Burdasiniz: NurForum.OrgİslâmSerbest KürsüDiğer İnançlara Dair (Moderatör: m_ducane)Tahrifin Delilleri...
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tahrifin Delilleri...  (Okunma Sayısı 324 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
*
Mesaj Sayısı: 723
Çevrimdışı Çevrimdışı
Sen bir seyyahsın, şu dünya ise bir çöldür...
« : 21 Temmuz 2008, 21:44:55 21:44* »

İslam mütefekkirlerinin hristiyanlığın ve yahudiliğin tahrif edildiğine dair bütün delillerini bu adamlar öyle ya da böyle bir şekilde cevaplandırmışlar.

Bu iki dinin tahrif edildiğine dair deliller nelerdir?
afaki midir bunlar enfüsi deliller midir?
delil oldukları nasıl isbat edilir?
delilin neticesi olan ikna sırf delile dayandırılmakla gerçekleştirilmez, delilin yanında ne lazım?
Kayıtlı

Lezaiz çağırdıkça sanki yedim demeli,
Sanki yedim diyen bir camiyi yemedi...
*
Mesaj Sayısı: 857
Çevrimdışı Çevrimdışı
Hayatını, imanla hayatlandırmaya bak!!!
« Yanıtla #1 : 21 Temmuz 2008, 21:52:19 21:52* »

delilin yanında ne lazım?

Kardeşim, behsettiğiniz semavi dinler tahrif edildiği halde, İslamiyete bu kadar muarız oldukları ve muarazalaar giriştikleri halde bir de tahrif edilmeseydi acaba son dinin mesajı ve Kur'anın hakiki hakimiyeti olur muydu? Demek onlar beşerin teşebbüsü neticesinde Allah'ın izni ile tahrif edilmişler. Taki İslamiyeti kurana muhatap olmaları için bir bahane kalamsın diye. Yoksa nasıl olsa bu kitapta sahih derler son ve mükemmel dinin hakimiyeti ve bu kadar derin ve daimi olmaz sıradan bir din olurdu.
Kayıtlı

Güzel'i, güzelliklerle güzellelmek,güzel yaratılan biz güzellerin, en güzel güzelidir.
*
Mesaj Sayısı: 723
Çevrimdışı Çevrimdışı
Sen bir seyyahsın, şu dünya ise bir çöldür...
« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2008, 17:20:10 17:20* »

abese irca usulünü kullanmışsınız, bir nebze güzel, ama maalesef yeterli değil.

Peki beşerin teşebbüsünden kastınız ney?
Aziz Pavlus ve çömezlerinin faaliyetlerinden tutun da İznik Konseyine kadar gerçekleşen bir dizi icraatlar mı?

Dahası, en önemli soru şu; Bu tahrifler kasti midir? Yani bizzat tahrif etmek kastıyla mı icra edilmişlerdir?
Kayıtlı

Lezaiz çağırdıkça sanki yedim demeli,
Sanki yedim diyen bir camiyi yemedi...
*
Mesaj Sayısı: 1658
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #3 : 22 Temmuz 2008, 21:29:27 21:29* »

Madem Kur'an tahrif olunmamis o halde diger kutsal kiptaplarin Kur'anla acikca celistigi noktalar tahrif olmuslardir. Mesela, baba ogul kytsal ruh meselesi.
"Mecaz ilmin elinden cehlin eline düşerse, hakikate inkılâb eder" fehvasinca belki Incildeki "baba" kavrami "rab" manasina mecaz olarak geciyordu, ama sonradan hakikat zannedildi.
Kayıtlı

Bir gun siz de Hey Gidi Gunler diyeceksiniz...
*
Mesaj Sayısı: 1853
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #4 : 22 Temmuz 2008, 21:52:03 21:52* »

hristiyanlıktaki baba tanrı-haşa ve kella- ortaya çıkması havarilerin putperest romalılara Allahı anlatırken verdiği örnekleri daha sonra gelenlerin bilerek yada bilmeyerek saptırmasıyla oluşmuş diye biliyorum...
Kayıtlı

Umarmıydık Tavanlar Yerde Yatsin Rahneden Bitap
Eşiklerden Yosun Bitsin örümcek Bağlasin Mihrap

Umarmıydık Cemaat Bekleyip Durdukça Minberler
Dökülmüş Dört Direk Görsün Serilmiş Bir Yiğin Mermer
*
Mesaj Sayısı: 857
Çevrimdışı Çevrimdışı
Hayatını, imanla hayatlandırmaya bak!!!
« Yanıtla #5 : 22 Temmuz 2008, 22:03:59 22:03* »

abese irca usulünü kullanmışsınız, bir nebze güzel, ama maalesef yeterli değil.

Peki beşerin teşebbüsünden kastınız ney?
Aziz Pavlus ve çömezlerinin faaliyetlerinden tutun da İznik Konseyine kadar gerçekleşen bir dizi icraatlar mı?

Dahası, en önemli soru şu; Bu tahrifler kasti midir? Yani bizzat tahrif etmek kastıyla mı icra edilmişlerdir?
İster kasıt olsun ister olmasın. Hangi kelam Allah'ın kelamı  yerini tutar ve genele göre uyum sağlar ki. Niyeti halis olsa dahi zamanla  yeni bozulmalara kapı açar.
Kayıtlı

Güzel'i, güzelliklerle güzellelmek,güzel yaratılan biz güzellerin, en güzel güzelidir.
*
Mesaj Sayısı: 857
Çevrimdışı Çevrimdışı
Hayatını, imanla hayatlandırmaya bak!!!
« Yanıtla #6 : 22 Temmuz 2008, 22:05:54 22:05* »

Hem o kitaplar belli zamanlara ve topluma gönderilmişti. Bu nedenle de hıfz-ı ilahi yoktu. Yani bu hususiyet sadece Kur'an'a hastır. "Beşer zulmeder ama kader adalet eder."
Kayıtlı

Güzel'i, güzelliklerle güzellelmek,güzel yaratılan biz güzellerin, en güzel güzelidir.
*
Mesaj Sayısı: 1658
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #7 : 23 Temmuz 2008, 01:40:22 01:40* »

bir de soyle bir husus var: onlarin ingilizce "bible" diye adlandirdiklari kitap bizim kastettigimiz Incil degildir.
Bible da sunlar mevcut:
Zebur=psalms diyorlar.
Tevrat=Old Testament diyorlar,
bir de New Testament bolumu vardir ki bu kisim Hristiyanlik geldikten sonra yazilan kisim ama yine de New Testamentin hepsi Incil degildir, cunku orada bir cok bolum herhalde havariler tarafindan yazilmistir.
Asil New Testament in icindeki Gaspel denilen bolum Incil oluyor.
Kayıtlı

Bir gun siz de Hey Gidi Gunler diyeceksiniz...
*
Mesaj Sayısı: 723
Çevrimdışı Çevrimdışı
Sen bir seyyahsın, şu dünya ise bir çöldür...
« Yanıtla #8 : 23 Temmuz 2008, 10:43:56 10:43* »

peki öyle olsun,
ama akıllı bir katolik size şunu soracaktır; Kuran'ın lafzı mı muhafaza altındadır yoksa manası mı?
Yani Kuran'ın manası tahrif edilebilir mi?

diğer taraftan, tahrifin kastî olması ya da olmaması çok şeyi değiştirir. Kastiyse başka şeyleri değiştirir, kastî değilse cehl-i mürekkebe sebep ve netice olur.

Not: "Baba" lafzının mecazî olduğunu hristiyan ilahiyatçıları da söylüyor, yani onlar da bu lafzı Rab manasına te'vil ediyorlar, yani doğru dürüst düşünebilen bir hristiyan "baba" lafzından, "annenin kocası" gibi saçma sapan bir manayı anlamıyor.
Kayıtlı

Lezaiz çağırdıkça sanki yedim demeli,
Sanki yedim diyen bir camiyi yemedi...
*
Mesaj Sayısı: 1853
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #9 : 23 Temmuz 2008, 11:48:26 11:48* »

baba da ısrarlı değiller mi...anne-baba diye açıklanmasa da oğullukta ısrar ediyorlar...
Kayıtlı

Umarmıydık Tavanlar Yerde Yatsin Rahneden Bitap
Eşiklerden Yosun Bitsin örümcek Bağlasin Mihrap

Umarmıydık Cemaat Bekleyip Durdukça Minberler
Dökülmüş Dört Direk Görsün Serilmiş Bir Yiğin Mermer
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #10 : 23 Temmuz 2008, 16:34:23 16:34* »

İslam mütefekkirlerinin hristiyanlığın ve yahudiliğin tahrif edildiğine dair bütün delillerini bu adamlar öyle ya da böyle bir şekilde cevaplandırmışlar.

Bu iki dinin tahrif edildiğine dair deliller nelerdir?
afaki midir bunlar enfüsi deliller midir?
delil oldukları nasıl isbat edilir?
delilin neticesi olan ikna sırf delile dayandırılmakla gerçekleştirilmez, delilin yanında ne lazım?

1400 senedir yahudi ve hıristiyanlara sorular sorulur ve onlarda cevap verir.
bu sorular (yanlış hatırlamıyor isem) yaklaşık 900 sayfalık bir kitap içindeki yazılar üzerinedir.
1400 sene boyunca ve hala sorular soruluyor ise demek oki verilen cevaplar cevap niteliği taşımamaktadır.
islam dünyası soru sorarken yahudi ve hıristiyanların elindeki kitabdan esinlenerek ve kayıtları kullanarak soruyorlar.
bu sorular kimi zaman tarihi süreç kimi zaman eski kayıtlar ile karşılaştırma, kimi zaman da kayıtların mana ciheti ile alakalıdır.
ruhaniyetten kopmuş mana cihetine inmekden uzaklaşmış ve incili incil yapan enfüsilikle alakası kalmamış hıristiyan dünyasının bu mahiyeti barından sorulara tatmin edici cevap vermesi elbette mümkün olmayacaktır.

Bu iki dinin tahrif edildiğine dair deliller nelerdir?
afaki midir bunlar enfüsi deliller midir?
delil oldukları nasıl isbat edilir?
delilin neticesi olan ikna sırf delile dayandırılmakla gerçekleştirilmez, delilin yanında ne lazım?

bu iki inancın tahrifine deliller kitapların kendileri, tarihi süreçleri, bu kitaplara ve peygamberelere intisaplı kişilerin yaşantıları vs.
bu deliller hem afakidir hem enfüsidir.
bunların delil olduklarının ispatı ise bunlara mantıklı cevap verilemeyişi yada hiç cevap verilemeyişidir.
sağlam ve kesin delil olmadan ikna olmaz. deliller kişiyi iknaya zorlasada başka alternatif bir bir materyal olmasada

hasılı;
tevratın içinde aynı konudan bahseden ama farklı tarihler ve sayılar veren pek çok ayet vardır mesela tevratta bir komutandan bahsediyor olsun bir peygamberlik kitabında 300 atı vardı derken bir diğeri 3000 atı der biri 10 tane ahırı vardı derken diğeri 5 tane ahırı vardı der veya biri 10.bin askeri vardı derken diğeri 30 bin asker der gibi zıtlıklar ama bahsedilen komutan aynı xxx komutandır.

bu ve buna benzer deliller somut delillerdir.
birde buna ilave olarak;
tevratda tevhidi anlatan manevi hayatı ve ruhi keyfiyeti ve rububiyeti anlatan pek çok muhtelif ayet vardır.
yahudi yaşantısını bilmem ama bu tevhid dolu ayetlere bakarak hala teslisten bahsetmek aklın ve mantığın devre dışı kalması demektir.

ayrıca tevratın tahrifi hususunda gene tarihi seyrini izlemek ve tevrata müdahee edenlerin kimliklerine bakmakda gerekir ki bu dahi ciddi bir delildir.
tevrat henüz peygamberlik bildirileri ile yenilenirken tevrattan sorumlu ve yetkili olan 70 ler heyeti vardır ve onlar dışında kimse bir şey ekleme yapamaz veya çıkaramaz.
milattan sonraki yüzyıl da toplanan yahudi yetkililer aralarında bu yetmişler olmadığı halde 9 tane peygamerlik bildirisini tevrat tan güvenilmez diye çıkarmıştır.
bir peygamber kitabını pegamber olmayan kişiler nasıl ve ne hakla veya hangi selahiyet ile güvensiz diye çıkarabilir?
hem ayrıca daha o dönemde dahi sorunlar yaşanıyor olmalıki veya tahrifat olmalıki onlarda bundan şüphe ile o peygamberlik bildirilerini tevrattan çıkarmıştır.

burada şuda sorulabilir;
o heyet sadece o dokuz kitabımı çıkarmıştır ve diğer peygamberlik bildirilerine hiç dokunmamışmıdır?!
tabi bu olaydan daha öncesinde savaşlar sürgünler yangınlar ve hahamların peşkeşleri ve peygamberelere olan düşmanlıkları gibi hususlarda çok derin ve ayrıntılı hususlardır.
meryem filmini izlemişseniz orada süleyman mabedinde yaşanan şeyleri gayet hoş şekilde anlatmışlar zekeriya peygambere karşı olan tavır ve tutumları ilede.

incil ise daha yakın tarihtir.
incilin analizi daha kolaydır ve bilgilere ulaşmak da kolaydır.
hıristiyanlık tarihindeki tüm konsiller hakkında bilgiye ulşam imkanı vardır.
bu konsillerde alınan inanç kararlarıda bilgi olarak ediniliyor yani isa aleyhisselama ilah denmesi kararının çıkması kartaca konsilinde meryem validemize ilahın annesi olduğu için ilah denmesi kararının çıkması bir sonraki konsilin bu inanç akidesini iptal etmesi falan gibi daha inancın şekillenmesi hakkında alınan pek çok insan kararı.
insan kararı çünkü kitaplara dayalı inanç şekilleri değildir. insanlar diyor konsilde şuna inanılsın tamam inanılsın. bir sonraki konsil diyor biz önceki konsildekilerin bu inanç modelini begenmedik bize görede böyle inanılmalı falan.
belki çok basite indirgedim ama bunun en açık ifadesi budur.

ayrıca inciller hakkında henüz milattan sonraki 400 lü yıllarda akitif olup faaliyete geçen engizisyon mahlemeleri ve orada alınan kararlar gereği hiç bir evde incil bulunmaması incillerin sadece kilise yetkililerinde olması ve kilise yetkilileri incil olarak ne öğretilirse ona inanmaları falan gibi hususlarda eklenmeli.

günümüz incil çevirileri hakkındada ısaca bilgi vermek istiyorum;
malumunuz yeni yeni kelimeler çıkmakda ve sözlüklere elenmekte.
ve bazı eski kelimeler yeni nesil jenerasyonlarca pek anlaşılmamakda sözlüklere gereksinim duyulmakda.
incillerde ara ara yeni basımlar yapılmaktadır.
yeni neslin anlaması veya kelimelere yabancılık çekmemesi için incil neşri ile yetkili kitap evlerinin heyetleri vardır.
bu heyetlerde tarihçi, felsefeci, dil bilimci, din ilimci vs gibi kişiler bulunmaktadır. benim tanıdığım bir amca büyük bir hıristiyan yayın evinin çevirilerini yapıyor idi. felsefeci idi.
ama aynı zamanda inançsız biri idi.
inançsız bir adam inanca dayalı ve maneviyat ağırlıklı bu sahada ne kadar orjinali yansıtabilirki?
bu hususda bu ilahi denen kitapların maneviyat cihetinden ne kadar yoz olduğunadaişaret eder.

netice;
tevrat ve incil tahrif olmuştur.
tahrifat sadece kelimelerde değil özündede manei cihet ilede olmuştur kelime ile aslını kaybettiği gibi mana ciheti ile özünü kaybetmiştir.
bunlar ispat edilir şeylerdir bu ispatlar hem aklı hem mantığı hemde kalbi inandıran delillerdir.
bu delilleri kendilerince cevaplayan müntesipleri ise kimi zaman hatta çoğu zaman sadece cevap vermiş olmak için cevap verir ve cevabı verildi denir.
ama o sorular hala soru olarak onlara sorulur ünkü cevap verilmemiştir.

selam ve dua ile
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #11 : 23 Temmuz 2008, 17:00:56 17:00* »

baba da ısrarlı değiller mi...anne-baba diye açıklanmasa da oğullukta ısrar ediyorlar...

baba ve oğulluk meselesi hıristiyanlara yahudilerden kalma bir kültürdür.
yahudi kültürü hıristiyanlarda inancın esası, temeli olmuştur.
o zaman ve dönemin dil kültürü ve şekillenmiş yapısına göre kullanılan kelimeler vardır bu zamanda olduğu gibi.
babalık ve oğulluk konusu hıristiyan teologlarcada böyle kültürel bir deyim olarak kabul edilip izah olunurken işin şuurunda olmayan avam hıristiyanlarca babasıdır oğludur gibi anlam yüklenmektedir.
bu nasıl bir babalık dediğiniz zaman biyolojik bir babalık değildir denir.

selam ve dua ile   
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
*
Mesaj Sayısı: 723
Çevrimdışı Çevrimdışı
Sen bir seyyahsın, şu dünya ise bir çöldür...
« Yanıtla #12 : 23 Temmuz 2008, 20:46:14 20:46* »

1400 senedir yahudi ve hıristiyanlara sorular sorulur ve onlarda cevap verir.
bu sorular (yanlış hatırlamıyor isem) yaklaşık 900 sayfalık bir kitap içindeki yazılar üzerinedir.
1400 sene boyunca ve hala sorular soruluyor ise demek oki verilen cevaplar cevap niteliği taşımamaktadır.

1400 senedir İslam'a da sorular soruluyor, cevapları veriliyor. Verilen cevaplar yeni soruları da doğurabiliyor. Çünkü insan düşüncesi kendi ferdî planında sorularla ilerlediği gibi, umumi anlamda insanlık düşüncesi de böyle ilerler. Şimdi bu cevaplardan tatmin olmamış birisi kalkıp aynı şeyleri İslam için de söyleyebilir. soru sormak, verilen cevabın içinden bir başka soru sormak ve bunun böylece devam edip gitmesi verilen cevabın cevap olmadığını göstermez, çünkü bu durum mantık açısından soru soranla ilgili olduğu kadar soru sorulanla da ilgilidir. Neden tek suçu soru sorana yüklüyorsunuz?

bu iki inancın tahrifine deliller kitapların kendileri, tarihi süreçleri, bu kitaplara ve peygamberelere intisaplı kişilerin yaşantıları vs.
bu deliller hem afakidir hem enfüsidir.
bunların delil olduklarının ispatı ise bunlara mantıklı cevap verilemeyişi yada hiç cevap verilemeyişidir.
sağlam ve kesin delil olmadan ikna olmaz. deliller kişiyi iknaya zorlasada başka alternatif bir bir materyal olmasada

Mantıklı cevaptan kastınız nedir? Bir adama şöyle bir soru soruyorsunuz; "Tanrı nasıl baba olabilir, bu çok mantıksız?" adam cevap veriyor; "o bir mecazdır, baba lafzı Rabb manasına tevil edilerek hakikate tevcih edilir, oğul ise ortak tabiata sahip olmaktan kinayedir." bu cevap gayet mantıklı. Kusura bakmayın, bu adamlar felsefe ve nazariyat mevzusunda bizden çok daha ilerideler, bu yüzden
bu tip yaklaşımlarımızı daha iyi sağlamlaştırmamız lazım. Açık söylüyorum, cephane eksikliğimiz yok ama mühimmatı kullanmasını bilmiyoruz, gez-göz-arpacık-ateş etmekten başka yapabileceğimiz şeyler
olmalı.

Misal: Tahrif dediğimiz şeyin tabiatı hakkında kaç tane çalışma gördünüz bugüne kadar? Niye yok.
Kayıtlı

Lezaiz çağırdıkça sanki yedim demeli,
Sanki yedim diyen bir camiyi yemedi...
Moderator..
*
Mesaj Sayısı: 2117
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #13 : 24 Temmuz 2008, 10:29:45 10:29* »

islamiyet hakkında sorulan hiç bir soru kuran tahrif olmadığı, peygamber yaşantısı gelişinden maksad olan gayenin dışında bir cihete yön verilmediği ve yaşantı olarak hem kuran hemde sünnete uygun olduğu için hiç bir soruları ne cevapsız kalmıştır nede askıda kalmıştır.
eğer hıristiyan dünyasına yöneltilen soruların kaşılıksızlığı ve cevap verilemeyişini islamada aynen hamleder iseniz ve eşit tutarsanız bu sizin bu konudaki basiretsizliğiniz olur.

insanların hayatlarını onun iz ve işaretleri ve yönlendirmesi ile şekle koyup tanzim ettiği inanç konusunda zaten ahmak vede kör sağır olan ile soru cevap veya bu konulardaki münazaraları seviyeli tutmak gerekir. hatta mevlana dili ile ahmakdan isa aleyhisselam gibi kaçmalı.

Meryem oğlu İsa, sanki bir aslan kanını dökmek istiyormuş da ondan kaçıyormuş gibi bir dağa kaçıyordu. Birisi, ardından koşup dedi ki: “ Hayrola peşinde kimse yok, neden böyle kuş gibi kaçıyorsun?” İsa, öyle hızlı koşmaktaydı ki acelesinden cevap bile vermedi. Adam, bir müddet İsa’nı peşinden koştu.
adam ardını bırakmayıp bağırdı: “ Allah rızası için bir an olsun dur. Neden kaçıyorsun. Merak ettim. Ardında ne aslan var, ne düşman. Ne bir şeyden korkmana lüzum var, ne bir şeyden ürkmene sebep! O tarafa doğru neden koşuyor, kimden kaçıyorsun a kerem sahibi?”

İsa dedi ki: “ Bir ahmaktan kaçıyorum. Yürü, benim yolumu kesme, kendimi kurtarayım!” adam dedi ki: “ Körün gözlerini, sağırın kulağına açan Mesih sen değil misin? İsa “ Evet, benim” dedi. Adam “gayb afsunlarına me’va olan. O afsunu ölüye okuyunca ölüyü, av bulmuş aslan gibi sıçrayıp dirilten padişah sen değil misin!” dedi.
İsa “ Benim” dedi. Adam dedi ki: “ A güzel yüzlü, topraktan kuşlar yapan sen değil misin?!” İsa. “ Evet benim” dedi. Adam “ Peki, öyleyse ey tertemiz ruh, dilediğini yaparken kimden korkuyorsun? Alemde bu kadar mucizelerin varken senin kullarından olmayan kim?”

İsa dedi ki . “Teni eşsiz örneksiz yaratan, canı ezelden halk eden Allahnın tertemiz zatına ant olsun. Onun pak zatiyle sıfatları hakkı için felek bile yenini, yakasını yırtmış, ona aşık olmuştur. O afsunu, o ism-i Azam’ı köre okudum, gözleri açıldı; sağıra okudum, kulakları duydu.

Taş gibi dağa okudum, yarıldı göbeğine kadar hırkasını yırttı! Ölüye okudum dirildi. Hiçbir şey olmayan vücudu bulunmayan şeye okudum, meydana geldi,bir şey oldu! Fakat ahmağın gönlüne yüz binlerce kere okudu, fayda vermedi. Mermer bir kaya kesildi, ona tesir bile temdi. Adeta kuma döndü, ondan bir şey bitmesine imkan yok!”
Adam, “ Allah adının köre, sağıra ölüye tesir edip de ahmağa tesir ermemesinin hikmeti ne? Onlar da illet, bu da illet. Neden onlara tesir ediyor da buna tesir etmiyor?” dedi. İsa dedi ki. “ Ahmaklık, Allah kahrıdır. Hastalık, körlük, kahır değildir, bir iptiladır. İptila, acınacak bir illettir, ona kul da acır, Allah da.

Fakat ahmaklık öyle bir illettir ki ahmağa da mazarrat verir, onunla konuşan da! Ahmağa vurulan dağ, Allah mührüdür. Ona bir çare bulmanın imkanı yok!” İsa nasıl kaçtıysa sen de ahmaktan kaç! Ahmakla sohbet, nice kanlar döktü! Hava,suyu yavaş, yavaş çeker, alır ya ahmak da dininizi böyle çalar, böyle alır işte.


''Neden tek suçu soru sorana yüklüyorsunuz?'' diye sormuşsunuz;
bu sorunuzu his dünyanız ile alakalı gördüğüm için cevap gereği duymadım zira böyle bir yüklemdede bulunmadım.

mantıklı cevaptan kasdım; basarın gördüğü şeyde basiretli olmaktır, basiret ile konuya yaklaşmaktır.
basireti kokuşmuş, felsefe logarlarında mantar tutmuş beyinler isa aleyhisselam ın kaçtığı tiplerdir ki zaten onlar kapsama alanımız dışındadır. hoş; eğerki kapsama alanımıza girerler ise elbetteki mataryalimiz var ama onları o kokuşmuşluk içinde kalmaları için koruyan ene ve gurur kalkanları da çok kalındır tüm mahiyetlerini sarmıştır.

bu adamlar felsefe ve nazariyat mevzuunda bizden çok daha ileride diyorsunuz birde kusura bakmayınız diyorsunuz!
felsefede ileri gitmek ne gibi bir hususiyetki bu onlar için bir artı olsun?
felsefe denen seviyesizlik akımı hakikat olana ne gibi bir zarar dokundurabilirki bizler elimizdeki hakikati ifadeden veya bize galip geleceklerinden ürkelim?
anlaşılan oki siz azcık frenkçe okumuş, başkalarının boğulduğu ama üstadın ayaklarını dahi ıslanmayan felsefenin tesiri altına girmişsiniz.
bana kalırsa asıl siz önce kendi cephaneninizi kontrol ediniz ve elinizde ne var ne yok ona bir bakınız. eğer elinizdekini bilirseniz muhatapla ona göre mücadele edersiniz.

hem işi teoride bu kadar zora sokan kişi pratiktede zorlanmaya mecbur kalır çünkü henüz kendi fikir dünyasında sukun bulmamış kavga halindedir.

düşmanın savaş stratejisine göre savaşmak demek ona hizmet etmektir savaşı kazansın diye.
eğer kendi taktiğiniz yok ise kendi stratejiniz ve silahlarınız yada muhatabı çekeceğiniz sahanız yok ise elbetteki böyle zorlanacaksınız ve çok güçlü silahlarınız olmasına ramen malup olacaksınız.
siz onlara felsefede nazariyede bizden çok ileriler demekle elinizdeki malzemeyi hafif görmekle 0-1 malup başlamış oluyorsunuz.


Misal: Tahrif dediğimiz şeyin tabiatı hakkında kaç tane çalışma gördünüz bugüne kadar? Niye yok.

aradığınız şey tam olarak nedir?

güneş güneştir ve ısısı ile muhatabını kavururken ışığı ile gözünü alır kör eder.
felsefe loğarında nemden mantar tutmuş beyinli onun ne kadar felsefesini yapabilir ? ondan ne alabilir yada ona ne ekleyebilir ? eksiltebileceği bir hakikati ilave edebileceği bir eksiği varmıdır ?!
denseki güneşe bak bu böyle böyle diyor sana güneşin diyeceği oki hele bi yakın gelsin bana ben ona benim hakkımda bilmediklerini öğreteyim yada hakikatim ne imiş görsün.
daha orada felsefe işe yaramaz hakikat kendini ispat eder.

şimdiye kadar pek çok hıristiyan pek çok yehovacı değişik bir çok sapkınla sahalarını konuştum ama nedense hiçte sizin zor dediğiniz yanlarını görmedim.
kendi sahalarında eğitimliler yada kendilerini eğitimli sanıyorlar ama delasmana çektiğim zaman rüzgarda sallanan yaprak gibiler.
tavsiye ederim eğer muhataplığınız var ise onlarla kendi sahanıza çekin deplasmanda oynamayın.
meşin yuvarlağın suni deri olması emitasyon olması yada camız derisinden yapılmış olması içindeki havanın basıncı topun sertliği yumuşaklığı veya dikiş şekli ile dikişte kullanılan ipliğini vs tartışmak futbol oynamak değildir.

selam ve dua ile

 
Kayıtlı

Hiç kimsenin, bizzat, tamamen anlamadan önce, bir doktrin veya bir felsefe üzerinde fikir yürütme hakkı yoktur. imam gazali..
*
Mesaj Sayısı: 1853
Çevrimdışı Çevrimdışı
« Yanıtla #14 : 24 Temmuz 2008, 10:45:43 10:45* »

1400 senedir yahudi ve hıristiyanlara sorular sorulur ve onlarda cevap verir.
bu sorular (yanlış hatırlamıyor isem) yaklaşık 900 sayfalık bir kitap içindeki yazılar üzerinedir.
1400 sene boyunca ve hala sorular soruluyor ise demek oki verilen cevaplar cevap niteliği taşımamaktadır.

1400 senedir İslam'a da sorular soruluyor, cevapları veriliyor. Verilen cevaplar yeni soruları da doğurabiliyor. Çünkü insan düşüncesi kendi ferdî planında sorularla ilerlediği gibi, umumi anlamda insanlık düşüncesi de böyle ilerler. Şimdi bu cevaplardan tatmin olmamış birisi kalkıp aynı şeyleri İslam için de söyleyebilir. soru sormak, verilen cevabın içinden bir başka soru sormak ve bunun böylece devam edip gitmesi verilen cevabın cevap olmadığını göstermez, çünkü bu durum mantık açısından soru soranla ilgili olduğu kadar soru sorulanla da ilgilidir. Neden tek suçu soru sorana yüklüyorsunuz?

bu iki inancın tahrifine deliller kitapların kendileri, tarihi süreçleri, bu kitaplara ve peygamberelere intisaplı kişilerin yaşantıları vs.
bu deliller hem afakidir hem enfüsidir.
bunların delil olduklarının ispatı ise bunlara mantıklı cevap verilemeyişi yada hiç cevap verilemeyişidir.
sağlam ve kesin delil olmadan ikna olmaz. deliller kişiyi iknaya zorlasada başka alternatif bir bir materyal olmasada

Mantıklı cevaptan kastınız nedir? Bir adama şöyle bir soru soruyorsunuz; "Tanrı nasıl baba olabilir, bu çok mantıksız?" adam cevap veriyor; "o bir mecazdır, baba lafzı Rabb manasına tevil edilerek hakikate tevcih edilir, oğul ise ortak tabiata sahip olmaktan kinayedir." bu cevap gayet mantıklı. Kusura bakmayın, bu adamlar felsefe ve nazariyat mevzusunda bizden çok daha ilerideler, bu yüzden
bu tip yaklaşımlarımızı daha iyi sağlamlaştırmamız lazım. Açık söylüyorum, cephane eksikliğimiz yok ama mühimmatı kullanmasını bilmiyoruz, gez-göz-arpacık-ateş etmekten başka yapabileceğimiz şeyler
olmalı.

Misal: Tahrif dediğimiz şeyin tabiatı hakkında kaç tane çalışma gördünüz bugüne kadar? Niye yok.

  tahrifatlar ile ilgili kitaplar var hatta nasrani alimlerini bilie kabul etmek zorunda bırakan kitaplar var...

  birde dikkat ederseniz m_ducane nin söyledikileri ile sizin söyledikleriniz aynı...
Kayıtlı

Umarmıydık Tavanlar Yerde Yatsin Rahneden Bitap
Eşiklerden Yosun Bitsin örümcek Bağlasin Mihrap

Umarmıydık Cemaat Bekleyip Durdukça Minberler
Dökülmüş Dört Direk Görsün Serilmiş Bir Yiğin Mermer
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: