Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« : 25 Kasım 2007, 00:33:29 00:33* » |
|
Dr. Hasan AYDINLI
Hatalarımızın uygun şekilde bizlere ifade edilmesi ve bizim bunu kabul etmemiz, şahsî kemâlât açısından gereklidir. Birçok insanın hiç hoşlanmadığı tenkitte gaye ve ölçü ne olmalıdır, Peygamberimiz’in (sas) bu husustaki metotları nelerdir?.. Menfî tenkidi alışkanlık haline getiren kişilerin şuuraltında hangi düşünceler yatıyor olabilir, menfî tenkitçilerin toplum içindeki yeri nedir?.. Tenkidin ferdî ve içtimaî hayatta sebep olduğu hasarlar, olumsuzluklar... Tenkitte mihenk taşımız ne olmalıdır?
Her şeyi tenkit eden bir adam bir tabloyu da tenkit etmiş. Yanındaki: ‘Sen hiç bu kadar güzel bir eser meydana getirdin mi?’ deyince, adam: “Arkadaşım ben yumurtlamayı bilmem; ama bir yumurtanın sağlam veya çürük olduğunu pek âlâ anlarım.” diye cevap vermiş.
Birilerinin tenkit ettiğini, birilerinin de tenkit edildiğini sık sık görürüz. Acaba insanlar niçin tenkit eder? Tenkit etmenin arkasındaki psikolojiler nelerdir? Tenkidin faydaları var mıdır? Müspet tenkit nasıl yapılır? Tenkidin insan psikolojisine tesirleri nelerdir?
Tenkit; sözlü, yazılı veya fiilî olabilir. Lûgat mânâsıyla tenkit; herhangi bir insan, eser veya konunun, doğru-yanlış, eksik-fazla, güzel-çirkin yanlarını bulup gösterme işidir. Tenkidin ahlâkî zâviyeden iyi veya kötü olarak vasıflandırılması; kime, ne zaman, nerede, hangi dozda, hangi maksatla ve ne niyetle yapıldığına bağlıdır. Bu açıdan bakılınca tenkit, müspet tenkit (yapıcı olan, fayda sağlayan) veya menfi tenkit (yıkıcı ve zarar veren) olarak ikiye ayrılır. Tenkidin tesiri de yukarıda zikredilen hususiyetlere bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.
Kişi niçin tenkit eder?
Ferdî ve içtimaî hayatın daha iyi hâle gelmesi için hataların fark edilip usûlünce ifade edilmesi yararlıdır. Ancak bu ifade şeklinin kişiye ve çevresine zarar vermemesi ve ifadelerin iyi niyetli olması gerekir. Bu şekilde yapılan müspet tenkitlerde yanlışı düzeltme mülâhazası vardır.
Aile ve cemiyette menfî tenkide kilitlenenler, giderek her şeyde bir olumsuzluk arama gibi bir duruma düşerler. Bu şekilde tenkidin bir alışkanlık olarak yapıldığı sık görülür.
Yıkıcı tenkidin gerisinde hissî ve nefsî mülâhazalar yatabilir. Rekabet ve kıskançlık da, kişiyi sürekli tenkide sürükler. Bu durumda tenkide mevzu olan hususu düzeltme ve çözme gayesi veya iyi niyet olmadığı için, iki taraf da bundan zarar görür. Kısacası ‘üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek’ niyeti ile konuşmamak gerekir. Değerlendirmelerde samimi olmak, hissî ve nefsî mülâhazaları terk etmek, çoğunlukla yıkıcı tenkit yapmamıza engel olsa da, bu tenkidin yerini, zamanını, dozunu ve üslûbunu ayarlayamadığımız takdirde, yıkıcı tenkitlerle karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.
Yıkıcı tenkit içtimaî bir hastalık haline gelebilir. Meselâ medyada ‘hatırı sayılır’ kişilerin bile, duygularına yenik düşerek yaptıkları yıkıcı tenkit şaşırtıcıdır. Tv’deki birçok tartışma programındaki tenkidin gerisinde, iyi niyetli bir yaklaşım yerine daha çok karşıdaki kişiye maddî- mânevî zarar verme gayesi vardır. Karşıdaki kişi ne söylerse söylesin, tek taraflı değerlendirme ve sonrasında tenkit yapılmaktadır. İçtimaî hayatı derinden yaralayan bu üslûbun yeni yetişen nesillere sirayet etmeden değiştirilmesi gerekir.
Batı kaynaklı “kişisel gelişim”de ferdiyetçiliğin bir kurtuluş gibi görüldüğü günümüzde, şahsiyet ve benlik aşırı yüceltilmiştir. Bu durumda, ‘var olmak için yok etme’ veya en başarılı olmak adına diğerleri geçilmeye çalışılıyor, diğer insanlar yıkıcı bir üslûpla tenkit ediliyor ve şahsî çıkarlar korunuyor. Benlik ve enaniyetin, menfî tenkidi artırdığı görülmektedir.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 4805
Çevrimdışı
Zafer için değil, sefer için emir aldık.
|
 |
« Yanıtla #1 : 25 Kasım 2007, 00:48:35 00:48* » |
|
kırık_testi hocam tenkit' in kişisel tanımı tam sınırlandırılmadan da olsa yapılmış; fakat kim tenkit edebilir, hangi koşulda tenkit gereklidir veya herkez tenkit etmek için yetkin midir gibi konular bu kısacık yazıya sığmayacağı için bahsi edilmeden geçilmiş. Dr. AYDINLI' nın bu konuyu daha da açıklayıcı şekilde ifade ettiği yazıları var ise paylaşımın devamını beklerim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Yalan bin boyalı, gerçek boyasız... Yalan-kıpkırmızı, gerçek- ak olur. Yalan kışkırıkçı, yalan hayasız... Gerçekse her zaman utangac olur.
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #2 : 29 Kasım 2007, 03:10:32 03:10* » |
|
Allah razı olsun. Devamını aktaralım inş.
Tenkitçinin psikolojisi
Yıkıcı tenkitlerde empati eksikliği vardır, karşıdakinin psikolojik durumu pek düşünülmez. Yeterince empati kurabilen kişilerde yıkıcı tenkit daha az görülür.
Negatife odaklanan ve karamsar kişilerde ise, eksik tarafı bulma daha fazla söz konusudur. Herkesin ve her hâdisenin eksik ve yanlışlıkları onları etkiler. Mutsuz ve distimik (uzun süreli hafif mutsuzluk hali) kişilerde, iradî veya gayri iradî karamsar bakış açısı tenkidi artırır. Bu durumdaki kişiler, içlerinde bulundukları durumu fark edemeyebilirler. Çevredekilerin bunu fark etmesi ve böyle kişilere yardımcı olması gerekir. Meselâ karamsar bir çocuk oyun esnasında arkadaşlarının kendisine yaptığı normal davranışı bile kasıtlı olarak değerlendirir, onları tenkit eder ve sevilmediğini düşünür. Bu durumda onu yakından tanıyan kişilerin onunla ilgilenmesi gerekir.
Aşırı mükemmeliyetçi kişilerde, kendini ve başkalarını sürekli değerlendirme, hataları bulup çıkararak her şeyin hatasız olmasını isteme gibi bir tavır görülür. Mükemmeliyetçi kişiler, çevresindekilerin hatalarını bularak stresin artmasına sebep olurlar. Meselâ mükemmeliyetçi bir anne, çocuğunun not olarak dört almasını bile kabullenemez; hep beş almasını ister. Bu ise, çocuğun stresinin artmasına, başarısının azalmasına yol açabilir. En mükemmeli istemek ve beklemek bazı güzelliklerin sönmesine sebep olabilir.
Tenkitçinin şuuraltında “Ben daha iyi bilirim, daha iyi yaparım” gibi bir düşünce olabilir. Bu düşünce ile kişilerin veya herhangi bir hâdisenin yanlış yanlarını bulur. Buna istinaden, karşıdaki kişiden daha iyi bildiğini kendince ispat etmiş olur. Böylece benliğin ve enaniyetin daha da artmasına sebep olur. Bu türlü tenkit giderek yıkıcı bir mahiyet kazanabilir.
Kimileri ise, hatalarını gayri iradî olarak örtmek için tenkit eder. Özellikle kurumlarda bu durum daha da yaygındır. Başkaları tenkit edildiğinde veya eksik tarafları bulunduğunda, tenkitçi yerinin sağlamlaştığını sanır, hatalarının örtüldüğünü düşünür. Aile içinde de, yanlışların hep başkalarına mal edilmesi, kişinin kendi hatalarını düzeltmesine engel teşkil eder ve aile içi münasebetlerin zedelenmesine yol açar. Sürekli her şeyi ve herkesi olumsuz bakış açısı ile değerlendiren kişiler, kendilerini strese ve kaygıya ittikleri gibi, çevrelerine de negatif enerji yaydıklarından yalnızlaşırlar.
Tenkit edilenin psikolojisi
Söylenen her kelimenin karşı tarafta bir yansıması vardır. Bu yansıma müspet veya menfi olabilir. Bir değerlendirme yapmadan önce, neyi niçin eleştirdiğimizi ve bunun sonucunda kimin ne kadar fayda göreceğini hesaba katmalıyız. Söylediklerimizle sadece karşı tarafa mesaj vermekle kalmayıp, o kişinin kısa, orta ve uzun vadedeki davranışlarına da tesirde bulunduğumuzu unutmamalıyız. Olumlu üslûbu yakalayamadığımız değerlendirmelerde karşı tarafa zarar verebileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız.
Tenkit, daha ziyade tenkit edilen tarafta strese yol açar; bu da kişilerin zamanla birbirinden uzaklaşmasına sebep olur. Her şeyi yıkıcı bir şekilde tenkit eden kişilerin, aile içinde bile yalnız oldukları görülür. Kimse o kişiye bir şey bahsedemez hâle gelir; çünkü karşılığında sürekli bir olumsuz değerlendirme görmektedir. Tenkit ile birlikte muhatapta kırılma ve dışlanma duygusu oluşabilir. Bir kişinin sürekli eksik taraflarını söylediğimizde, o kişinin kendine bakış açısı olumsuz hâle gelir. Kendisini yetersiz ve başarısız hisseder. Bu durumda endişesi artar. Endişe ve stresi artan kişilerin de, hataları çoğalır. Yani fâsit daire oluşur. Tenkit, stresi; stres de hatayı beraberinde getirir. Sık hata yapan kişi ise daha çok negatif mesaj almış olur. Tenkit ile karşı tarafın ya cesaretinin azalarak pasifleşmesine veyahut daha da hiddetlenmesine sebep olunabilir. Sürekli olumsuz sözler işiten insanlarda, tenkit edilme korkusu ile cesaretsizlik başlar. Tenkit ettiğimiz kişinin bize karşı içten içe öfke duyması halinde de aradaki diyalog bozulur. Bir kişinin veya şeyin, birçok güzel tarafı olduğu halde sadece hatalı ve yanlış yönlerini açığa çıkarmak hakkaniyet ve adalet ile açıklanamaz. Tenkit edilen kişinin güzel yönlerinin fark edilmemesi, o kişinin güzelliklerinin azalmasına sebep olur. Bir bahçede onca güzel çiçek varken, sadece birkaç yabanî ota takılmamız o çiçeklerin zamanla azalmasına yol açabilir. Sürekli tenkit edilen kişinin mutsuzlaşması ve içe kapanmasına sebep olabiliriz.
...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #3 : 10 Aralık 2007, 02:23:43 02:23* » |
|
Müspet tenkit nasıl olur?
Bir konuyu veya kişiyi değerlendirirken niyetimiz ve tercih ettiğimiz üslûp çok önemlidir. Karşı tarafın tenkidimizden istifade etmesinde en önemli unsur niyetimizdir. Lisan-ı hâlimizle ve konuya yaklaşımımızla iyi niyetimizin hissettirilmesi gerekir. Tavır ve üslûp çok önemlidir. Karşıdakinin bize tavır almasına sebep olacak tutumlardan kaçınmalıyız. Tenkit yumuşak bir üslûpla yapılmalıdır. Böylece yapıcı ve müspet davranmış oluruz. Karşı tarafın da alıcılarının açılmasına ve görüşlerimizden istifade etmesine zemin hazırlarız. Niyetimizin ve üslûbumuzun iyi olmadığı tenkitlerde ise, hem bizden uzaklaşmasına hem de görüşlerimize karşı alıcılarını kapatmasına sebep olabiliriz.
Değerlendirdiğimiz şeyin anlayışımıza göre eksik ve yanlış tarafları varsa, subjektif tenkit yapmış oluruz. Kriter ve standartlara göre değerlendirmeler yapılmışsa objektif tenkit yapılmış olur. Buna şöyle bir misal verilebilir: Bir söze başlarken ‘bana göre, bana sorarsan, benim anlayışıma göre’ gibi ifadeler, karşı tarafın cephe almasına sebep olabilir. Bunun yerine, standartlarımızı daha objektif kaynaklara dayandırarak söze, ‘falan kitaba göre, bazı büyük zatların dediğine göre’ şeklinde başlamamız faydalı sonuçlara vesile olabilir.
Amirlerimizin veya bilgi ve tecrübelerinden yararlandığımız kişilerin tenkidi müspet kabul edilir. Çünkü bu kişilerin görüş bildirmesi ile karşı tarafın iyiliği, faydası ve olumlu bir hale gelmesi sağlanır. Birçok kimse bu kişilerden aldığı tenkitlerle kendini yetiştirir ve eksikliklerini gidermeye çalışır. Hattâ böyle bir değerlendirmenin olması yetişme ve yetiştirme açısından gereklidir.
Tenkitteki gâyemiz karşıdaki kişinin hatasını düzeltmek olsa bile, o hatanın yerleşmesine sebep olabiliriz. Bir kişiye yanlışını söylemekten ziyade, ona nasıl olması gerektiğini söylemeliyiz. Eğer karşımızdaki kişi hatalarının söylenmesine alışmışsa, artık bunları tekrar tekrar tenkit etmek doğru olmaz. Bu tür kişilere hataları söylendikçe hatalarının yerleşmesine yol açabiliriz. Bunun yerine, bu kişilerin olumlu yönlerini ön plâna çıkarıp eksik yanlarına işaret etmek daha faydalıdır.
Efendimiz (sas) insanların hatalarını isim vermeden düzeltmeye çalışmıştır. Şahısların hatalarının ön plâna çıkarılması, isim verilerek konuşulması, şahsın psikolojisi açısından uygun olmayabilir. Bu konuda Efendimiz (sas) bize rehberdir.
Çocuklarla olan münasebetlerde onların iyi yönlerini ön plâna çıkarmak önemlidir. Meselâ sınıfta bir soru sordunuz. Öğrencilerden birisi cevap verdi; ama verdiği cevap yanlış. Bu durumda yanlışa işaret etmeden öğrencinin olumlu yönlerini, cevabındaki bilgi parçalarını kullanarak onu rahatlatmalıyız. Daha sonra cevabın yanlış olduğunu ifade etmeliyiz. Bu durumda öğrenci kırılmayacak ve sonraki sorularda cevap verme cesareti bulacaktır.
Takım halinde çalışanların, arkadaşlarını tenkitten kaçınması gerekir. Tenkit eden kişi, başkalarının da tenkide başlamasına kapı açar; dedikodu ve gıybetin artışına sebep olur. Bu durumda bir arada çalışma ruhu zedelenir. Kişiler sürekli birbirlerinin hatalarını görmeye başlar. Kardeşlik ve arkadaşlık zarar görür. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle der: “İkinci düstürunuz: Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir. Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez; bir gözü bir gözünü tenkit etmez; dili kulağına itiraz etmez; kalb ruhun ayıbını görmez.. belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine destek olur; yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.’’ 3
Tenkit ile Kur’an-ı Kerim’deki ‘nasihatle kötülükten uzaklaştırma’ arasında fark vardır. Mü’minlerin kardeşlerinde gördükleri eksiklikleri iyi niyetle ifade etmelerindeki ve nasihatte bulunmalarındaki niyet ve yaklaşım mü’mine yakışır olmalıdır.
Ölçümüz şu olmalıdır: ”Her şeyi tenkit, her şeye itiraz bir yıkma hamlesidir. İnsan bir şeyi beğenmiyorsa daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Yıkmaktan harabeler, yapmaktan mamureler meydana gelir.” 2
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderatör
Mesaj Sayısı: 921
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #4 : 10 Aralık 2007, 02:57:01 02:57* » |
|
Müspet tenkit nasıl olur?
Tenkitteki gâyemiz karşıdaki kişinin hatasını düzeltmek olsa bile, o hatanın yerleşmesine sebep olabiliriz. Bir kişiye yanlışını söylemekten ziyade, ona nasıl olması gerektiğini söylemeliyiz. Eğer karşımızdaki kişi hatalarının söylenmesine alışmışsa, artık bunları tekrar tekrar tenkit etmek doğru olmaz. Bu tür kişilere hataları söylendikçe hatalarının yerleşmesine yol açabiliriz. Bunun yerine, bu kişilerin olumlu yönlerini ön plâna çıkarıp eksik yanlarına işaret etmek daha faydalıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle der: “İkinci düstürunuz: Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir. Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez; bir gözü bir gözünü tenkit etmez; dili kulağına itiraz etmez; kalb ruhun ayıbını görmez.. belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine destek olur; yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır.’’ Ölçümüz şu olmalıdır: ”Her şeyi tenkit, her şeye itiraz bir yıkma hamlesidir. İnsan bir şeyi beğenmiyorsa daha iyisini yapmaya çalışmalıdır. Yıkmaktan harabeler, yapmaktan mamureler meydana gelir.” 2
rabbim bizleri islah eylesin ne incelik--
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
yakında....bekleyin...
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #5 : 15 Aralık 2007, 11:14:48 11:14* » |
|
Din nasihattir. Ancak herşey de edep olduğu gibi toplum katmanlarını birarada tutan birlik ve gücü ziyadeleştiren müspet tenkit teki ölçü hepimiz için kaçınılmazdır. Yapılan hata şahsı değil toplumu ilgilendirir. Efendiler Efendisi (sav) her konuda ümmetine açık ve net mesajlar iletmiştir. Bu konuda ResulAllah (sav)'ın sünnet ve hadislerindeki ve Rabbimiz'in Kuran-ı Kerim deki emirlerini soluklamalı, ruhlarımıza sindirmeliyiz. Nefs den beslenen tenkit, uçurumun kenarında yürüyüp de ne yaptığının farkında olmamadır Allah muhafaza.
Rab Yar ve Yardımcımız olsun. Dua ile...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #6 : 24 Aralık 2007, 08:32:31 08:32* » |
|
Tenkidin faydaları var mıdır?
Müspet tenkidin faydaları olmasına karşılık yıkıcı tenkidin zararları vardır.
Hataların süreklilik kazanmaması ve büyümemesi açısından tenkidin yararları vardır. Kişinin kendini bir aynada seyretmesine ihtiyaç vardır. Müspet tenkit ayna vazifesini görür. Kendimizi bu aynada seyreder hatalarımızı görür ve düzeltiriz. Yerinde tenkitler, insanların bir arada çalıştığı yerlerde sağlıklı işleyiş açısından gereklidir. Ancak yıkıcı tenkit bu gibi yerlerde ciddî sıkıntılar oluşturur. Bunun yerine müspet tenkidin yapılması gerekir.
Müslümanlara, bir kötülük gördüklerinde, duruma göre, önce elleri, sonra dilleri ile engellemeleri, buna güçleri yetmiyorsa da kalbleri ile buğz etmeleri emredilir. Bu mülâhaza ile yanlışın uygun bir şekilde engellenmesi faydalı olacaktır.
Çoğumuz hatalarımızın söylenmesinden pek hoşlanmayız. Yanlışlarımızın bize uygun bir şekilde ifade edilmesi ve bunu kabullenmemiz şahsî kemâlat açısından gereklidir.
Eğitim ve öğretimde de müspet tenkit, hem iyi eğitimi destekler, hem de bilimin gelişmesine katkı sağlar.
İster amir, ister memur, isterse de ailede bir eş olalım, günlük hayatımızda müspet bakış açısı hâkim olmalıdır. Bu bakış açısına sahip kişilerin hayatta başarılı olduklarını ve etraflarında çok sevildiklerini görmekteyiz.
Sonuç olarak
Her şeyi tenkit edenler, kendilerini de nefis muhasebesine tâbi tutmuyorlarsa, bu durum onların hatalarını düzeltmelerine engel teşkil eder. Hep başkalarını tenkit eden kişilerin kendi hataları konusunda da aynı hassasiyeti göstermeleri gerekir.
Tenkit alışkanlığı, dedikodu ve gıybeti beraberinde getirebilir. Dolayısıyla tenkide başlayan kişi, bir süre sonra dedikodu ve gıybete de yakalanabilir.
Yapıcı olmak ve güzeli takdir etmek, her zaman teşvik edilen bir davranıştır. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.’’ ifadesi bizler için bir mihenk taşı olmalıdır. Hayatımıza bakışımızı buna göre ayarladığımızda, hem kalb kırmamış, hem de müspet davranmış oluruz.
Tahribin tamire göre daha kolay olduğu bilinmesine rağmen, tahripçi tenkit üslûbunun toplumumuzda yaygınlaştığını müşahede edilmektedir. Birilerini menfî tenkit ederek sıkıntıya sokmanın prim yaptığı ve bunu alkışlayan insanların kolayca bulunduğu ortamda, müspet davranmak zordur. Tenkit edilen kişinin ruh halini göz önüne alıp öyle konuşmak, tenkit etmeden önce nefis muhasebesi yapmak gerekir.
Ona-buna eksiklik-bozukluk atfedenler, kendilerini ifade etmek için herkesi hor görürler. Bunlar gönüllerine göre kendilerini ifade edemedikleri için hep âlemin kusurları ile meşgul olurlar. Aleyhissalâtü vesselam Efendimiz, "O bozuk, bu bozuk, şu da bozuk." diyene "Bozuk olan asıl kendisidir." manasına şöyle buyurmuştur: "İnsanlar helak oldu diyen asıl kendisi helak olmuştur." Kişinin vicdanı ve kalbi duru olsa her şeyi duru görür. Mizaç bakımından herkeste kusur arayanları, birkaç hafta Cebrail Aleyhisselam'la buluştursan onda da kusur bulur ve "Ayağını nasıl kaydırabilirim?" yolları araştırır. Aslında bozukluk bu tip insanların karakterlerindedir. Bunların ahlâk anlayışı geçimsizliktir. Bu tip hiç kimse ile geçinemeyenlerin bütün derdi, kendini ifade etmektir. Bunlar sürekli kendilerinden bahsedilmesini, hep kendilerine değer verilmesini ve her zaman öne çıkarılmalarını isterler. Bir işi üstün bir başarıyla tamamladığı zaman şunu diyebiliyor musun: "Eğer şu arkadaş veya benden başka birisi yapsaydı, bu iş neticeleri itibarıyla daha çok hayırlara vesile olacak ve dolayısıyla daha fazla başarı elde edilmiş olacaktı."
İşte bu anlayış Kur'ân ruhunun ve Peygamber ahlâkının ifadesidir. Aksine hep beklenti içinde olup kendini her zaman öne sürmeye kalkanlar, hezeyanlarını bir ruh hastalığı içinde yaşayanlardır.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #7 : 14 Şubat 2009, 23:10:33 23:10* » |
|
Konu ile ilişkili bir yazı...
Tenkitte Denge Sözlük manası; “Bir kimse veya şeyin iyi veya kötü yanlarını bulup meydana çıkarmak” olan tenkit, halk arasında genellikle menfi manada kullanılmaktadır. Hâlbuki kavramların hemen hepsinin menü ve müspet manaları ve uygulamaları vardır. Tenkit de müspet yönüyle fert ve toplum hayatımız için çok faydalıdır. Onun menfi yönünden zarar görmemenin yolu, yasaklar koymak değil, meşru sınırlarını çizmektir. Çünkü insan, çevresiyle, zihnen ve hissen devamlı irtibat halindedir ve içinde bulunduğu ortam hakkında değerlendirmelerde bulunmasını önlemek de mümkün değildir. Önemli olan bu değerlendirmelerde belirli ölçülere riayet edilmesidir ki, gıybet ve sü-i zan sınırlarına varılmasın ve insanlar arası ilişkiler zarar görmesin.
Kâinattaki olaylara ve insanlara ifrat derecede hüsn-ü zanla bakmak, bir nevi Polyannacılıktır ve bu durum mükemmelleşmeye bir engeldir. Çünkü -peygamberler istisna tutulursa- insanoğluna ait olan şeylerde mutlak doğru ve yanlış yoktur. En batıl bir fikirde bile bir hakikat kırıntısı bulunabileceği gibi, en üstün bir sistemin de birçok eksik yanı olabilir. Gerçi “güzel gören güzel düşünür”, ama eksiklikleri görmeyenin de terakki etmesi mümkün değildir. Herkes birbirini mükemmel gördüğü takdirde, kim kime neyi nasihat edecek ve ‘emri bil maruf nehyi anil münker’ için gerekli motivasyon nasıl sağlanacaktır?
Mükemmele ulaşma gâyesiyle yola çıkan bir insan, işe, kendini tenkitle başlamalı ve irtibatlı olduğu sosyal daireleri merkezden en geniş daireye kadar iyi ve kötü yanlarıyla ele alarak değerlendirmelidir ki, hayatını mükemmele ulaşma yolunda sürdürebilsin.
İki yanı keskin kılıç misali tahrip ve tamire açık tenkidin, zarar ve faydalarını ve dikkat edilmesi gereken prensiplerini, fert ve toplum seviyelerinde olmak üzere iki ana başlık altında toplayabiliriz
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Mesaj Sayısı: 1410
Çevrimdışı
TÜKENMEZ HAZİNEMİZ SEVGİ; HEM DE HAKK AŞKINA!...:)
|
 |
« Yanıtla #8 : 14 Şubat 2009, 23:29:39 23:29* » |
|
Sevgili "kırık_testi" Kardeşimiz,
Bu faydalı paylaşımınız için ALLAH(cc) razı olsun, eliniz-emeğinize sağlık. 
İnsan olarak evvela kendi üzerimizdeki menfilikleri söküp atmalıyız ki -tenkit etmek yerine müsbet manada imrenilecek- iyi bir örnek olabilelim İNŞAALLAH.
Daim selam, sevgi, dua ve muhabbetle..
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 5580
Çevrimdışı
Ümidini Yitirme!
|
 |
« Yanıtla #9 : 04 Mayıs 2009, 14:30:01 14:30* » |
|
Müspet tenkit nasıl olur?
Bir konuyu veya kişiyi değerlendirirken niyetimiz ve tercih ettiğimiz üslûp çok önemlidir.
Karşı tarafın tenkidimizden istifade etmesinde en önemli unsur niyetimizdir.
Lisan-ı hâlimizle ve konuya yaklaşımımızla iyi niyetimizin hissettirilmesi gerekir.
Tavır ve üslûp çok önemlidir. Karşıdakinin bize tavır almasına sebep olacak tutumlardan kaçınmalıyız. Tenkit yumuşak bir üslûpla yapılmalıdır. Böylece yapıcı ve müspet davranmış oluruz.
Karşı tarafın da alıcılarının açılmasına ve görüşlerimizden istifade etmesine zemin hazırlarız. Niyetimizin ve üslûbumuzun iyi olmadığı tenkitlerde ise, hem bizden uzaklaşmasına hem de görüşlerimize karşı alıcılarını kapatmasına sebep olabiliriz. Allah razı olsun kırıktesti.. çok güzel bir konu şimdilik bu dikkatimi çekti ama müsaid bir vakitte hepsini okumak üzere kütüphaneme ekliyorum..
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.
Enfâl-29
|
|
|
Mesaj Sayısı: 8
Çevrimdışı
"Temizler, temizleredir." (24:26)
|
 |
« Yanıtla #10 : 11 Mayıs 2009, 17:15:38 17:15* » |
|
Zamanı hakkında malumatımın olmadığı, büyüğümüze ait bir mektup:
G I Y B E T V E T E N K İ T
Eğer birisi herkesi tenkit ediyor, herkeste kusur arıyorsa bir gün onun dalalete uğrayacağı endişesini taşıyorum ve bu endişemi yeneceğim herhangi ciddi sebep göremedim, kanaatim devam ediyor. Kendini tenkide vermiş, tenkide kilitlenmiş insanların akıbetinden endişe ediyorum.
Hafazanallah bu, küfre düşeceklerinden endişe ediyorum demektir. Bu açıdan arkadaşlarımız ağızlarını kirletmesinler . Ağzın kirlenmesi kalbin kirlenmesinden olur. Fesad-ı kalb olmazsa fesad-ı lisan olmaz. İçi bozuklar vardır ki dilleri sürekli tenkiddedir.
Sizin Cebrail kadar aktiviteniz olsa, hayata mazhar olsanız, o kadar çalışsanız, o kadar ihlaslı olsanız o kadar samimi olsanız eğer birbirinizi tenkit ediyorsanız, vallahi, billahi,tallahi, oradaki hizmetinizde bereket bulamazsınız. Az gidersiniz, uz gidersiniz, dere tepe düz giderseniz, fakat bir çuvaldız boyu yol alamazsınız.
Şu an Türkiye’de , çok az yerde değişik birimlerde kendi cemaatini tenkit eden bazı arkadaşlarımız yüzünden bereketin, selin önündeki kütükler gibi sürüklenip gittiğini gördükçe, yer yer “Allah’ım hidayet eyle” diyorum. Yer yerde “Bu iki tane kalbi bozuk, dili bozuk, eğer bunları alıp götürmenle bu afeti def edeceksen bunları al götür.” diyorum. Kim diyor bunu? Düşmanlarının ölümü karşısında bile ağlayan bir kalp söylüyor. Çünkü, bir yerde hizmet her şeyin önüne geçer.
Gıybet edenlere de , kardeşini çekiştirene de yerinden kalkamayacak şekilde 39 değnek atmayı, hatta dillerini kesmeyi bile düşünüyorum.” Saçlarına ak düşmüş, saçları dökülmüş ,kel ...” demek bile gıybettir. Birilerini çekiştirmeyi hizmet sayan hainler var. Esasen, avrat gibi dedikodu yapanlar bu hizmete sonradan girenlerdir.
İnsan Müslüman aleyhinde ne derse , ne düşünürse mutlaka başına gelir.Yeminle söylüyorum gelir. Kendisinin başına gelmezse de ailesinden birisinin başına muhakkak gelir...
Üstadımızın birini çekiştirdiğini gördünüz mü? Lütfen bu konuda hassas olalım. Bunun her yerde tahşidatını yapalım. Ve ahlak haline getirelim. Zira böyle günahlara önem vermeyen ateşle oynuyor demektir.
Ben arkadaşlardan rica ve istirham ediyorum, küfür saysınlar gıybet ve tenkidi. Ellerini ayaklarını öpeyim, şu bembeyaz olmuş saçlarımla başımı kaldırım taşı gibi ayaklarının altına koyayım. Allah rızası için, Resulullah aşkına , Hz üstadın hatırı için, bu uğurda hizmete giderken ölen şehitlerin hatırı için, Allah aşkına birbirlerini tenkit etmesinler, ben biraz daha sabredeceğim. Biraz daha dişimi sıkıp dayanacağım, ama bir gün ellerimi açıp hala tenkit etmeye devam edenlere “Allah’ım , şimdiye kadar sadece düşmanları sana havale ediyordum. Düşmanca duygularla bu hizmetin üzerine giden arkadaşları da sana havale ediyorum.” Derim diye korkuyorum. Yalvarıyorum size Allah aşkına, hizmetin bereketine dokunmayalım, tenkit etmeyelim, ve musibeti ikileştirmeyelim............
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Dışıyla mukassi, içiyle muallâ olmak; Fevvâre değil, girdap gibi muamma olmak...
|
|
|
Mesaj Sayısı: 191
Çevrimdışı
MÜ'MİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER...(HUCURAT 10)
|
 |
« Yanıtla #11 : 19 Ekim 2009, 22:46:36 22:46* » |
|
müslüman hak için konuşup hak için susmalı.bediüzzaman da tenkit ve eleştiri yapmıştır.her eleştiri gıybet değildir.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Kalp kırdıysan bugün o kıldığın NAMAZ DEĞİLDİR ! Eğer yıktıysan bir mü'min kalbini o yaptığın SECDE DEĞİLDİR !!!
|
|
|
Moderatör
Mesaj Sayısı: 921
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #12 : 26 Şubat 2010, 17:04:59 17:04* » |
|
müslüman hak için konuşup hak için susmalı.bediüzzaman da tenkit ve eleştiri yapmıştır.her eleştiri gıybet değildir.
her eleştiri gıybet değildir evet eleştiri yapacak kişinin gıybet olmayacak eleştirel bakış secmesi ayrı..
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
yakında....bekleyin...
|
|
|
Moderator..
Mesaj Sayısı: 4379
Çevrimdışı
|
 |
« Yanıtla #13 : 26 Şubat 2010, 21:28:58 21:28* » |
|
Rab sizlerden de razı olsun.
nefs işin içine girmemeli.
böyle eroğluerlerin sayısını Rab çoğaltsın. istişare ile gıybeti karıştırıp ortalığı bulandıranlara fırsat vermesin
dua ile...
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
Yönetim
Mesaj Sayısı: 4384
Çevrimdışı
Her Şey Düşlerle Başlar...M.F.G
|
 |
« Yanıtla #14 : 24 Nisan 2010, 13:32:30 13:32* » |
|
Sonuç olarak
Her şeyi tenkit edenler, kendilerini de nefis muhasebesine tâbi tutmuyorlarsa, bu durum onların hatalarını düzeltmelerine engel teşkil eder. Hep başkalarını tenkit eden kişilerin kendi hataları konusunda da aynı hassasiyeti göstermeleri gerekir.
Tenkit alışkanlığı, dedikodu ve gıybeti beraberinde getirebilir. Dolayısıyla tenkide başlayan kişi, bir süre sonra dedikodu ve gıybete de yakalanabilir.
Yapıcı olmak ve güzeli takdir etmek, her zaman teşvik edilen bir davranıştır. “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.’’ ifadesi bizler için bir mihenk taşı olmalıdır. Hayatımıza bakışımızı buna göre ayarladığımızda, hem kalb kırmamış, hem de müspet davranmış oluruz.
Tahribin tamire göre daha kolay olduğu bilinmesine rağmen, tahripçi tenkit üslûbunun toplumumuzda yaygınlaştığını müşahede edilmektedir. Birilerini menfî tenkit ederek sıkıntıya sokmanın prim yaptığı ve bunu alkışlayan insanların kolayca bulunduğu ortamda, müspet davranmak zordur. Tenkit edilen kişinin ruh halini göz önüne alıp öyle konuşmak, tenkit etmeden önce nefis muhasebesi yapmak gerekir.
Ona-buna eksiklik-bozukluk atfedenler, kendilerini ifade etmek için herkesi hor görürler. Bunlar gönüllerine göre kendilerini ifade edemedikleri için hep âlemin kusurları ile meşgul olurlar. Aleyhissalâtü vesselam Efendimiz, "O bozuk, bu bozuk, şu da bozuk." diyene "Bozuk olan asıl kendisidir." manasına şöyle buyurmuştur: "İnsanlar helak oldu diyen asıl kendisi helak olmuştur." Kişinin vicdanı ve kalbi duru olsa her şeyi duru görür. Mizaç bakımından herkeste kusur arayanları, birkaç hafta Cebrail Aleyhisselam'la buluştursan onda da kusur bulur ve "Ayağını nasıl kaydırabilirim?" yolları araştırır. Aslında bozukluk bu tip insanların karakterlerindedir. Bunların ahlâk anlayışı geçimsizliktir. Bu tip hiç kimse ile geçinemeyenlerin bütün derdi, kendini ifade etmektir. Bunlar sürekli kendilerinden bahsedilmesini, hep kendilerine değer verilmesini ve her zaman öne çıkarılmalarını isterler..
Allah razi olsun.Muzakere edilerek okunmasi gereken bir makale
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Allâhümme salli âlâ Seyyidinâ Muhammedin tıb-bi'l-kulûbü ve devâihâ ve âfiyet'eli'bdâni ve şifâihâ ve nûri'l-ebsâri ve zıyâihâ
|
|
|
|