorsun. Yiyeceğinde kanaatli ol! Sıratı müstakim üzere adaletli olarak yol almalı. Kişi bu yolda ya ceza görür veya nimetlenmiş olur.

(……………….)

Arif bir kimse Rabbini tanıyan ve bilendir. O’nun yüce adlarından bir adını bilen veya sıfatlarından birini bilen bir kimse ubudiyet yönünden bu adın karşılığı olan iz ve eseri kazanmış olur. Kazandığı bu iz fena bulmadır ve temelli olarak diğer izlerle birlikde o kimsede kalmış olur. (…………...)

(……………………)

Selam ve dua ile
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
*
Mesaj Sayısı: 499
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 14 Ekim 2007, 22:53:33 22:53* »

Çok iyi anladığımı söyleyemem, Söz konusu esam-i ilahinin tecellierini misallerle açıklayabilirmyiz ?  Huh?
Kayıtlı

“Eyvah, aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2007, 00:17:47 00:17* »

ALLAH cc razı olsun vefa kardeşim;

bölüm hakkındaki açıklama kısmındada ifade ettiğimiz gibi tasavvufi yönü ve açıklanan isimlerin mahiyeti itibari ile ağırdır.
mutlaka siz gibi meraklı nazarların konuya katkısı gereklidir.
şahsen ben anladığım için açıklayacak değilim fakat anladığım kadarı ile açmak istiyorum inşaallah.

daha özet ifade ile el-vehhab ismi şerifine kelime karşılığı olarak ''bahşeden'' ''ihsan eden'' ''veren'' ve ''bagış sahibi'' gibi ve bu manalara yakın ifadeler ile açıklama sunulmuş.
bu ifadeleri ALLAH cc a nisbet edince bunlara sonsuz, karşılıksız, ebedi ve fazlasıyla gibi takılar takılır.

ALLAH cc ın vermesi, bahşetmesi, ihsan etmesi ve bagışta bulunması ise yukarıdaki açıklandığı şekil üzerinedir.
yani kim istiyor ve talep ediyor ise ve samimiyetini ortaya koyar şekilde kabını alıp gelmiş ve kapısında bekliyor istiyor ise yani hazırlığı tam ise (yazıda geçtiği şekli ile isti'dadı tam ise) ALLAH cc ın vermesinin ismidir el-vehhab.
ALLAH cc huzuruna gelen yada ondan medet uman veya af dileyen yada nazarlarını ötelere dikerek ötelere talip olan kulun hazırlığına bakar.
eğer kalben halis ise, niyet olarak samimi ise, maksad olarak rızayı ilahiyi gözetiyor ise ve beklentisi rabbin rızası ve hedefi O'na vasıl olmak ise ALLAH cc talepkara istediğini verir.
zira isti'dat olarak hazırdır ve ihtiyacı görülür.

nasılki aş evine evi için yemek almaya gelen iki kişiden birinin kabı vardır hazırlıklı gelmiştir ve yemeğini alır gider karnı doyar diğeri ise yanında kabı yoktur ve denir önce hazırlığını yap.
aynen onun gibi rabbin kapısına varırkende istidadı tam olarak varmak ve öyle talepde bulunmak gerektir.

buradaki açıklamalar manevi cihet ile ruhi, kalbi, hissi ve vicdani bir isti'dat ve hazırlık tırki rabbin bahşedeceği ihsan ile lutfedeceği ve dolduracagı kabımız da gene ruh, kalp, his ve vicdan yönü ile olacaktır.

bu noktadan hareket ile;
ALLAH cc zulmedici değildir.
ALLAH cc ın kişiyi temizliğe kavuşturması yada kişilerin önce veya sonra veya daha geç temizlenmesi ise;
ALLAH cc isimleri ve sıfatları ile tanınır ve bilinir çünkü ALLAH cc kendisini öyle bildirmiş ve tanıtmıştır.
kimki ALLAH cc ı esma ve sıfatları ile tanımaya başlar ise tüm efalde O'nu müşahede eder.
yani sebeblere dayalı şirke götüren kir pas ve kirlilik kalmaz.
bu kişi sebeb dairesini aşarak esma dairesinde görür duyar hisseder bu görmeler duymalar ve hisler sebebi ile o kişi sebeblerin insanda bıraktığı kirlerden ve şirkten arındığı için temizliğe ulaşmış olur.
ALLAH cc katındaki bizim kirliliğimiz ne çamur ne pas nede bir başka kir değildir.
ALLAH cc ın katındaki bizim kirliliğimiz manevi dünyamızdaki iman ve itikad dünyamızdaki bozukluklardır.
üstadın ifade ettiği mana ile içimiz dışımıza çevrilse ne şekilde olduğumuza biz dahi şaşar ve hatta korkarız.
işte tevhidi bir anlayış ile eşya ve hadiselere esma ve sıfat dairesinden bakıp hakikati müşahede ile bizler el-vehhab ismine muhatap olur ve gerçek ihsana lutfa ve temizliğe ulaşmış oluruz.

bu ulaşmadaki samimiyet ve cehdimiz istidadımızdır.
bizler O'na ulaşmak için arzulu olmalıyızki ALLAH cc ı el-vehhab olarak karşımızda görelim ve bizde el-vehhab olarak tasarruf etsin.

bilmiyorum ne kadar açık ve açıklayıcı ama hakikate ermede bir takım kapıların aralanmasında istidadın kağı tokmagı meraktır.
merakla çalınan kapılar ev sahibi tarafından açılır.
ALLAH cc kapısına gelen kimseyi boş çevirmez.
çalınan kapılaya göre kimi zaman size takdimi ve lutfu az olabilir ama bu sizi yıldırmamalı.
siz sürekli o kapının tokmağını çalmalı daha çok lutfa mazhar olmak için istidat kabınızı daha bir aşk ve şevk ile O'na uzatmalısınız.

hakkınızı helal ediniz.

selam ve dua ile 
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
*
Mesaj Sayısı: 499
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #3 : 15 Ekim 2007, 01:55:59 01:55* »

Allah razı olsun açıklamalar gayet güzel olmuş, bağışlanama istidadına sahip ruhlara vasıl duasıyla...
Kayıtlı

“Eyvah, aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar
Moderatör
*
Mesaj Sayısı: 1604
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #4 : 14 Mayıs 2008, 14:41:03 14:41* »

Allahın cc. isimleri arasında el-Deyyan esması gözüme çarptı. el-Vehhap ismine çok yakın aralarındaki fark ne olaki? el-Vehhap esması yeterli değil mi ki birde el-Deyyan esmasına ihtiyaç duyulmuş. İkisinde de verme var?

Lügat manaları;
DEYYÂN : Herkesin hakkını ve hesâbını en iyi bilen ve veren Allah.
VEHHÂB : Çok fazla bağışlayan, ihsanda bulunan Allah.

Düzeltme Notu: Esma-i ilahilerin başına el takısı getirildi
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2008, 15:55:45 15:55* Gönderen: yedi_beyza » Kayıtlı

Bu da
Geçer
Ya Hu!
Moderatör
*
Mesaj Sayısı: 1604
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #5 : 24 Mayıs 2008, 17:06:04 17:06* »

Aralarındaki fark ve ilişkiyi buldum. Hakkınızı helal edin buraya farkını ve birbirine bakan kısa yönünü aktarma yapıyorum.

Deyyân ismi, Borç veren ve borç vermesi sürekli olan, borç vermekten acizlik getirmeyen, bıkmayan, usanmayan’ anlamlarını içerir bir ism-i ilâhîdir.
Vehhâb ismi, Zât-ı Zülcelâl’i ‘hibe eden, veren’ olarak tarif eder. Rabb-ı Rahîm, o kadar çok borç verir ki, bu borç verme âdeta hibe etme mesabesindedir; biz bir borcu henüz ödeyememiş iken O bize ihtiyacımıza binaen tekrar verir, tekrar verir.

Peki, durum bu iken, bu ‘verme’ fiilinin ardındaki ism-i ilâhîyi tarif için neden Vehhâb ismi yeterli görülmemiş de, Kadîr-i Zülcelâl bir de Deyyân ismiyle tarif ve tavsif edilmiştir.

Bunu, dünya-ahiret ikiliği ve fena-beka denklemi içinde kavrar insan. Bu dünya fanidir; ve bu dünya hayatı içinde vermesi sürekli olsa bile, Zât-ı Zülcelâl çok hikmetler gereği, özellikle de bütün bu ‘veriş-alış’ların bir devr-i daim makinesinin eseri değil, O’nun irade ve rahmetinin bir tecellisi olduğunu bildirmek için, günün birinde vermemektedir. Nitekim, borç olarak
şifayı vermeye ara verdiği gün hastalık,
maddî kazanç vermeyi ara verdiği gün maddî açıdan bir darlık,
hâfızamıza kuvvet vermeye ara verdiği gün unutkanlık,
enerjimize enerji katmaya ara verdiği gün ihtiyarlık,
hayatı vermeye ara verdiği gün ise, ölüm kapımızı çalmaktadır.


Bu anlamda, bütün dünyada sahip olduğumuz, üzerimizde görünen herşey O’ndan aldığımız bir borç niteliğindedir; ve bu dünya Deyyân isminin gölgesinde bir ‘fena yurdu’ niteliğindedir.

Vehhâb ismi Deyyân isminin gölgesinde ve içerisinde gözükmektedir. Bu dünyada bize verilen hiçbir şey ‘hibe’ olarak verilmemiştir; ‘borç’ olarak verilmemiştir. Ama Rabb-ı Rahîm, ‘borç’ olarak vermedeki süreklilik ile, biz borcumuzu ödeyemediğimiz halde bu dünyada da tekrar tekrar vermeye devam etmesiyle; hayatı, sıhhati, bilgiyi, rızkı, maddî imkânları.. vermekten usanmaması ile, Deyyân isminin gölgesi altında vehhâbiyetini de bize ihsas etmektedir.
Bu yönüyle, bu dünyadaki bütün ism-i Deyyân tecellileri, onun Vehhâb da olduğunu fısıldar bize.

Metin Karabaşoğlu

Tamamı linkten okunabilir...
http://www.karakalem.net/?article=1512
Kayıtlı

Bu da
Geçer
Ya Hu!
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #6 : 16 Haziran 2008, 14:16:16 14:16* »

ALLAH cc razı olsun yedi_beyza kardeşim;

uzun süre cevapsız kalan sorunuza gene kendiniz faydalı olacak cevap aktarmışsınız.
hakkınızı helal ediniz (alacagınız çoğalıyor) Smiley

el-deyyan ve el-vehhab ismi şerifleri hakkında açıklamayı aktarmışsınız.
aradaki fark olarak şöylede bir açılım sunulabilir gibi;

ALLAH cc ''Herkesin hakkını ve hesâbını en iyi bilen ve veren''dir. ALLAH cc ın kudreti ile ortaya koyduğu bu yaratmaya deyyan denmiştir.
ALLAH cc, vehhabdır yani kişilerin istidat ve kabiliyetlerini vesile ederek O'na yönelişlerini boşa çıkarmayan ve herkesin hesabını en iyi bilen olduğu için istidatlara göre hazırlıkları nisbetinde ekstra ihsanda bulunandır.

ALLAH cc ın yarattığı mahluku olması, esmai ilahileri ile ortaya koyması ciheti ile her kulun her esmadan bir hakkı vardır hesabı vardır çünkü esmai ilahilere en camii mahluk olan insanda her esma galip şekilde tasarruf etmek ister.
esmai ilahilerin tasarruf cihetleri ise (kul için) ebede kadar uzanan bağı vardır.
kul zihnen meşgul olduğu kulluk ciheti ile kulluğuna bakan yönü ile ilahi ihsanları talep eder.
istihkakına düşen esma tasarrufları içinde kulluğunu ortaya koyan kişi vehhab ismi şerifince kulluğun ebedi hayata bakan kısmına olduğu gibi dünyaya bakan kısmındada hususi ihsana mazhar olur.

belkide el-deyyan ismi hem dünyevi hemde uhrevi cihet ile alakadarken ve dünyevi cihet ağır basaken el-vehhab ismi şerifi ruha ve kalbe bakan ciheti ile ağır basan galip olan isimdir..

selam ve dua ile
 
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
*
Mesaj Sayısı: 179
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #7 : 05 Şubat 2010, 22:56:37 22:56* »

100    el-VEHHAB


RABBİM KABUL EYLESİN AMİN.
Kayıtlı

Allahım sana ne kadar şükretsek azdır.................
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: